İflas kararının kesinleşmesi üzerine anılan borçlu hakkındaki takip ve hacizlerin İİK. mad. 193/2 uyarınca düşeceği- Borçlu hakkında verilen iflas kararının kesinleşmesi üzerine; konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, maktu karar ve ilam harcı ile yargılama giderleri ve nispi vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerekeceği- İflas kararı, istihkak davasının şartlarına doğrudan etki edeceği için mahkemece, iflas davasının sonucu bekletici mesele yapılarak oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekeceği-
İstihkak iddiasına konu haczin uygulandığı 13.11.2015 tarihi itibariyle davacı üçüncü kişinin icra takip dosyasında taraf sıfatının bulunmadığı, 04.12.2015 tarihinde aynı adrese muhafaza için gidildiğinde icra kefili olduğu, 09.12.2015 tarihinde icra kefili olarak adına düzenlenen icra emri tebliğ edildiği, icra emri tebliği ve kesinleşmesi sonucunda, dosya borçlusu sıfatının mevcut olduğunun kabul edilmesi gerekeceği, 13.11.2015 tarihli haciz işlemi borçluların borcu nedeniyle tatbik edilmiş olmakla, anılan hacizde davacının üçüncü kişi sıfatına sahip olduğu, o halde mahkemece üçüncü kişinin eldeki davayı açmakta hukuki yararının olduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi ve tarafların delillerinin toplanmasından sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Haczedilmezlik şikayeti kabul edilen davacı üçüncü kişinin davaya konu takip dosyasında taraf olmadığı gibi, ipotek alacaklısı sıfatına da sahip olmadığı, takip dosyasının tarafı olmayan üçüncü kişinin şikayet yolu ile haczin kaldırılmasını isteyemeyeceği, bunun yanı sıra davacı üçüncü kişi vekilinin dava dilekçesi ile mahcuzların müvekkili şirkete ait olduğunu belirterek istihkak iddialarının kabulünü talep ettiği ve yargılama sırasında nispi harcı da tamamladığı, bu durumda mahkemece, davacı üçüncü kişinin istihkak talebi hakkında tarafların tüm delillerini toplayarak oluşacak sonuca göre değerlendirme yapılması gerekeceği-
Mahkemece öncelikle haciz tutanağında mahcuzların değeri de belirtilmemiş olduğundan, bu eksikliğin icra müdürlüğünce ikmali sağlanarak alacak miktarı ile mahcuzların değerinden hangisi az ise bu değer üzerinden davacının yatırması gereken peşin harcın hesaplanıp belirlenen miktarın mahkeme veznesine yatırması için süre verilmesi, verilen sürede harcın ikmali halinde yargılamaya devam edilmesi, harcın ikmal edilmemesi halinde ise dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekeceği-
Davacı üçüncü kişi şirket ortağının oğulları olan ve borçlu şirketin kurucu ortakları borcun doğumundan önce hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılmış olup, bir dönem borçlu şirkette ortak olmalarının ve yönetim kurulunda yer almalarının organik bağın ispatı için tek başına yeterli olmadığı, bunların yanında, borçlu şirket, 2006 yılında faaliyete geçmiş olup, davacı üçüncü kişi şirketin ise 1982 yılından bu yana faaliyet gösterdiği, kaldı ki, borçlu ile davacı üçüncü kişi şirketin faaliyet alanlarının da farklı olduğu, buna göre, mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup, davanın İİK mad. 96 gereğince üçüncü kişi tarafından açılmasının ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmayacağı, mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekeceği, ne var ki, davalı alacaklı tarafından delil olarak ileri sürülen ticaret sicil kayıtları, haciz tutanağı ve nüfus kayıtlarının karinenin aksini ispata yeterli olmadığı- Kaldıki haciz sırasında bulunan belgeler de güncel de sayılmayacağı-
Mahkemece, davalı alacaklı süresi içinde geçerli istihkak iddiasında bulunulmadığından bahisle itiraz ettiğine göre, dava konusu hacze sonradan katılan ve üçüncü kişi şirket yetkilisi olduğu belirtilen kişinin üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olup olmadığının anlaşılması amacıyla, üçüncü kişi şirketin ve hacizde borçlu şirket yetkilisinin bulunduğu belirtildiğinden, borçlu şirketin ilk kuruluşlarından itibaren tüm ortakları ile hisse devirlerini ve faaliyet adreslerini gösterir ticaret sicil kayıt örneklerinin dosya arasına alınması; haciz yapılan adreslerde 30.5.2014 tarihi ve öncesinde kimlerin faaliyet gösterdiğinin kolluk marifetiyle ve yine vergi kayıtları üzerinden araştırılması, bunların yanında davacı vekilinin dava dilekçesinde delil olarak ileri sürdüğü faturaların dip koçanları ile davacı üçüncü kişinin ve borçlunun tutması zorunlu ticari defterlerinin getirtilerek fatura içeriklerinin davaya konu mahcuzlarla ve ticari defterlerindeki (açılış kapanış tasdikleri de göz önünde bulundurularak) kayıtlarla karşılaştırılması, ödemelerin yapılıp yapılmadığının saptanması için uzman bilirkişi raporu düzenlettirilmesi; ayrıca davacı üçüncü kişi vekili verdiği delil listesinde tanık deliline dayandığı, tanık isim ve adreslerini bildirdiğine göre, bildirilen tanıkların 6100 sayılı HMK'nin 234. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca dinlenip, bu doğrultuda toplanacak delillerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
İstihkak davası konusuz kaldığında maktu karar ve ilam harcı ile yargılama giderlerinin ve karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca alacak miktarı ile haczedilen taşınır malın değerinden hangisi az ise onun üzerinden nispi olarak hesaplanacak vekalet ücretinin davanın açılmasına sebebiyet veren tarafa yükletilmesi gerekeceği-
Temyize konu olayda, davacı 3. kişi ile borçlu arasında danışıklı işlem olduğu davalı alacaklı tarafından iddia edilmesine rağmen, davalı alacaklının delil olarak dayandığı ticaret sicil kayıtlarına göre borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ olmadığı, üçüncü kişi şirketin borcun doğumundan önce kurulduğu, borçlunun haciz adresinde faaliyetine devam ettiğine dair bir bilgi ve belge sunulmadığı anlaşılmakla, muvazaa iddiası ispat edilemediği gibi, dayanılan delillerle karinenin aksinin de ispatlanamadığı, aksine, davacı üçüncü kişinin delil olarak sunduğu ve usulüne uygun tutulan defterlerinde kayıtlı olan borçlu ile yaptıkları sözleşme devir bedelinin yatırıldığına dair banka dekontu ve faturalar üçüncü kişinin lehine olan karineyi desteklediğinden, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü gerekeceği-
Hacizlerin kimler için yapıldığı, kimlerin hangi mahcuzlar için istihkak iddiasında bulunduğu, dava konusu olan ve davacı üçüncü kişinin hangi mahcuzlarla ilgili istihkak iddiasında bulunduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde hükmün infazda tereddüt oluşacak şekilde verildiği- İstihkak davalarında mülkiyetin tespitine karar verilmeyeceği- Mahkemece, HMK. mad. 31 uyarınca dava konusu yapılan haciz tutanaklarının takip borçlularından hangisi için düzenlendiği ve haciz adreslerinin neresi olduğu, haciz tutanaklarında yazılı tarihlerde bir hata olup olmadığı, bir hata var ise düzelttirilmesinin icra müdürlüğünden istenmesi, bundan ayrı talimat dosyasında yer alan haciz tutanaklarında belirtilen adresler ve borçlu isimleri ile dava dilekçesi ve davacı vekilinin dilekçelerinde yer alan beyanları dikkate alınarak dava konusu yapılan hacizler ve istihkak iddiasında bulunulan mahcuzların açıklattırılması, davaya konu mahcuzlar ile ilgili durumun netliğe kavuşturulması, ondan sonra dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Dayanak ilamda kazaya karışan aracın kayıt maliki olarak ........... A.Ş işleten sıfatıyla, davalı sürücü ise haksız fiil faili durumunda gösterildiği; ancak, davaya konu araçların ilk tescilden itibaren davacı üçüncü kişi adına kayıtlı olduğu ve herhangi bir satış, devir veya nakil olmadığı,bir başka deyişle araç malikinin kaza tarihi itibari ile de davacı üçüncü kişi olduğu, davacının kaza tarih ve saatinde davaya konu aracın işleteni olmadığına dair bir bilgi veya belge sunmadığı, bunun yanında; davacı üçüncü kişinin 1989 yılında kurulduğu, ilamda davalı olarak gösterilen ünvana sahip bir şirketin ticaret sicilde kaydı olmadığı gibi SGK kaydının da mevcut olmadığı anlaşılmakla davacı şirketin ünvanının ilamda eksik yazılması nedeni ile ......... A.Ş. olarak yer aldığı, bunun maddi bir hatadan kaynaklandığı, bu durumda davacının araç maliki ve işleteni sıfatıyla dosya borçlusu olduğu kanaatine ulaşıldığı, hal böyle olunca, borçlunun istihkak davası açma hakkı olmadığından, davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekeceği-