Bankaların yaptıkları takiplerle ilgili 5020 s. K. mad. 20/e uyarınca “borçlular tarafından yapılacak tüm itirazların satış dışında takip işlemlerini durdurmayacağı” öngörülmüş olduğundan, icra dosyasında satış aşamasına kadar takip işlemlerinin devam edeceği
Borçlu vekilinin “müvekkilinin kefil olduğundan bahisle öncelikle asıl borçluya müracaat edilmesi” konusundaki başvurusunun “borca itiraz” niteliğinde olup, genel haciz yoluyla takiplerde icra dairesine bildirilmesi gerekeceği, icra mahkemesine yapılacak başvurunun sonuç doğurmayacağı-
Kısmi itirazda bulunan borçlunun, itiraz ettiği kısmı açıkça belirtmemiş olması halinde, bu itirazının geçersiz olacağı-
Daha önce borçlulara “ödeme emri” göndermiş olan alacaklının, bu borçlulara yeniden “ödeme emri” göndermesi halinde, borçlulara ikinci kez itiraz hakkı tanımış olacağı-
Süresinde ileri sürülmeyen zamanaşımı itirazının hakim (ve icra müdürü) tarafından kendiliğinden dikkate alınamayacağı-
Borçlunun itiraz dilekçesini posta ile de –takibin yapıldığı icra dairesine- gönderebileceği; bu durumda itirazın “itiraz dilekçesinin postaya verildiği tarihte” değil “posta ile gönderilen itiraz dilekçesinin icra dairesine geldiği tarihte” yapılmış sayılacağı-
Belediyeye karşı yapılan takipte belediyeyi belediye başkanının temsil etmesi gerekirken bu yetkinin avukat da olmayan su ve kanalizasyon işleri müdürüne devredilemeyeceği-
İtiraz dilekçesinin borçlu tarafından bizzat icra dairesine getirilip teslim edilmesi zorunluluğunun bulunmadığı, önemli olan borçlunun dilekçe altındaki imzasının kendisine ait olduğuna karşı çıkmamış olması gerektiği-
Mal beyanı dilekçesinde açıkça “borca, faize, takibe” itiraz ettiğini bildirmiş olan borçlunun bu açıklamasını İİK. nun 62. maddesinde belirtilen “itiraz” niteliğinde olduğu-