5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 138/4.maddesinin alacaklı banka yönünden 26.12.2003 tarihinden önce kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş alacaklarının tahsiline ilişkin yapılacak icra takiplerinde uygulanabileceği, somut olayda ise takibe konu kredi alacağı bu tarihten sonra 12.01.2007 tarihinde kat edilmek suretiyle muaccel hale geldiğinden, anılan yasa hükmünün uygulanma imkanının olmadığı-
Belediyenin taraf olduğu takiplerde belediyeyi belediye başkanının temsil edeceği, belediye başkanının kanundan doğan bu yetkisini kullanması için ancak baroda kayıtlı bir vekil atayabileceği-
Gecikmesinde zarar umulan hallerde vekilin yaptığı işlerde vekaletin sonradan ibrazı mümkün olduğu gibi sonradan verilen icazetin de geçerli olduğu- İcra mahkemesince borçlunun vasi adayı olan kişinin vesayet davası açtığı ve davanın derdest olduğu belirlendiğine göre öncelikle vesayet davası sonucunun beklenip müştekinin borçlu vasi olarak atandığının tespit edilmesi halinde yapılan itiraza ilişkin işin esası incelenmesi gerektiği-
Borçluya ödeme emri tebliğ edilmese bile, alacaklının takibi sürdürme iradesi mevcut olduğu sürece, borçluya ödeme emrinin tebliğ edilmemiş olmasının, borçlunun şikayet ve itirazda bulunmasına engel teşkil etmeyeceği–
Vekaletname fotokopisinde Türkiye Barolar Birliği pulunun bulunmamasının vekil tarafından yapılan itirazı geçersiz kılmayacağı, baro pulu eksikliğinin tamamlanması için icra müdürlüğünce borçlu (alacaklı) vekiline süre verilmesi gerekeceği–
Ticari faizin söz konusu olabilmesi için, asıl borcun bir ticari işten kaynaklanması gerekeceği; anonim şirket niteliğindeki alacaklının “tacir” sayıldığı ve yaptığı her türlü işlemin de “ticari iş” sayılacağı-
“Takibin mükerrer olduğu“na ilişkin başvurunun ”itiraz” olup, bunun icra dairesine yapılması gerekirken, icra mahkemesine yapılan başvurunun fuzuli olup, sonuç doğurmayacağı gibi mahkemece şikayet olarak algılanıp, bu hususta bir karar verilemeyeceği-
Borçlunun ilk ödeme emrine karşı hem yetki ve hem de esas bakımından itiraz etmiş olsa bile, daha sonra yetkili icra dairesince gönderilen ödeme emrine borçlunun yeniden esas bakımından itiraz etmesi gerekeceği, borçlunun ilk ödeme emrine karşı esas bakımından yapmış olduğu itirazın, yeni ödeme emrine karşı da yapılmış sayılmayacağı–