Davalı borçlu "taşınmazı eski eşinin aldığını, kendisinin sadece tapuda işlem yaptığını" ileri sürmüş ise de, kızı için "yatırım amaçlı" olarak taşınmaz satın almak isteyen bir kimsenin içerisinde üçüncü kişilerin oturduğu ve kendi beyanına göre içinde oturan kişileri tahliye edemeyeceği bildiği bir taşınmazın yatırım amaçlı olarak satın alınmış olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı- Davalı borçlunun maaşında 262.432,32 TL icra borcunun bulunduğu ve 1. sıradan bu icra dosyası için kesinti yapıldığı adına kayıtlı olan araç üzerinde ise birden fazla haciz bulunduğu anlaşıldığından, davalının "acz halinde bulunmadığı" yönündeki savunmasının dikkate alınmayacağı-
Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerektiği; bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği-
Tasarrufun borç doğmadan önce gerçekleşmesi halinde, tasarrufun iptali davasının "ön şart yokluğu" nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
İİK. 277 vd. maddelere göre açılmış olan davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması gerekeceği- Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalısının zorunlu olduğu-
İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa alacaklının, kusurlu olmasa dahi zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlü olduğu- Haksız ihtiyati haciz koyduran alacaklının maddi tazminat yönünden kusursuz sorumluluğunun bulunduğu-
Geri çevirme kararı ile istenen takip dosyasında, borcun dayanağı ve borçlu adresinde yapıldığı iddia edilen haciz tutanağının bulunmadığı görüldüğünden, mahkemece, borcun dayanağı olan belge getirtilerek, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi ve sonrasında borçlunun aciz halinin varlığının araştırılarak bu ön koşulların gerçekleşmiş olduğunun anlaşılmış olması halinde, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki akrabalık durumu dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiği-
Davalı vekilince 'davacı alacaklı ile davalı borçlu arasındaki alacağın gerçek bir alacak olmadığı' iddia edilmiş ise de, dinlenen tanık beyanları, alacağa dayanak gösterilen bonolar, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre, bu konuda mahkeme gerekçesinde, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, alacağın dayanağı olarak bonoların gösterilmesi, bonoların dayanağı olarak alacaklı ve borçlu arasında öncesinde de borç para vermeye ve kar payı alımına yönelik ilişkinin varlığının bulunmasına, davacı ile borçlu arasında hala-yeğen derecesinde akrabalığın bulunmasına karşın borçlu ile davalı K5 arasında da kuzen derecesinde akrabalık ve yakın arkadaşlık ilişkisinin bulunması ve aksinin davalı tarafça yasal, inandırıcı ve somut deliller ile ispatlanmamış bulunmasına göre, davalı vekilinin buna yönelik itirazı yerinde görülmediği-
Davacı tarafından İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebileceği- Aracı borçluya satan şahsın, kendi adına hiçbir satış işlemi yapılmamışsa davada taraf sıfatının olmadığı- Dava konusu aracın satın alan şahıs ve diğer şahıslar yönünden davacıdan, bu şahısları davaya dahil edip etmeyeceği yada İİK'nun 283/2 maddesine göre bedele dönüştürüp dönüştürmediğinin sorulmamasının bozma sebebi olduğu-
Ayrı usullere tabi TBK. mad. 19 uyarınca muvazaalı işlemin iptali davası ile tasarrufun iptali davasının terditli talep edilemeyeceği-
Alacak için düzenlenen bono veya çek gibi kıymetli evraka sonraki tarihlerin atıldığı uygulamada sıklıkla görüldüğünden, davacı alacaklının, "borcun doğumunun takip dayanağı çek tanzim tarihinden önce ya da cari hesap sözleşmesinden önce gerçekleştiğini" ileri sürmesi halinde, mahkemece alacaklıya bu konuda kanıt sunma olanağı verilmesi, gerekirse davacı alacaklı ile borçlu isticvap edilerek senedin düzenlenmesine neden olan temel ilişkinin sorulması, gerektiğinde davacı ile borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği saptanması gerektiği-