Somut olayda 17/07/2014 tarihli ihtiyati haciz kararı ile birlikte, son günün R. B.ına denk gelmesi sebebi ile 31/07/2014 tarihinde ( İİK'nın 261/1.maddesi gereği 10 gün içinde) ihtiyati haczin infazının istendiği ve borçlunun menkul ve gayrımenkullerine haciz konulduğu, İİK'nın 264/1. maddesi gereği süresinde icra takibine başlandığı, borçlunun süresinde yapmış olduğu borca itirazın ise alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, bu nedenle İİK'nun 264/2. maddesinde öngörülen sürenin başlamadığı ve ihtiyati hacizlerin ayakta kaldığı anlaşıldığından, mahkemece şikayetin reddine karar verilmesinin isabetli olacağı-
İhtiyati haciz kararı, icra takip işlemi olmayıp, yapılacak icra takibinden veya açılacak davadan önce ya da sonra uygulanan ve HMK.'nun 389. ve izleyen maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir benzeri bir işlem olduğundan bir takip muamelesi sayılamayacağı ve ihtiyati haciz kararına istinaden ihtiyati haciz uygulanması, genel anlamda bir takip işlemi olmayıp, niteliği itibariyle tedbir vasfında bulunduğundan, icra takibinin durdurulması ihtiyati haczin infazına mani teşkil etmeyeceği- İİK. mad. 264/2 gereğince, ihtiyati haciz kararına dayalı olarak icra takibi yapan alacaklının, borçlunun ödeme emrine itirazını gidermek için itirazın tebliğinden itibaren yedi günlük hak düşürücü sürede itirazın kaldırılmasını veya iptalini sağlamak üzere dava açmak zorunda olduğu; alacaklı, borçlunun ödeme emrine itiraz ettiğini başka şekilde öğrenmiş olsa bile, borçlunun itirazı kendisine tebliğ edilmedikçe, (7) günlük sürenin işlemeye başlamayacağı- İhtiyati haciz kararı ile birlikte, son günün R. B.ına denk gelmesi sebebi ile (İİK. mad. 261/1 uyarınca 10 gün içinde) ihtiyati haczin infazının istendiği ve borçlunun menkul ve gayrımenkullerine haciz konulduğu, İİK. mad. 264/1 uayrınca, süresinde icra takibine başlandığı, borçlunun süresinde yapmış olduğu borca itirazın ise alacaklı vekiline tebliğ edilmediği anlaşıldığından, İİK. mad. 264/2'de öngörülen sürenin başlamadığı ve ihtiyati hacizlerin ayakta kaldığı-
Borçluya ödeme emri tebligatı yapılmasından önceki dönemde, ihtiyati hacizler sebebi ile yapılan ödemelerden tahsil harcı alınmasının yasa ve mevzuat hükümlerine açıkça aykırı olduğu-
Borçluya örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliğ edildiği ve ödemenin yapıldığı tarih dikkate alındığında, belirtilen ödeme tarihi itibarı ile İİK. mad. 168/2'de öngörülen on günlük süre geçmediğinden, ihtiyati hacizlerin icrai hacze dönüşmemiş olacağı ve ödeme emrinin tebliğinden sonra ve fakat takibin ve ihtiyati hacizlerin kesin hacze dönüşmediği dönemde, haciz safhasına geçildiği kabul edilemeyeceğine göre; yapılan ödemeler sebebi ile % 4,55 oranında tahsil harcı alınması gerektiği-
Sıra cetveline itiraz eden alacaklının icra takibinin ve buna bağlı olarak geçerli bir haciz işleminin bulunması gerektiği- İİK. mad. 168 uyarınca kambiyo senetlerine özgü takip şeklinde 10 günlük ödeme süresi geçmeden kesin haciz konulamayacağından, henüz kesin haciz yetkisine sahip olmayan alacaklının ihtiyati haczinin 5 günlük itiraz ve şikayet süresinin geçmesiyle değil, İİK'nın 264. maddesi uyarınca 10 günlük ödeme süresinin geçmesiyle kesinleşeceği ve sıra cetveli açısından kesin haczin hüküm ve sonuçlarını doğuracağı- Paylaşıma konu hak ediş bedelinin icra dosyasına girdiği tarih itibariyle ihtiyati haczin kesin hacze dönüşüp dönüşmediğinin araştırılması, hak ediş bedelinin dosyaya girdiği tarih itibariyle ihtiyati haczi kesin hacze dönüşmemiş ise sıra cetveline itirazda bulunmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, sıra cetveline itiraz davasının HMK. mad.  114/1-h ve 115/2 uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği- Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükünün, davalı alacaklıda olduğu- Her zaman düzenlenmesi mümkün olan çek ve bononun, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli olmadığı- Alacağın gerçek olup olmadığının tartışılması, davalı ile borçlu arasındaki hukuki ilişkinin ve davalının alacağının doğum tarihinin değerlendirilmesi gerektiği- Davalı alacağının daha önce doğmuş olup, sonraki tarihte doğan davacı alacağı bakımından muvazaa yaratılamayacağı-
İcra mahkemesi kararlarının infazı için kesinleşmelerinin zorunlu olmadığı- İhtiyati haciz üzerine süresinde takibe geçilmezse ihtiyati haciz kendiliğinden hükümsüz kalacağından, bu konuda bir mahkeme kararına da ihtiyaç olmadığı-
Kararın alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren yasal bir aylık süre içinde takip başlatıldığından şikayetin reddi gerektiği-
Satış isteme süresinin, ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü tarihten itibaren başlayacağı-
Şikayetçinin kambiyo senetlerine mahsus yolla bonoya dayanan takibinin İİK. mad. 100 'e dayanamayacağı- Şikayet olunanın ihtiyati haczinin kesin hacze dönüşme tarihi, şikayetçinin ihtiyati haczinin kesin hacze dönüşme tarihinden önce olduğundan şikayet olunanlar yönünden şikayetin reddi gerektiği-
İhtiyati haciz kararının aynı tarihte infazının istenildiği, ihtiyati haciz kararı infaz edildikten sonra İİK. mad. 264/1'de öngörülen yasal süre içerisinde takibe geçilmesi talep edildiğine göre, icra müdürlüğünce İİK. mad. 167 ve 58. uyarınca esas takibe geçilmesi talebi doğrultusunda, borçluya aynı yasanın 168. maddesi uyarınca ödeme emri gönderilmesi gerektiği, borcun ödendiği gerekçesi ile esas takibe geçilmesi talebinin kabul edilmemesinin isabetsiz olduğu, bu hususun ancak, takibin şekli itibariyle borca itiraz olarak icra mahkemesinde ileri sürülebileceği-