İhtiyati haciz kararı kaldırılmadıkça, alacaklının, ihtiyati haciz kararını aldığı mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinde "takip talebinde" bulunabileceği–
Şirket borcundan dolayı -"kollektif" ya da "komandite"- ortak hakkında -TTK. mad. 179/II [şimdi; Yeni TTK. mad. 237/(2)] uyarınca- ihtiyati haciz kararı alınıp uygulanmış olması halinde, İİK. mad. 264/I'de öngörülen sürenin ortağa karşı "dava" veya "takibe" başlama yetkisinin doğduğu tarihten itibaren -yani "şirket hakkındaki takibin semeresiz kalması" veya "şirketin herhang ibir sebeple sona ermesi" halinde- işlemeye başlayacağı–
Borçlunun ödeme emrine itiraz hakkının, ödeme emrinin kendisine tebliğ ile doğacağı–
İİK. 264/II'deki 7 günlük sürenin "borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren" işlemeye başlayacağı, alacaklının, borçlunun ödeme emrine itiraz ettiğini başka bir şekilde öğrenmiş olsa bile, 7 günlük sürenin işlemeye başlamayacağı–
Türkiye’de ikametgâhı bulunmayan yabancı uyruklu kişinin mensup olduğu devlet ile aramızda ikili adli yardım sözleşmesi bulunması halinde, o yabancı uyruklu kişinin teminat göstermeden, Türkiye’de bir Türk vatandaşı hakkında takip yapabileceği–
İİK. mad. 264/I'deki 7 günlük -icra mahkemeye- başvuru süresinin geçirilmiş olmasının, sadece ihtiyat ihacizi hükümsüz hale getireceği, alacaklının genel hükümlere göre itirazının kaldırılmasını veya iptâlini -daha sonra- isteyebileceği–
İcra mahkemesinin kendisine bildirilen itiraz sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapacağı–
Borçlunun süresinde -genel haciz yolu ile takibe- "imza inkarı"nda bulunması üzerine takibin duracağı, alacaklının İİK. mad. 264/II uyarınca yedi gün içinde icra mahkemesinden "itirazın kaldırılmasını" istemesi ya da mahkemede "dava" açması gerekeceği–
İİK. 264'e göre, ihtiyati haczin kaldırılmasının, ihtiyati haciz sırasındaki kefaleti etkilemeyeceği–
