Ödeme emrinde faiz türünün reeskont avans faizi olarak belirtilmiş olduğu, borca itirazın İİK'nın 169/a maddesinde belirtilen belgelerden biriyle ispatlanamamış olduğu ve İlk Derece Mahkemesinin kararında yazılı gerekçelere göre istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine aykırılık bulunmayan karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Borçlunun, İİK'nın 167/2. ve 168/1-1. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun'un 58. maddesine aykırılık nedenine dayalı şikayeti yönünden yapılan inceleme sonucunda; somut olayda, takip talebi ve ödeme emrinde, takip konusu borcun dayanağı olarak bir adet bono gösterilmiş olup, borçlular adına çıkarılan ödeme emri tebliğ evrakında; "örnek no10 ödeme emri ve dayanak belgeler vardır", "örnek no10 ödeme emri ile bono sureti vardır" şerhinin bulunduğu, buna göre takip dayanağı bononun tasdikli örneğinin ödeme emri ile birlikte borçlulara gönderildiği anlaşılmakla şikayetin yerinde görülmediği, borçlunun, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğuna ilişkin İİK'nın 169. maddesine dayanan borca itirazının incelenmesinde; borçlular tarafından, takip konusu senedin kredi borcunun teminatı olarak verildiğine ve senetten doğan alacağın şarta bağlandığına ilişkin senedin tüm unsurlarına atıf yapan yazılı bir belge sunulmadığı, davacı tarafından senedin teminat olarak düzenlendiği iddiasının takip dayanağı senede açıkça atıf yapan, senedin vade ve tanzim tarihleriyle miktarının belirtildiği resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatlayamadığı gerekçesiyle teminat iddiasına dair itirazın reddi kararının yerinde olduğu-
Davacı-borçlu tarafından 28.04.2013 tarihli sözleşme uyarınca takibe dayanak senedin teminat senedi olduğu ileri sürülmüşse de Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına dayanak 28.04.2014 tarihli, "bu bir sözleşmedir" başlıklı belgenin sol üst kısmındaki tarih tahrifatlı olup, 2014 yılında düzenlendiği anlaşılan bu belgedeki takibe dayanak bonoya ilişkin vade tarihi ve miktarının tahrifatlı olduğu, bu nedenle belirtilen belgeye itibar edilemeyeceği, ayrıca 14.3.2001 tarih ve 2001/12-233 sayılı ve yine 20.6.2001 tarih ve 2001/112-496 sayılı yerleşik içtihatlar gereğince iş bu sözleşmede senedin düzenleme tarihi açıkça belirtilmediğinden davacı-borçlunun teminat iddiasını İİK'nın 169/a-1 maddesinde belirtilen nitelikte yazılı bir belge ile ispatlayamadığının anlaşıldığı, bu nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesince, davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Çekin arka kısmındaki ciro çizilmiş olsa da ilk cironun lehtara ait olması ve ciro zincirinde kopukluk olmaması sebebiyle yasal şartlara haiz çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılabileceği, borcun bulunmadığı iddiasının da yazılı delille ispatlanamadığından mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu-
Çekin keşide tarihinin 30.10.2019 olduğu, Ticaret Sicil gazetesine göre şirketin önceki yetkilisi ................'in temsil yetkisinin 22.08.2019 tarihinde sona erdiği, bu tarihten sonra şirket yetkilisinin .......... olduğu, alacaklının çekin kendilerine ileri tarihli verildiği beyanını ispatlayan bir belge sunmadığı, her ne kadar delil olarak dayanılan savcılık beyanları çekin keşide tarihinden önce alınmışsa da bu hususun tek başına, icra mahkemesinde çeklerin ileri tarihli düzenlendiği ve lehtara verildiğinin ispatı için yeterli olmadığı, sunulan belgelerden sadece bir tanesinde takip konusu çeke açık atıf olduğu ancak bu belgede tarih bulunmadığı, Cumhuriyet Savcılığının havale tarihinin ise 10.12.2019 yani çekin keşide tarihinden sonra olduğu dolayısıyla borçlunun imzaya itirazının yerinde olduğu, çeklerin ileri tarihli olarak düzenlenip verildiğine dair ispata yarar bir belgenin de sunulmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Murisin .............. tarihinde takipten önce vefat ettiği, mahkemenin de tespit ettiği üzere İİK'nın 53 üncü maddesine aykırı bir durumun bulunmadığı, ödeme emirlerinin mirasçılara tebliğ edildiği, mirasçıların da yasal beş günlük süre içinde mahkemeye müracaat ettikleri, itirazlarının hukuki temelini İİK'nın 169 uncu maddesi çizmekte olup, mahkemenin talebi bu bağlamda incelemesinin yerinde olduğu, davacıların takipten önce mirası reddettikleri, İ................ Asliye Hukuk Mahkemesinin ve ............... Sulh Hukuk Mahkemesinin ilgili ilamları karşısında mahkemenin taleple ilgili hukuki tanı ve gerekçesinin yerinde olduğu-
İcra mahkemesince, muhatap bankaya yazılan yazıya verilen cevapta, ibraz tarihinde çek karşılığının hesapta bulunduğu bildirilmiş ve bu husus çekteki ibraz kaşesinden de anlaşılmakta ise de, cirantanın taraf olmadığı davada çekle ilgili olarak tedbiren ödeme yasağı konulması ve ibraz anında çekin karşılığının bulunması, alacaklı hamilin borçlu aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapmasına engel olmadığı, ancak 6102 sayılı TTK'nun 783/3. maddesine göre ödeme yasağı kararı nedeniyle, keşideci borçlu tarafından karşılığı bulundurulan çek bedelinin ödenmemesinden dolayı çek tazminatından sorumlu tutulamayacağı, mahkemece, takipte talep edilen 2.500,00-Amerikan Doları çek tazminatı yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerektiği, ayrıca, mahkemenin kabulüne göre de; mahkemece 15.06.2020 tarihli ara kararla takip sadece çek tazminatı yönünden durdurulduğu halde, asıl alacak üzerinden tazminata hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Fiil ehliyeti, kamu düzenine ilişkin olup, bu hususun mahkemece re'sen dikkate alınması zorunlu olduğu, taraflarca da süresiz şikayet konusu yapılabileceği, hakkında takip başlatılan kişinin sulh hukuk mahkemesi kararı ile TMK.'nin 408. maddesi gereğince kısıtlanmasına karar verilmiş olup takip tarihi itibariyle kısıtlılık halinin devam ettiği, icra takibinin doğrudan doğruya kısıtlı olan kişi aleyhine başlatıldığı anlaşıldığından, istinaf edenin sıfatı gözetilmeksizin, kısıtlı kişi hakkında başlatılan takibin iptaline karar verilmesi gerektiği belirtilerek kamu düzenine aykırılık nedeni ile takibin iptaline karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
Bononun sahte olarak düzenlendiğine ilişkin iddianın icra mahkemesince incelenmeyeceği-
Senedin hangi ilişki kapsamında verildiğinin senet üzerinde yer almadığı ve ilgili bankacılık sözleşmeleri ve belgeler incelendiğinde takibe dayanak olan bononun teminat olarak verildiğine yönelik bir bilginin bulunmadığı ve alacaklı tarafından da teminat senedi iddialarının kabul edilmediği, teminat senedi olduğunun ispat edilmediği ve bono da kefil sıfatı ile atılan her imzanın aval hükmünde olduğu yine aval sıfatı ile atılan imzalar yönünden eş rızasının alınmasının gerekli olmadığı-  Kredi sözleşmesinde takibe dayanak bonoya herhangi bir atıf olmadığı görülmekle davanın reddine dair verilen ilk derece mahkemesi kararı yerinde olduğu-