İİK. mad. 89/4 uyarınca açılan tazminat davasında talep edilen tazminat miktarı ve dava değerinin gösterilmesi, buna göre de davacı tarafından nisbi peşin harcın yatırılması gerektiği-
Dava, İİK'nun 89/4. maddesi uyarınca açılan tazminat istemine ilişkin olduğundan eldeki davanın konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu, nitekim, bu tür bir davada, HMK'nun 120. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 15. ve 16. maddeleri uyarınca belirlenen dava değeri üzerinden Harçlar Kanunu'nun 26, 27, 28, 30 ve 32. maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceğinin ve gerekli olan harcın alınacağının tartışmasız olduğu, diğer taraftan, Harçlar Kanunu'nun harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmadığı; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden gözetilmesini hükme bağladığı, dava, genel hükümlere göre karara bağlanacağından dava değeri üzerinden nispi harç yatırılması gerekeceği-
Ticaret mahkemesince verilen tedbir kararında, tedbirin, ihtiyati hacizleri kapsayacağı açıkça belirtildiğinden, söz konusu tedbir kararı, ihtiyati haczin infazını engeller mahiyette olduğu, bu durumda borçlu şirketler hakkında tedbir devam ettiği sürece ihtiyati haciz işleminin uygulanmasının mümkün olmadığı-
Mahkemece, yüklenici davalının arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirip getirmediği, davacı arsa sahibinden alacaklı olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sadece ibranameye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı, temyiz aşamasında davacı vekilinin, davaya konu icra dosyasına ödemede bulunduklarını iddia ettiği, davacı tarafça icra dosyasına ödemede bulunulduğu takdirde İİK’nun 72/6. maddesi uyarınca davanın kanunen istirdat davasına dönüşeceği de göz önüne alınarak, sonucuna göre karar vermek gerekeceği-
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, haciz ihbarnamesi tebliğ tarihi itibariyle 20.3.2010 tarihli protokolün ticari defterlere henüz işlenmemiş ve bu protokol gereğince verilen senetlerin de henüz ödenmemiş olduğu tespit edilmesine rağmen, davalı 3. kişilerin borçluya borcu olduğu iddia edilen ve protokol ile haciz ihbarnamesinin de konusunu teşkil eden borçlu şirket tarafından davalı 3. kişiler aleyhine açılan itirazın iptali davasında hükmedilen alacak kalemleri toplamı olan 61.695,00 TL tutarın, haciz ihbarnamesi tebliğ tarihinden önce ödendiğinin ve üçüncü kişilerin borçluya borçlu olmadığının kabulü yönündeki bilirkişi raporunun çelişkili ifadeler içerdiğinin ve hüküm kurmaya elverişli olmadığının kabulü gerekeceğinden; mahkemece dosyaya kazandırılan deliller üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihte borçlunun 3. kişilerden istenebilir, kesin nitelikte bir alacağının bulunup bulunmadığı belirlenerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
İcra müdürlüğünce "İski'nin mallarının haczedilemez olması nedeniyle haciz ihbarnamesi gönderilmesi talebinin reddine ilişkin verilen kararın iptali için icra mahkemesine başvurulması halinde, uyuşmazlığın duruşmalı olarak incelenmesi gerektiği-
İİK. mad. 89/4 uyarınca açılan tazminat davalarında, alacak gerçekte belirli bir alacak olduğundan, bu tazminat alacağının belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği-
Şirket ortağı, borçlu şirket bakımından üçüncü kişi sayılacağından, şirket ortağı olan şikayetçiye 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmesinde yasaya uymayan bir yönün bulunmadığı-
3. kişinin birinci haciz ihbarnamesine yasal süresinden sonra itiraz ettiği anlaşıldığından, İİK.nun 89/4. maddesinde öngörülen tazminat davasının şartları oluşmadığı- “Taleple bağlılık” ilkesine aykırılık oluşturacak şekilde davalı şirket yanında diğer davalılar aleyhine de hüküm kurulmasının doğru olmadığı-