Alacaklının talebi üzerine üçüncü kişi bankaya gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesi gereği üçüncü kişi tarafından dosyaya yatırılan paranın alacaklıya ödenmesi için borçluya 103 davetiyesi tebliğine gerek bulunmadığı-
Söz konusu şirket şikayetçi alacaklı tarafından icra dosyasının borçlu tarafı haline getirilmedikçe, icra dosyasının borçlusu olmayan 3. kişi şirketin 3. kişiler nezdinde doğmuş ve doğacak alacaklarının borca yeter miktarının haczi için 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilemeyeceği-
Hakem tazminatı alacağının (maç tazminatı, harcırah, yol ücreti) tamamının haczedilebileceği-
Haciz ihbarnamesi tebliğ tarihi itibariyle üçüncü kişinin asıl borçluya 433.430,44 TL borcu olduğu, 540.000 TL değerinde teminat çeki olduğu, taraflar arasında kesin hakediş çıktığında 190.609,41 TL tutarında fazla faturalandırma yapmış olduğu tespit edilerek iade faturası düzenlendiği, haciz ihbarnamesinin tebliğinden sonra kalan bakiye alacağın ise bir kısmının üçüncü kişi adına personel ödemeleri yapıldığı, bakiye 185.510,85 TL'nin işin tamamlanmaması nezdinle cezai şart olarak şirkette (540.000 TL teminat çekine karşılık) alıkonulduğu sabit olup asıl borçlu şirket ile üçüncü şahıs şirket arasında düzenlenen taşeronluk sözleşmesinin feshedilip feshedilmediği, haklı feshin olup olmadığı, cezai şartın şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, taşeronluk sözleşmesi uyarınca edimlerin yerine getirilip getirilmediği hususların tespit edilebilmesi için borçlu ve üçüncü şahsa ait defter ve kayıtlar, yapılan inşaat üzerinde konusunda uzman üç kişilik inşaatçı, muhasebeci ve hukukçu bilirkişiler vasıtasıyla denetime elverişli olacak şekilde inceleme yaptırılıp, birinci haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi itibariyle üçüncü kişi şirketin, asıl borçlu şirkete kesinleşmiş ve muaccel bir borcu olup olmadığının belirlenmesi gerektiği-
AYM 17.06.2015 tarih ve 2014/194 E. ile; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesine, 10.09.2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanun'un 121. maddesiyle eklenen fıkranın birinci cümlesinin "..ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır" ibaresi ile ikinci cümlesinin "...veya kamu hizmetlerini aksatacak.." ibaresinin iptal kararı gereğince, alacaklının, borçlu belediyenin mal beyanında bildirdiği mallar dışındaki mallarının da haczini isteyebileceği ve icra müdürlüğünün de haczi koymaktan kaçınamayacağı-
İİK. mad. 89/4 uyarınca açılan tazminat davasında talep edilen tazminat miktarı ve dava değerinin gösterilmesi, buna göre de davacı tarafından nisbi peşin harcın yatırılması gerektiği-
Dava, İİK'nun 89/4. maddesi uyarınca açılan tazminat istemine ilişkin olduğundan eldeki davanın konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu, nitekim, bu tür bir davada, HMK'nun 120. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 15. ve 16. maddeleri uyarınca belirlenen dava değeri üzerinden Harçlar Kanunu'nun 26, 27, 28, 30 ve 32. maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceğinin ve gerekli olan harcın alınacağının tartışmasız olduğu, diğer taraftan, Harçlar Kanunu'nun harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmadığı; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden gözetilmesini hükme bağladığı, dava, genel hükümlere göre karara bağlanacağından dava değeri üzerinden nispi harç yatırılması gerekeceği-
Ticaret mahkemesince verilen tedbir kararında, tedbirin, ihtiyati hacizleri kapsayacağı açıkça belirtildiğinden, söz konusu tedbir kararı, ihtiyati haczin infazını engeller mahiyette olduğu, bu durumda borçlu şirketler hakkında tedbir devam ettiği sürece ihtiyati haciz işleminin uygulanmasının mümkün olmadığı-
Mahkemece, yüklenici davalının arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirip getirmediği, davacı arsa sahibinden alacaklı olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sadece ibranameye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı, temyiz aşamasında davacı vekilinin, davaya konu icra dosyasına ödemede bulunduklarını iddia ettiği, davacı tarafça icra dosyasına ödemede bulunulduğu takdirde İİK’nun 72/6. maddesi uyarınca davanın kanunen istirdat davasına dönüşeceği de göz önüne alınarak, sonucuna göre karar vermek gerekeceği-