Önceki nafaka tarihi ile bu dava arasında yaklaşık 3 yıl geçmiş olduğundan, ülkedeki enflasyondan dolayı paranın alım gücünün düştüğü, davacının bu zaman zarfında ihtiyaçlarının arttığı düşünülerek, yıllara göre TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında nafakanın artırılması gerekeceği-
Boşanmadan sonra aylık 1255 TL maaşla işe giren ve çalışma olgusu süreklilik arz etmeyen işte (markette) çalışmaya başlayan davalının yoksulluk durumunun; günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmesinin gerekeceği-
Anlaşmalı boşanma ile hüküm altına alınan iştirak nafakasının indirilmesini talep eden davacı fevkalade hal ve şartların çıkmasına (cezaevine girmesine) kendi kusuru ile sebebiyet vermiş olduğundan hiç kimsenin kendi kusurundan fayda sağlayamayacağı-
Çoğun içerisinde az da vardır kuralı gereğince, kaldırma indirmeyi de kapsadığından mahkemece nafakanın tamamen kaldırılmayıp, bir miktar indirilmesi doğru ise de, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına günün ekonomik koşullarına, nafakanın niteliğine, davacı kocanın önceye nispeten belirlenen gelirine, davalı kadına bağlanan emekli aylığına göre mahkemece nafaka miktarından fazla indirim yapılmış olup, TMK.nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilişkisine uygun bulunmadığı-
Yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesinin gerekeceği-
Dava tarihindeki şartlara göre davalının yoksulluğunun zail olmadığı, asgari ücret sınırındaki gelirinin varlığının yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılmasına neden olmayıp indirmeye karar verilmesi gerektiği-
Anlaşmalı boşanma davasında davacının yoksulluk nafakasına ilişkin feragati sözkonusu olmadığı gibi, yoksulluk nafakası talebinin reddine ilişkin hüküm de bulunmadığından, davacının yoksulluk nafakası talebinin yerinde olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakasının TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artırılması ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan dengenin korunması gerekeceği-
Davacı vekilinin vekaletnamesinde açık bir feragat yetkisi bulunmadığından davadan feragatin geçerli olmadığı, davacı asil tarafından sunulan dilekçede protokol dışındaki hususlarda davadan vazgeçildiği belirtildiğinden, protokol gereğince belirlenen nafaka miktarının hüküm altına alınması gerekeceği-
Feragatın yasa gereği açık, kesin ve koşulsuz olması, tam bir rızaya dayanmasının asıl olduğu ve davacının beyanından onun gerçek amacının haktan feragat etmek olduğunun açıkça anlaşılması gerektiği; mahkeme tarafından davacının iradesi (yanlış olarak) feragat şeklinde yorumlanarak karar verilmişse de davacının belirtilen hususları içeren bir feragatının bulunmadığı-
