İcra müdürlüğünce alacaklıya ilk olarak MÖHUK. mad. 48 gereğince yabancılık unsuru sebebiyle alacaklının teminat yatırması gerektiği belirtilerek takip miktarının % 20'si olan tutarın icra müdürlüğü dosyasına yatırılmasına ilişkin muhtıra tebliğ edildiği, bu muhtıraya alacaklıca verilen cevabi yazı ile, belirtilen teminatın ticaret mahkemesi dosyasında yatırıldığından bahisle itiraz edildiği, ancak icra müdürlüğünce alacaklıya bu kez tekrar muhtıra gönderilerek, alacaklının itirazında bildirilen mahkeme dosyasının taraflarının takip dosyasının tarafları ile ilgisi bulunmadığından mahkeme dosyasında yatırılan teminatın takip dosyasına teminat oluşturmayacağı gerekçesiyle teminatın bir hafta içerisinde icra dosyasına yatırılmasının istendiği, ancak söz konusu muhtırada, teminatın verilen sürede yatırılmamasının sonuçlarının ihtar edilmediği görüldüğünden, mahkemece hacizlerin kaldırılması talebinin reddine dair verilen kararın onanması gerektiği-
Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp haklarının taşınmazın tamamı üzerine yayılmış olup terekenin tamamını kapsayacağı, eldeki davada, tüm tapu maliklerinin yasal hasım olup, davada davalı durumunu almalarının sağlanması gerekeceği-
6183 s. K. mad. 24 vd gereğince açılan tasarrufun iptali istemli davaya konu taşınmazın tapu kayıt maliki gözüken kişinin soy isminin düzeltilmesi için davacı vekiline dava açmak için verilen kesin sürenin sürenin sonuçları açık olarak belirtilmemiş olduğundan verilen kesin sürenin usulüne uygun olmadığı; usul ve yasaya uygun olmasa da da verilen süre içinde davacı tarafından tapu kaydında düzeltim davası açılmış olduğundan, davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Davacı vekili, kendisine tanınan iki haftalık kesin süre içinde eksik harcı tamamladığından, mahkemece; davanın esasına girilerek, taraf delillerinin toplanması gerekirken, mahkemece "harcın tamamlanmadığı" gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Ön inceleme duruşması ile aktüer, kusur ve maluliyet hususlarında rapor alınmasına ilişkin ara karar verilmiş ise de raporların her birinin ayrı ayrı taraflara tebliği gerekli olduğundan ve raporlar ayrı ayrı itiraza tabi olduğundan üç ayrı hususa ilişkin raporların aynı celsede alınmasına karar verilemeyeceği-
Mahkemece, kesin süre içeresinde keşif avansı yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmişse de; bu karara katılma olanağı bulunmadığı; kesin sürenin verildiği ara kararında her bir kalem harcama ayrı ayrı gösterilmemiş olup ödenmesi gereken keşif avansının toplamı gösterilerek bir önceki yargılama oturumuna atıfta bulunulduğu; ayrıca yapılacak keşifte hangi hususlar hakkında inceleme yapılıp rapor düzenlenmesinin istenileceğinin ayrıntısıyla belirtilmediği; bu nedenle mahkemece verilen kesin sürenin usulüne uygun olmadığı; o halde, mahkemece toplanan ve toplanacak olan taraf delilleri birlikte değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
Mahkemenin davanın reddine dayanak aldığı davacı vekiline verilen kesin süreye ilişkin ara kararda hangi iş için ne miktar avans yatırılacağının ayrı ayrı açıkça belirtilmemesi, ara kararın bilirkişi ücreti genel gider avansında mevcut ise gider avansından karşılanmasına, yok ise davacı vekiline yatırması üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine şeklinde tereddüte yer vermeyecek şekilde açık olmamasının doğru olmadığı, kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için usulünce ve eksiksiz olması gerekeceği, bu durumda mahkemece, soyut ve kesin süre verilerek bilirkişi ücreti iki haftalık kesin süreden sonra yatırıldığından bahisle davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Eski hale getirme ve tazminat istemine ilişkin davada, önceki hükmün "eksik araştırma"ya yönelik olarak bozulması ve bozmadan sonra yapılan yargılamada, ticaret defterlerin dışında tüm delillerin dosyaya celbedildiği, ticaret defterlerinin ise bir başka mahkeme dosyası içerisinde bulunduğu ve mahkemece bilirkişilere yerinde inceleme yetkisinin verildiği anlaşılması karşısında, mevcut ve tamamlanan deliller üzerinde bilirkişiler vasıtasıyla inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, belgelerin eksik olduğu iddiasına dayalı olarak celbedilmesi hususunda kesin süre verilerek hüküm kurulmasının isabet olduğu-
Uyuşmazlığa konu davanın HUMK zamanında açılmış bulunması ve olayda dilekçelerin teati aşamasının geçip, tahkikat aşamasına geçilmiş bulunduğu gözetilerek, bu aşamada, sadece HMK’nun 324. maddesi uyarınca delil avansı istenebileceği gözden kaçırılarak, gider avansı istenmesinin yerinde olmadığı; bu ara kararı yerine getirilmediğnde sadece bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş olup mevcut duruma göre karar verilmesi gerektiği- Davalı borçlunun adresi için davacıdan bilgi vermesi İçin ihtar çıkarıldığında, davacı vekili dilekçe ile ABD adresinin tesbit edilemediğini ancak Tapu Müdürlüğü'nde yer alan adresine tebligatın yapılması istenilmişse de bu adrese bir tebligat yapılmamış olup, davalının Mernis adresinin tesbit edilememesi halinde, Tebligat Yasası'nın 35/2 maddesine göre "Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. "belirtildiğinden, Tapu Müdürlüğü'nde olan adresine tebligat yapılmaması halinde mernis adres de tesbit edilmediğinden bu yasaya göre tebligat yapılması gerektiği-
Kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla açılan alacak davasında, bilirkişinin emeğine karşılık ödenmesi gereken miktarın davacının gider avansından yatırılması gerektiği hususu davacıya açıklanmışsa ve davacı vekilince 1 aylık kesin süre sonrasında bu miktar yatırılmış, davacı vekili celsenin ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmediğinden mahkemece, kesin süre içinde gerekli masrafların yatırılmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinin yerinde görülmediği-