Davalı kendi muvazaasına dayanamayacağından bedelinin tapudaki belirtilen bedel ve harçlar ve masraflar üzerinden depo ettirilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Davalı vekilinin kararın usulünce tebliğ edilmediği yönündeki itirazları üzerine davacı vekiline kararın diplomatik yolla tebliğine dair belgeleri sunması için kesin süre ihtaratlı tebligat çıkartılmış, davacı vekilinin kesin süre içerisinde kararın tebliğine dair belgeleri sunmadığı, karar tarihi ile kesinleşme tarihinin yakın olması nedeniyle kararın adi posta yoluyla tebliğ edilmiş kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davacı vekiline, kararın tebliğine ilişkin belgeleri ibraz etmesi için ve yabancı mahkemeye ait kararın tebliğine dair belgelerin sunulması zaman alacağı için verilen iki haftalık kesin sürenin makul olmadığı- Davacı vekilince bu tebligat belgelerinin sunulması imkanı yoksa, davacının nezaretindeki bir belge olmadığı gözetilerek, mahkemece, resmi makamlardan araştırılması mümkün bulunan dava konusu kararın tebliğine ilişkin belgelerin T.C. Adalet Bakanlığı’ndan ya da uluslararası usul kuralları gereği tenfizi istenen kararı veren yabancı mahkemeden getirtilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği (HMK. mad. 221)-
Kanunun tayin ettiği sürelerin hakim tarafından azaltılıp çoğaltılamayacağı, hakimin belirlediği sürelerin ise kural olarak kesin olmadığı, hakimin tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebileceği, bu takdirde verilen ikinci sürenin kesin olduğu, ancak, hakimin kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebileceği, kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı-
Mahkemece, tensip zaptındaki ara kararı ile taraflara delillerin ibrazı için 1 haftalık kesin süre verildiği, ancak ne tensip zaptında ne de duruşma tutanaklarında, şikayetçiye keşif giderini yatırmak üzere, uygun şekilde, yatırılması gerekli miktarın açıkça belirtildiği ve kesin süreye uymamanın sonuçlarının da açık olarak gösterildiği bir kesin süre verilmediği anlaşıldığından hükmün bozulması gerektiği-
Davalı her ne kadar bedelde muvazaa iddiasında bulunmuş ise de tapudaki resmi işlemin tarafı olduğundan üçüncü kişi konumundaki davacıya karşı kendi muvazaasına dayanamayacağı, kaldı ki sırf keşifle saptanan bedelle bedelde muvazaa iddiasının da kanıtlanamayacağı-
Mahkemece, davacı tarafa "önceki celse ara kararı gereğince iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde davanın taraf teşkili sağlanmadığından reddine karar verileceği"nin ihtarına şeklinde ara kararı oluşturulmuş ise de, kesin sürenin verildiği ara kararında bir önceki ara kararına atıfta bulunularak verilen sürede yapılacak işin açık ve net olarak belirtilmemesinin usulüne aykırı olduğu-
Şufa bedelini depo etmesi için iki haftalık kesin süre verilmesine şeklinde ara kararı oluşturulmuş ise de mahkemece davacıların yatırması gereken şufa bedeli hesaplanmamış ve verilen süre içerisinde önalım bedeli yatırılmadığı takdirde ne gibi hukuki sonuçlar doğuracağı açıklanmamış, usulüne uygun ihtarat yapılmamış olduğundan, bu durumda mahkemece, davacı tarafa yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda yatırılması gereken önalım bedeli açıkça bilidirilerek bu bedelin depo edilmesi için usulüne uygun şekilde bir kesin süre verilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekeceği-
Aktif dava ehliyetinin varlığının mahkemece re'sen araştırılması gerektiğinden davacının murisinin veraset ilamının ibraz edilmesi, davaya katılmayan diğer mirasçılarının muvafakatlarının sağlanması gerektiği veya TMK. mad. 640 uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceği- Mahkemece davacı tarafa yapı ile ilgili olarak tadilat projesini dosyaya ibraz etmesi için kesin süre verilerek ve sonrasında davacı vekilinin kesin süreye riayet etmediği gerekçesiyle eski hale getirme talebinin reddine karar verilmesi hatalı olup, verilen kesin süreye konu işlem, tarafların bizzat yerine getirmeleri gereken bir işlem olmadığı gibi yapılacak işlemler açıkça gösterilmemiş ve kesin sürenin sonuçları da açıklanmamış olduğundan; dava konusu olayda meydana gelen zarar miktarı re'sen araştırılıp tespit edilmesi gerektiğinden seçilecek ehil bilirkişi kuruluna dava konusu binada meydana gelen zarar güçlendirme yöntemiyle giderilebilecek ise güçlendirme maliyetinin bu konuda alınacak bilirkişi raporuna göre tespit ettirilmesi gerektiği-
Hakimin, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, HMK’nın 90/2. maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabileceği ve bu sürenin kesin olduğuna da karar verebileceği-
Gider avansı yatırılmayan durumlarda mahkemece, ilgili tarafa süre verilirken, avansın hangi giderler için ne miktarda olduğu gider avansını oluşturan harç, tebligat gibi gider gerektiren unsurlar kalem kalem açıklanmalı, dava şartına verilen kesin sürede avansın yatırılmamasının sonuçları ilgili taraf veya vekiline anlatılmalı, ayrıca yapılan bu işlemler duruşma zaptına açıkça yazılması gerektiği-