Tahliye taahhütnamesinin ilk kira sözleşmesi ile birlikte verildiği iddiası, tahliye taahhüdünün serbest irade mahsulü olmadığı, yani ikrah ile verildiği iddiasını da kapsadığından, tanık dahil her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğu-
Satıcı ile davalının anne-oğul olup, bağışlamada önalım hakkı kullanılamayacağından bahisle tanık dahi dinlenmeden davanın reddine karar verilmiş ise de; satış işleminin akrabalar arasında olmasının tek başına işlemin bağış olduğunu göstermeyeceği-
Kardeşler (yakın akrabalar) arasındaki kira sözleşmesinin tanıkla ispatlanmasının mümkün olduğu-
Davacı yazılı bir belgeye dayanmadığına göre dava dilekçesinde “v.s delil” denmek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya, davalıya yemin teklifinde hakkı olduğu hatırlatılıp sonucuna göre bir hüküm tesisinin gerekeceği-
Miras bırakan tarafından muvazaa yoluyla, mal kaçırmak üzere senet düzenlenmesi halinde Usulün 293. maddesi uyarınca iddianın tanıkla ispat edilebileceği iddia edilebilirse de, burada Medeni Kanunun ikinci maddesinin birinci fıkrası uyarınca da davacının tanık dinletme isteği kabul olunabileceği, davalının, miras bırakan ile karşılıksız bir akit yaptığı halde onun, karşılıklı akit yapılmış gibi verdiği belgeyi kabul ettiği ve böylece onun mirasçısından mal kaçırmasını sağladığı, böyle bir durumda tertibin hedefi olan kimsenin elinde, bu akdin gerçeğe uygun olmadığını gösteren bur senet veya yazılı delil bulunmasının imkansız olduğu, davacılara karşı tedbir alanların, böyle bir belgenin onların eline geçmemesi için her çareye elbet başvurmuş oldukları, böyle bir durumun gerçekleşmesinde önemli etkenlerden (amillerden) birisinin bulunan alacaklı davalının, davacı tarafın muvazaa iddiasını tanıkla ispat edemeyeceğini ileri sürmesi olduğu, afaki iyi niyet kurallarına aykırı bir davranış olacağı, bu dahi, Medeni Kanunun ikinci maddesi uyarınca, yasa tarafından korunamayacağı-
  • ...
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • kayıt gösteriliyor