Hata, hile veya ikrah nedeniyle feragatin feshi (iptali) için dava açılabileceği gibi; feragatin hata, hile veya ikrah nedeniyle geçersiz olduğunun aynı davada da savunma yoluyla ileri sürülebileceği- Davacının iki tanık ismini bildirdiği, ancak bildirilen tanıkların mahkemece dinlenmemesinin hatalı olduğu-
Dosyaya sunulan havale makbuzunda gönderilen paranın borç olarak verildiğine dair herhangi bir şerh bulunmadığından bu haliyle, paranın borç olarak gönderildiğini ispata yeterli olmadığı, davalılar karz ilişkisini inkar ettiğine göre karz ilişkisinin varlığını davacının kanıtlaması gerekeceği, dosya kapsamından, davacının davalının teyzesi olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK’nun 203/1-a maddesi gereği mevcut olayda tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı-
Davacı, her ne kadar ispat hususunda tanık deliline dayanmış ise de, mahkemece olayda davacının tanık deliline dayanamayacağı değerlendirilerek, bilirkişi raporu kabulü doğrultusunda hüküm tesis edildiği, oysa dava konusu olayda, kardeşler arası bir ilişki mevcut olup, 6100 sayılı HMK'nun 203/1-a maddesi gereği tanık ile ispatın mümkün olduğu, o halde, mahkemece, davacının tanıklarının dinlenmesi ve ispat hususundaki değerlendirmenin akabinde yapılması gerekeceği-
Mahkemece, tanık beyanlarına göre paranın davacıya ödenmiş olduğu kanaatine varılmış olsa da, somut olayda miktar itibariyle ve tarafların akrabalık ilişkisine göre tanık dinlenemeyeceği-
Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemlerde tanık dinlenebileceği-
Dava dilekçesinde, iade edilen senetlerin renkli fotokopi olduklarının iddia edildiği, hile hukuki sebebine dayalı bu isteme ilişkin tanıklar dinlendikten sonra, sonucuna göre karar verilmesinin gerekeceği-
Adi ortaklığın tasfiyesi ve alacak istemli davada, mahkemenin ilk olarak ortakların anlaşarak tasfiye memuru belirlemelerini istemesi; bu konuda anlaşamamaları halinde tasfiye işlemini gerçekleştirecek, ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir kişiyi tasfiye memuru olarak resen ataması gerektiği-
Menfi tespit davasında, davalı, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını (havale ile para gönderildiğini) kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının), ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunmuş olduğundan, bu durumda ispat yükü davacıda olduğu- Havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolundaki karinenin aksini yani davalıdan senet karşılığı alınan borca ilişkin yapıldığını iddia edenin bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu-
Yakın akrabalar arasındaki hukuki işlemlerin tanıkla ispat edilebileceği- Yakın akrabalar arasındaki hukuki işlemlerin tanıkla ispat edilebilmesi için miktar ve değer bakımından bir sınırlandırma getirilmediği gibi, manevi imkansızlığın da ayrıca iddia ve ispat edilmesine de gerek olmadığı-
Davacının inançlı istemi yazılı belge ile ispatlamamış olduğu, taşınmaz üzerindeki yapının satıştan önce yapıldığı ve satışın bu yapı ile birlikte olduğu ve kapsadığı, sonradan yapılmadığından, iyiniyetli yapı sahibinin haklarını talep etmesinin mümkün bulunmadığı- Senetle ispatın istisnasının "Altsoy ve üstsoy, kardeşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler" olduğu (HMK. mad. 203/a)- Muvazaa iddiası ve bina bedeli talebinin kabul görmemesi halinde terditli olarak, davalının murisine dava konusu taşınmazın geri alınması için ödediği bedelin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep edilmiş olup, davalının murisi, davacının kayınbabası olduğundan ve tereke borçlarından mirasçılar müteselsilen sorumlu olup bir mirasçıdan talep edilmesi de mümkün olduğundan, davacının kayınbabasına verdiğini iddia ettiği meblağın, tanık anlatımları ile daha düşük olduğu ispatlanmış olduğundan, mahkemece, davacının ispatlanan bu miktarda alacak ve faizi yönünden talebin kabulüne karar verilmesi gerektiği-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • kayıt gösteriliyor