Genel hükümlere dayalı olarak alacak niteliğinde olup mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bulunmadığından, anılan istek bakımından 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi uyarınca Aile Mahkemesi görevli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere aile hukukundan (TMK.nun m.118-395) kaynaklanmadığından görev hususunun kamu düzenine-
8. HD. 17.01.2017 T. E: 2015/9597, K: 355-
Tasfiyeye konu meskenin eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu tarihte edinildiği ve mal rejimi sona ermeden yaklaşık bir ay önce davalı tarafça satış gösterilerek dava dışı kız kardeşine tapuda devredildiği, davacı lehine katılma alacağı hesaplaması yapılırken, meskenin üçüncü şahsa devredildiği tarihteki nitelik ve özellikleri dikkate alınarak tasfiye karar tarihindeki sürüm (rayiç) değeri esas alınmasının gerektiği-
Evlilik birliği içerisinde edinilmiş mallardan olan dava konusu şirketin eşler arasındaki tasfiyesi sırasında, şirketin mal rejiminin sona erdiği andaki durumuna ve niteliğine göre beklenen değeri, Tüketici Fiyat Endeksi nazara alınarak tasfiye tarihindeki sürüm değeri göz önünde bulundurularak bir sonuca varılması gerektiği- Aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği-
Mahkemece, tasfiyeye konu kooperatif hissesinin davalı tarafından devredilmiş olduğu gözönünde bulundurularak hakkaniyete göre TMK 227 maddesi uyarınca taşınmazın değeri tespit edilip ve konusunun uzmanı bilirkişiden rapor aldırılarak davacı lehine katılma alacağı ve katkısı nedeniyle değer artış payı alacağının hesaplanması gerekeceği-
Tapu kayıtların incelenmesinden intifa hakkının mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihi itibariyle mevcut olduğu; intifa hakkının ekonomik değeri bulunduğundan mahkemece bu husus göz önünde bulundurularak iddia ve savunma çerçevesinde toplanan deliller değerlendirilerek davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesi gerektiği-
Davalılar alacak talebine konu edilen taşınmazların üçüncü kişiden bağış yoluyla edinildiğini iddia etmiş ise de; taşınmazlardan biri dışındakiler ispatlanamamış olduğundan, belirtilen bu pay dışında muris eş adına kayıtlı diğer taşınmazların hissesi edinme tarihi göz önüne alındığında edinilmiş mal niteliğinde olduğu- Davacı eşin edinilmiş mallarına ziynetlerinin bedelini vermek suretiyle katkıda bulunduğu anlaşıldığından, davacının 'katılma alacağı' dışında TMK. mad. 227/1 gereğince 'değer artış payı alacağı' olduğunun kabulü gerektiği- Değer artış payı alacağına davacının kazancından elde ettiği birikimlerin katılmasının hatalı olduğu-Tarafların TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 den sonra evlendiği ve bu birikimlerin evlilikten sonra yapıldığı anlaşıldığından, TMK. mad. 219 gereğince bu malvarlığının da edinilmiş mal niteliğinde olduğu- Mahkemece, davacının değer artış payı alacağı için, öncelikle ziynetlerin katkı tarihindeki değerinin hesaplanması için kuyumcu bilirkişiden ve taşınmazların değerinin tasfiye tarihine göre hesaplanması için uzman bilirkişiden rapor alınması daha sonra davacının usuli kazanılmış hakkı da dikkate alınarak hesaplama yapılarak değer artış payının hesaplanması gerektiği- Gerek katılma alacağı gerekse değer artış payı alacağının, mal rejimi ölümle sona erdiğinden tereke borcu niteliğinde olduğu-
Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katkı payına ilişkin tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin davanın aile mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Davacı kadının 1960'lı yılların başından beri düzenli ve sürekli olarak profesyonel terzilik yaptığı ve gelir elde ettiği anlaşıldığından, davacının elde ettiği gelirinden yaptığı tasarrufla kendi adına bir mal edindiği ileri sürülüp ispat edilmediğine göre, davalı adına kayıtlı taşınmazın edinilmesine katkı yaptığının kabulü ile davacının geliri ve tasarruf miktarı ile katkı oranı kesin olarak tespit edilemediğine göre, dava konusu taşınmazın ilk edinme tarihine ilişkin tapu kaydı ve mal rejiminin sona erdiği miras bırakanın ölüm tarihindeki niteliği belirlenerek davacı lehine makul ve hakkaniyete uygun katkı payı alacağına hükmedilmesi gerektiği-
Katkı payı alacağına ilişkin davada dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği-
