Sözleşme konusu cihazın, teknik şartnamede belirtilen koşullarda tesliminin mümkün olmadığı, zira bu özelliklere sahip bir cihazın dünya çapında bulunmadığı, dolayısıyla konusu imkansız olan sözleşmenin kesin hükümsüz olduğu, davacının ticaret şirketi olduğu ve bu nedenle ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altında olduğu, davalı idarenin ise uzmanlık gerektiren bir alanda kamu adına faaliyet yürüttüğü, bu yüzden taraflardan her ikisinin de sözleşmenin geçerliliğine etki edebilecek ve faaliyet alanlarını ilgilendiren hususlarda öngörü sahibi olmaları gerektiği- Bu itibarla, her ne kadar ortada kesin hükümsüz bir sözleşme olsa da tarafların sözleşme görüşmeleri kapsamında oluşan zarardan sorumluluklarının tespiti için yapılan değerlendirmede; sözleşmenin imzalanması ve teknik şartnamenin düzenlenmesi sırasında tarafların hava ve su soğutmalı cihazın üretiminin bulunup bulunmadığı hususunda gerekli özeni göstermediği, davalı idare tarafından sözleşme hükümlerine uygun davranılmadığı, davacının imkansızlığa rağmen bunu ileri sürmeyerek işe devam ettiği ve bilirkişi raporu ile birlikte tüm bu hususlar değerlendirildiğinde, tarafların eşit kusurlu olduklarına göre kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmesi gerektiği-
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin süresinde yer teslimi yapılmaması ve erken sonlandırılması sebebiyle mahrum kalınan kârın tazmini istemine ilişkindir...
Taraflar arasında yat imalatında kullanılacak izolasyon malzemesinin davalı tarafça tedarik edilerek davacıya teslim edilmesi konusunda iki ayrı sözleşme yapıldığı, sözleşmede kararlaştırılan götürü bedelin davacı alıcı tarafından davalıya ödendiği, ancak davalı tarafça davacıya sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlerin bir kısmının eksik, bir kısmının ayıplı olup, bir kısmının da 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesinde belirtildiği şekilde klas kuruluşlarınca kabulü mümkün olmayacak şekilde orijinal olmayan ürünler teslim edildiği, yani kötü ifanın söz konusu olduğu, gerek tespit dosyasında aldırılan bilirkişi raporu, gerekse keşfen düzenlenen bilirkişi raporunda belirttiği üzere ayıplı, kusurlu ve eksik malların ve orijinal olmayan malların parasal tutarının 31.000,00 euro olduğu anlaşılmakla, davacının sonuç olarak müspet zarar kapsamında bu tutarı ve 1.600,00 euro cezai şart alacağını davalıdan talep etmekte haklı olduğu, yine davacının 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesi uyarınca orijinal olmayan ürünlerin yeniden tedariki için yapmış olduğu masraflar nedeniyle 10.000 euro tazminat talebinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 31.000,00 euronun temerrüt tarihi olan 25.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 1.600,00 euro cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya dair isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Uyuşmazlık, tazminat istemine ilişkindir...
Uyuşmazlık; kira sözleşmesinde kararlaştırıldığı üzere, kiralananın Gurmemarket konseptinde işletilmemesinin ciro düşüklüğüne sebebiyet vermesinden kaynaklı oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir...
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil, bu mümkün görülmezse tazminat istemi- Satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı anda imkansızlıklar bulunmadığı, satış vaadi sözleşmesi borçlusu mirasçılarının taşınmazı dava dışı üçüncü kişiye sattıkları ve bu tarih itibariyle sözleşmenin ifa olanağının kalmadığı- Davacının resmi biçimde yapılan ve geçerli olan satış vaadi sözleşmesine göre ifanın imkansız hale geldiği gündeki taşınmazın rayiç değerini talep hakkının olduğu-
Dairemizin yerleşik kararları gereğince de, sözleşmenin haksız feshi halinde davacının, davalı tarafça sözleşmenin feshi üzerine aynı nitelikteki bir işi, aynı koşullarda, ne kadar sürede temin edebilecek ise bu süre için müspet zarar isteminde bulunabileceği, bu durumda mahkemece davacının fesihten sonra aynı nitelikteki bir işi, aynı koşullarda, ne kadar sürede temin edebileceği belirlenip bu süre için müspet zarar isteyebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekeceği-
Davalı işveren tarafından davacının tespit edilen iş göremezlik oranına itiraz edilerek malûliyet oranının tespiti istemiyle açılan dava nedeniyle zamanaşımının kesildiği kabul edilmişse de, eldeki  tazminat davasında zamanaşımı süresinin kesildiğinin kabul edilmesine olanak bulunmadığı- Davalının itirazı üzerine açılan malûliyet oranının tespiti davasının onanarak kesinleştiği tarihte zararın kapsamı yani zararlandırıcı olayın değil, bedensel zararın niteliği ve unsurları öğrenildiğinden ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminatın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceği- "29.05.2019 T. 8 /3 s. İBK'da 'kısmi davada ıslah ile arttırılan miktarlar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceğinin belirtildiği, bu içtihadı birleştirme kararının gerekçesinin yol gösterici olduğu, bu karara göre ıslah ek dava olmayıp dava dilekçesindeki miktarın düzeltilmesi mahiyetinde olduğu, bu nedenle zamanaşımının dava tarihinde ıslah ile arttırılan miktar için de kesildiğinin kabulü gerektiği direnme kararının bu farklı değişik gerekçe ile doğru olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Uyuşmazlık, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir...
Uyuşmazlık taraflar arasında akdedilen sulh sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.<br />