Davacı yanın tapu iptali ve tescil istemi devam ettiğinden yargılama sırasında davalıların dava konusu taşınmaz payını 30.11.2015 tarihinde satarak devrettikleri re'sen gözetilerek 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesi hükümleri uygulanmak suretiyle davacıya seçimlik hakkının hatırlatılması, davacının davasını şimdi olduğu gibi tapu iptali ve tescil istemli olarak devam ettirmesi hâlinde yeni malikin usulüne uygun olarak davaya dâhil edilmesi gerektiği-
İhale sözleşmesinin kapsamı dışında vekâletsiz iş görme hükümlerine göre yazılı olmayan anlaşmayla iş yapıldığı ileri sürülerek sözleşme harici yapılan imalat bedellerinin tahsili istemiyle açılan eldeki davada da, dava konusunu devralan şirketin davacı sıfatı ile buna bağlı olarak davayı takip yetkisi kazanacağı gözetilmeksizin sözleşme harici imalatlar yönünden akdi ilişkinin ispatlanamadığı gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle direnme kararı verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmekle birlikte usuli kazanılmış hak oluşmayacağı- Dava konusu taşınmazdaki 2/4 pay, oğlu adına kayıtlı iken hükmen Vakıf adına tescil edildikten sonra, sulh hukuk mahkemesinin kararı ile ortaklığının giderilmesine karar verildiği, kararın kesinleşmesi neticesinde eldeki davanın yargılaması devam ederken cebri satış suretiyle dava dışı kişilere ihale edildiği, ihalenin kesinleşmesi ile birlikte tapu kütüğünde ihale alıcıları adına tescil edildiği, asıl ve birleştirilen davanın davacıları tarafından dilekçeler ile tapu iptali ve tescil isteminin bedele dönüştürüldüğü, ayrıca asıl dava davacılarına vekâleten sözleşme ile; birleştirilen davanın davacılarına vekâleten sözleşmeler ile dava neticesinde elde edilecek hakların belirli paylarını başkalarına temlik ettikleri gözetildiğinde, aynî bir hakkın bu şekilde devri mümkün değil ise de alacak hakkının devri mümkün olduğundan temlik alanlar lehine hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, bu nedenle, alacak istemi bakımından temlik alanların temlik edilen oranlarda davacılar yerine geçtiği (taraf sıfatı kazandıkları) kabul edilerek haklarında hüküm kurulmuş olmasının yerinde olduğu- “Çekişmeli payın, ortaklığın giderilmesi davası neticesinde satıldığı, davacılar tarafından istemin bedele dönüştürüldüğü, cebri satış nedeniyle davacılar arasındaki el birliği hâlinde mülkiyetin son bulduğu, bedel üzerinde el birliği mülkiyetinden bahsedilemeyeceği, davacıların satış bedeli üzerindeki haklarının miras payları oranında alacak hakkına dönüştüğü, direnme kararının bu gerekçeyle yerinde olduğu” ileri sürülmüş ise de bu görüşün Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Borcun doğumunun haksız fiil tarihi olduğu ve iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleştiği- Davalı üçüncü kişinin, davalı borçlunun kardeşi olduğu, davalı borçlunun borcun doğumundan sonra adına kayıtlı bulunan dava konusu taşınmazları, diğer davalı kardeşi ve eniştesine temlik ettiği, taşınmazları devralan davalıların, borçlu davalının durumunu ve kastını bilecek kişilerden olduğu, yapılan tasarrufun muvazaalı olduğu ve anılan tasarrufun TBK'nın 19. ile İİK'nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca iptale tabi bulunduğu, yapılan işlemlerin sırf alacaklıyı zarara uğratmak ve alacağın tahsilini engellemeye yönelik bulunduğu- Davalı üçüncü kişi kardeşin, taşınmazları devraldıktan sonra ve dava tarihinden önce dava dışı 4. kişiye, davalı üçüncü kişi eniştenin de taşınmazı dava tarihinde sonra dava dışı 4. kişiye devrettiği- Dava tarihinden önce devredilen taşınmazlar yönünden davalı 3. kişilerden tazminat isteminin TBK m. 19 gereğince açılan dava yönünden mümkün olmadığı- İİK m. 277 vd. gereğince açılan dava yönünden ise İİK m. 283/2 uyarınca, üçüncü şahıs hakkında nakden tazminata hükmedilmesinin mümkün olduğu- Dava tarihinden sonra devredilen taşınmaz yönünden ise davacının yargılama sırasında davasını bedele dönüştürdüğüne dair beyan dilekçesi sunduğu, TBK m. 19. uyarınca açılan davada dava tarihinden sonra devredilen taşınmaz yönünden HMK'nın 125. maddesi uygulanmak suretiyle bedele dönüşme halinin mümkün olduğu, İİK m. 277 vd.na dayalı dava yönünden de İİK m. 283/2 gereği davanın bedel dönüştüğü, buna göre davalı 3. kişilerin tasarrufa konu malı elden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri ile ve borç miktarı ile sınırlı olarak nakden tazmin ile sorumlu tutulmalarının yerinde olduğu-
Dava konusunu HMK 125/2 uyarınca yargılama devam ederken devralan davacı şirketin tapuda devir işlemi sırasında, söz konusu taşınmazın bir bölümünün hukuken özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğunu bilecek durumda olduğu- Devletin, davacıya satın aldığı taşınmazın bir bölümünün uyuşmazlık konusu ve mevcut kaydın doğruluğunun an itibarıyla tartışmalı olduğunu, dolayısıyla söz konusu sicil kayıtlarını bu hâliyle değerlendirmesi gerektiğini TMK 1020 uyarınca davacının bilgisine sunmuş olduğu ve bu itibarla taşınmaza ait tapu kaydının bir bölümüne orman şerhi konulması nedeniyle oluşan zarar ile Devletin tapu sicilinin doğru tutulmamasından kaynaklanan zararlara ilişkin sorumluğu arasında bir sebep sonuç ilişkisi oluşmadığı- Davacının tapu kaydına orman şerhi konulması sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zarar açısından tapu sicili kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklı olarak Devlete karşı bir tazminat hakkının doğduğundan söz edilemeyeceği- "Yargılama sırasında dava konusunu devralan kişinin, davacının yerine geçip, onun hak ve yetkilerini kullanacağı, başka bir anlatımla HMK 125 gereğince dava konusu alacağı devralan kişinin esas itibariyle önceki malike halef olacağı, ayrıca somut olayda anılan şerhin tek başına taşınmaz üzerinde özel mülkiyeti sona erdiren bir işlevinin bulunmadığı, zarar ile sorumluluk arasında illiyet bağını kesecek ölçüde zarar görenin ağır kusurunun olmadığı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi, eski hale iade, mümkün olmadığı takdirde uğranılan zararın giderimi-
2. HD. 17.12.2024 T. E: 1258, K: 10123
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir...
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir...
Uyuşmazlık, şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklı şirkete verdiği iddia edilen zarardan ötürü tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir...
