Hekim hatasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi- Tüm bilirkişi raporlarının birbirini doğruladığı, bilirkişi raporlarının taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine açık ve davacıların itirazlarını karşılar nitelikte olduğu, aydınlatılmış onamın davacı tarafından verildiği, davalılara kusur atfedilmediğinden iş gücü kaybına yönelik rapor alınmasının sonuca herhangi bir etkisinin bulunmayacağı-
Vekaletin kötüye kullanılmasından kaynaklanan tazminat istemi- Tahkikatın bitiminden önce yapılmış ıslah- Tapu kayıtlarında devirlerin bedel karşılığı satış yoluyla yapıldığının anlaşıldığı, davalının satış bedelini veya yerine geçecek değeri davacıya teslim etmediği iddiasının aksinin yazılı olarak da ispat edilemediği, hal böyle olunca davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı-
Asıl ve birleşen dava; davalı özel hastanede görev yapan doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava; davalı özel hastane ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir...
Davacı vekilin üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürüttüğü, bu nedenle vekilin azlinin haksız olduğu, haksız azil halinde ücretin tamamının ödenmesi gerektiği, vekalet ücretinin belirlenmesinde dava tarihi ve azil tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükmünün değerlendirilmesi gerektiği, maktu ücrete ilişkin hükmün 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 6487 sayılı Kanunla değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkralarının Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin ilgili kararıyla iptal edildiği, davanın 2942 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önce 28.05.2013 tarihinde açıldığı, akdi vekalet ücretinin belirlenmesinde hukuki yardımın başladığı bu tarihte yürürlükte olan 1136 sayılı Kanun'un ilgili maddesi gereğince hesaplama yapılması gerektiği, bu bakımdan hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu-
Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle oluşan maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir...
Taşınmazların davalıya yazılı sözleşme ile satıldığı ve vekaletnamenin gerçek düzenleme iradesinin satış sözleşmesindeki işlemlerin yapılması olduğu, davalı tarafından satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil davasında davacının taşınmazın vekili tarafından satılmasına bir itirazının olmadığın, istenseydi tapuda devredeceğini beyan ettiği anlaşıldığından vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiasına dayalı olarak açılan alacak istemine ilişkin davanın reddi gerektiği-
Ameliyathane malzeme sayım kontrol formunda sayımların tam olduğu kayıtlı olsa da dava konusu ameliyat dışında kişinin aynı bölgeden başka bir ameliyat olduğuna dair bir bilgi olmadığından, çıkarılan gazlı bezin dava konusu ameliyatta unutulduğunun anlaşıldığı, kişinin operasyon bölgesinde “gazlı bez/spanç” unutulması olayında cerrahi materyal sayımından sorumlu olan ameliyat hemşiresi ve ameliyat sahasını kapatmadan önce yeterli kontrolü yapmayan doktorun kusurlu olduğu, davalı hastanenin kusursuz sorumlu olduğu, davacıların manevi tazminat talebinde bulunabileceği- İlk derece mahkemesince asıl davada davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğu-
Uyuşmazlık, vekaletin kötüye kullanılmasından ve vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir...
Tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere davalı kayıt malikinin o yörede yaşayanlar tarafından bilinen iş insanı olduğu, dava konusu taşınmazın satışına yönelik vekâletname dahi düzenlenmeden arsa alımı aracılık sözleşmesinin düzenlendiği bu durumun davalıların el ve iş birliği içerisinde hareket ettiklerinin göstergesi olduğu, bilirkişi ek raporuna göre dava konusu taşınmazın devir tarihi itibariyle davalı vekil tarafından diğer davalıya tespit edilen rayiç bedelin çok altında bir bedelle temlik edildiği, davalı kayıt malikinin kardeşi olan dava dışı kişi tarafından şirket hesabından satışın yapıldığı gün para çekilmesine ilişkin sunulan dekont ödeme belgesi olarak kabul edilemeyeceğinden satış bedelinin davacıya ödendiğinin de ispat edilemediği, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre davalı vekilin vekil eden davacının iradesine uygun davranmadığı davalıların el ve iş birliği içerisinde hareket etmek suretiyle davacıyı zararlandırdıklarının sabit olduğu- "Davacı ile davalı vekil arasında ortak kazanç ve iş birliği amacı ile birbirlerine temlikname ve vekâletnameler vermek sureti ile yakın ilişki kurulduğu, taşınmazın değerinin düşük belirlenmesinin tek başına kötüniyetin ispatı için de yeterli olmadığı bilirkişi raporunda belirlenen taşınmazın devir tarihindeki bedeli ile alım satım bedeli arasında fahiş fark bulunmadığı, davacı tanığının satışı öğrendiğinde davacıyı da haberdar ettiğini belirtmesine rağmen davacının, vekili uzunca bir süre vekillikten azletmediği, taşınmazının kendisinden habersiz satıldığını öğrenen bir kimsenin vekilini hemen azletmesi gerekirken iki yıla yakın bir zaman sonra azletmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, eldeki davada ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğu, davacının davalıların el ve iş birliği içerisinde hareket etmek suretiyle kendisini zararlandırdıklarını ve vekil vasıtasıyla taşınmaz satın alan davalının kötüniyetli olduğunu usulünce ispat edemediği, bu nedenlerle direnme kararının onanması gerektiği" görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüşün kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediği-