Ameliyattan sonra gelişen kornea ödeminin komplikasyon niteliğinde olduğu, kornea ödeminin medical tedavi ile uygun aralıklarla bir süre takip edilip düzelme görülmemesi üzerine kornea nakli için bir üst merkeze yönlendirilmesinin komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olduğu, tüm bulgular birlikte değerlendirildiğinde göz hastalıkları uzmanının tedavisine katılan sağlık personellerinin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten idarenin dosya içerisindeki mevcut belgelere göre görünür bir hatasının saptanmadığı- Ameliyat öncesi; davacının bilgilendirildiği ve aydınlatılmış onamının alındığı 04.07.2018 tarihli aydınlatılmış onam belgesinde komplikasyonlara ilişkin bilgi verildiği, komplikasyonların bir kısmının tedavisi mevcutken bir diğer kısmına bağlı olarak kalıcı görme hasarı oluşabileceğinin ve gözün kaybedilebileceğinin bildirildiği- Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamından; davalı doktor ve hastane tarafından yapılan operasyonda hatalı bir işlem bulunmadığı, ameliyat sonrası gelişen komplikasyona dair davacının bilgilendirildiği ve aydınlatılmış onamın alındığı, tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranıldığı, vekalet sözleşmesinde sonucun garanti edilmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Bebekte mevcut ekstremite yokluğunun, gebeliğin takip ve tedavisini düzenleyen hekimlerin eylemine bağlı olarak oluşmadığı, söz konusu doğumsal anomalinin anne karnında tedavi edilemeyeceği, yaşamla bağdaşabilir olduğu ve kesin tahliye endikasyonunun bulunmadığı, dolayısıyla anomalinin tespiti ve ailenin bilgilendirilmesine ilişkin eksiklik ile bebeğin maddi ve manevi zararları arasında illiyet bağının bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu-
Vekalet (hasta-doktor) sözleşmesinden kaynaklı maddi tazminat istemi- Davacılar tarafından hekimin kürtaj işlemi neticesinde gebeliğin sonlanmamasına bağlı olarak hekimin kusuruna dayalı olarak hekim ve hastane aleyhine kısmi dava şeklinde öncesinde açılan maddi ve manevi tazminat davasında hem maddi hem de manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiğinin ve kararın kesinleştiğinin, kesinleşen karar gerekçesinin taraf ve Mahkeme bakımından bağlayıcı olduğunun ve yeniden tartışılmasının mümkün olmadığı-
Uyuşmazlık; davalının vekâlet görevini kötüye kullanıp kullanmadığı, vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan hesap verme ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Davacı avukatın istifasının haklı olduğuna ilişkin kabulün yerinde olduğu, davalılar adına vekâlet görevini yürüttüğü davadan artık el çekmiş olması sebebiyle akdi vekâlet ücreti ile karşı yan vekâlet ücretine hak kazandığı, bu sebeple davanın dayanağı olan mahkeme kararının kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı, kaldı ki Uyap’tan yapılan sorgulamada söz konusu Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın, derecattan geçmek suretiyle 08.3.2023 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun bulunduğundan kararın onanması gerektiği-
Vekalet ilişkisi kapsamında yanlış tedavi neticesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemi- Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği-
Uyuşmazlık, davacının rızası dışında doğum kanallarının (tüplerinin) bağlanmasına yönelik davalılar tarafından yapılan bir işlem bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır...
Uyuşmazlık, davalı özel hastanenin istihdam ettiği diğer davalı doktorun gerçekleştirdiği ameliyat sırasında yeterli özen ve ihtimamı göstermemesi nedenine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir...
Özel Hastane ve doktorun uyguladığı tedavi nedeniyle maddi manevi tazminat istemi- Usuli kazanılmış hak-- Vekil olarak sorumluluğu tartışılan kurumda müteveffaya onulan teşhis ve bu teşhis doğrultusunda yapılan işlemlerin tıp bilimine uygun olduğu, müteveffanın ölümü sonucunun komplikasyon olduğu ve davalının sorumluluğunu gerektirmediği düşünüldüğünde, müteveffanın ölümünden dolayı davalı kurumun sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğinden davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiği-
Dava; davalılar doktor ve hastanenin vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık iddiasıyla; doğumdan kaynaklı, davacı çocukta oluşan fiziksel engel nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tahsil istemine ilişkindir...