Davacı ile davalı-alıcı arasında ayrı, davacı ile dava dışı satıcı arasında ise ayrı taşınmaz tellallık sözleşmeleri yapılmış olup davalı alıcının ve dava dışı satıcının, davacıya karşı ayrı ayrı sözleşmeden doğan sorumluluklarının bulunduğu- Davacı, dava dışı satıcı ile yapmış olduğu sözleşmeden doğan alacağı nedeniyle "satıcıyı ibra ettiğini" belirtmişse de, davalı ile yaptığı diğer sözleşmeden doğan tellallık ücreti alacağını tahsil ettiğine ve davalı alıcıyı ibra ettiğine ilişkin herhangi bir belge bulunmadığından, davalı-alıcının, davacıya karşı sözleşmeden doğan sorumluluğu devam ettiği- "Davacının davalının menfaatlerine aykırı olarak dava dışı taşınmaz sahibi ile de sözleşme yaparak, taşınmaz sahibinden de ücret alması ve taşınmaz sahibini ibra etmesi nedeniyle iyi niyetli olmadığı davalı ile yaptığı tellallık sözleşmesinden dolayı ücrete hak kazanamayacağı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Davalı özel hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanan davada, davalı doktorun doğum şekli tercihi ve doğum esnasında aldığı kararlar ve uygulamaların davacının sağ kolunda meydana gelen engelin doğmasıyla sonuçlanan olayda davalı doktora ve hastaneye atfı kabil bir kusur olup olmadığı konusunda rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davalı şirketlere ait hastanelerde olunan ameliyatlar sırasında davalı tarafın kusurlu hareketleri ile meydana gelen zarar ve neticeten hastanın ölümüne yol açıldığı iddiasına dayalı maddi-manevi tazminat istemi-
Tazminat davası-
Davacının tedavisini üstlenen davalı hastane ve çalıştırdığı elemanın tedavi sırasındaki kusurları nedeniyle oluşan zararın giderilmesine-
Vekalet sözleşmesine dayalı tazminat istemi-
Uyuşmazlığın tedavi amaçlı tıbbi müdahaleden kaynaklanmış olduğu, taraflar arasında vekâlet ilişkisinin mevcut olduğu ve TBK mad. 502 ve devamı maddeleri uyarınca; vekil olan doktorun sadakat ve özen borcunun bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, tedavinin tıbbi usullere ve kurallara aykırı yapıldığı anlaşıldığından, doktorun tedavi ücreti ve iş bedeline hak kazanmadığı ve yaptığı müdahale sonucu ortaya çıkan zararın giderilmesi için, davacı yeniden tedavi masrafı yapmış olduğundan, davalılara ödediği tedavi bedelinin tamamı ile vekâlet görevinin tam olarak yerine getirilmemiş olması nedeniyle zararının giderilmesi için yapılması gereken tedavi masraflarını yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleri ile talep edebileceği- Davalıların özensiz ve tıbbi kurallara aykırı davranışları nedeni ile davacının cismani zarar gördüğü açık olup manevi tazminat istemekte haklı olduğu- Hakimin manevi tazminat miktarında takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermesi gerektiği- Hükmedilecek tazminatın zenginleştirici olmamasına, felaketi özlenir hale getirmemesine, sadaka mahiyetinde kalmamasına dikkat edilmesi gerektiği-
Davalı özel hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır (dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK. 386, 390. md.). Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna-
Davalı hastaneden alınan sağlık hizmeti sırasında verilen yanlış tedavi sonucu, hastanın beyin kanaması geçirdiği ve bu nedenle yatalak hale geldiği iddiasına dayalı maddi-manevi tazminata-
Davalı tarafın (bankanın), azil iradesinin bildirimine ilişkin ihtarnamesinde açıkladığı azil sebebiyle bağlı bulunmadığı, görülmekte olan davada yeni ve başkaca azil sebeplerini bildirebileceği, azlin haklı olduğu yönündeki savunmasını da bu sebeplere dayandırabileceği- Vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin davada, davalının, davacı avukatı haklı nedenle azlettiğine ilişkin ileri sürülen tüm savunmalarının değerlendirilip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği- Vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, ıslah dilekçesi ile arttırılan talep yönünden davalı süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunduğundan bu konuda bir karar verilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-