Mahkemece davalı erkeğe kusur olarak yüklenen davalı erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi vakıasına, davacı kadının dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında dayanmadığı, ön inceleme duruşmasında bu vakıaya dayandığı ancak davalı erkek vekilinin buna muvafakat etmediği, davacı kadının dayanmadığı vakıanın hükme esas alınmayacağı- Mahkemece kabul edilen ve davalıdan kaynaklanan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylar davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığından davacı kadının manevi tazminat talebinin reddi gerektiği-
Davalı kadının, davacı erkeğe nazaran daha fazla kusurlu kabul edilmiş ve tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; tarafların birbirlerine karşılıklı hakaret ettiklerinin kanıtlanmışsa, mahkemece davalı kadına yüklenen diğer vakıalara yönelik tanık ifadelerinin ise sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak soyut izahlardan ibaret olduğu ve kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı anlaşılmışsa tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerektiği-
Ziynet alacağının miktarının, karar tarihindeki kesinlik sınırını aşmamasından dolayı buna ilişkin kararın kesin olduğu- Maddi ve manevi tazminat talebinde bulunan erkeğin, tazminat talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Kadın tarafından açılan sonraki tarihli davanın erkek tarafından açılmış olan boşanma dava dosyası üzerinde birleştirilmesine dair verilen karar göz önüne alınarak her iki davanın birlikte görülmesi ve her iki davanın esası hakkında hüküm kurulması gerektiği-
Kadın yararına maddi ve manevi tazminat koşulları oluşmuşsa; tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı, hakkaniyet kuralları gözetilerek davalı- davacı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50. ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği- Kadın yararına hükmolunan tazminatların az olduğu gerekçesiyle bozulması üzerine bozma kararı sonrasında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesi gereğince bölge adliye mahkemesince bozma ilamına uyulup uyulmayacağına karar verilmesi için duruşma açılması gerektiği-
Davacı kadına yüklenen “eşi ile tartıştıkları esnada komşular tarafından duyulacak şekilde yüksek sesle bağırdığı ve evdeki eşyaları kırıp döktüğü” şeklindeki vakıaya erkek tarafından dilekçeler aşamasında usulüne uygun bir şekilde dayanılmadığı,bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenemeyeceği- Davalı erkeğin annesinin, taraflarla birlikte yaşadığı ve erkeğin kendi annesine karşı eşini savunmadığı, yalnız bıraktığı, sık sık yurt dışına giderek eşini uzun süreli olarak yalnız bıraktığı, nüfus kaydından da anlaşılacağı üzere başka bir kadınla ilişkisinden çocuğu olduğu durumda erkeğin boşanmaya sebep olaylarda tam kusurlu olduğu-
Erkeğin, “kadının ailesine hakaret ettiği ve birlik görevlerini yapmamak için evi terk ettiği” vakıalarının sabit olduğu ve ağır kusurlu olduğu-
Hakaret edildiğine ilişkin tanık anlatımlarının soyut ve zamanı belirsiz olmasından dolayı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği- Tarafların eşit kusurlu olması halinde herhangi bir eş yararına maddi veyahut manevi tazminata karar verilemeyeceği- Nafaka yükümlüsünün, nafaka ödemesi için kusurunun aranmayacağı-
Davacı kadının, tazminat isteklerinde faiz talebi bulunduğu halde, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin usule ve yasaya aykırı olduğu-