Kurulacak vekalet sözleşmesi nedeniyle yapılan ödemenin, sözleşmenin kurulmaması nedeniyle tahsili istemi- Açıklama içermeyen havalenin bir borcun ödenmesi karşılığı olduğunun karine olarak kabul edildiği; aksini iddia edeninin bunu yazılı delille ispatlanması gerektiği- Dayanak dekontta "açıklama" bulunmaması ve dayanılan sözleşmede davalının imzasının bulunmaması karşısında davanın reddi gerektiği- Davalının savunmasının "vasıflı ikrar" niteliğinde olması nedeniyle ispat yükünün davacıya ait olduğu- Kanuni karine nedeniyle havalenin ödeme aracı olup davacının bunun aksini yani "paranın, imzalanmamış sözleşmenin ifası amacıyla gönderildiğini" "yazılı delille" ispatlayamamış olması karşısında kararın onanması gerektiği-
İnançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davalarında inanç ilişkisinin 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kural olarak yazılı delille ispatlanması gerektiği; yazılı delil bulunmaması hâlinde ancak taraflardan birinin elinden çıkmış ve iddia edilen hukuki işlemi muhtemel gösteren "delil başlangıcı" niteliğinde bir belgenin varlığı durumunda tanık dinlenebileceği, uyuşmazlığın tarafı olmayan üçüncü kişiler arasındaki yazışmaların (Whatsapp kayıtları gibi) HMK'nın 202. maddesi anlamında delil başlangıcı sayılamayacağı ve bu nitelikte bir belge bulunmadan tanık beyanlarına dayanılarak inanç ilişkisinin kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilemeyeceği-
Davalı alacaklı vekilinin ceza dosyasındaki dilekçesinde 'borçlu şirketin kullandığı kredi nedeniyle takibe konu senedin düzenlendiğine" ilişkin mahkeme içi ikrar niteliğindeki beyanları ile dava konusu senedin, aynı tarihte çekilen ve aynı tutardaki kredi sözleşmesine teminat olarak verildiğini ikrar ettiği gözetildiğinde, davacı borçlunun kesin delil ile "senedin, teminat senedi olduğunu" ispat etmiş olduğu- Aval sadece kambiyo senetlerinde söz konusu olduğundan, senedin kambiyo senedi vasfında olmaması nedeniyle davacının avalist olarak da sorumluluğunun bulunmadığı, TBK m. 583'de kefalet için öngörülen şekil şartlarının da bulunmaması sebebiyle kefalet şartlarının da gerçekleşmediği ve neticede, menfi tespit davasının kabulü ile kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-
Polis huzurunda alınan somut olaydaki ifadenin mahkeme içi ikrar olarak kabulü mümkün olmayıp, dar yetkili icra mahkemesince değerlendirmeye alınamayacağı-
7. HD. 05.12.2024 T. E: 424, K: 5504
7. HD. 19.11.2024 T. E: 2165, K: 5066
Taraflar arasındaki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davasında; boşanma davasının yargılaması sırasında davalı erkeğin, davacı kadına dava konusu evlilik birliği içerisinde alınan, davalı erkek adına tescil edilen “araç ve evin üzerindeki katılma alacağı hakkını vereceğini” söylediği ancak vermediği iddiasına karşın; davalı erkeğin beyanlarının “mahkeme içi ikrar” niteliğinde olduğu, tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları ve aralarında düzenlenen protokolün dördüncü maddesinde “malları paylaştırdıkları ve bu konuda edinilmiş mallara ilişkin bir talepleri olmadığı”nın düzenlendiği; çekişmeli boşanma davası açan kadının, boşanmaya zorlandığı ya da iradesinin sakatlandığı iddialarını ispatlayamadığı, kadının katılma alacağı hakkı olduğunu ispatlayamadığı-
Araç satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, davacının satış bedelinin ödenmediğini yazılı belgeyle ispatlaması gerektiği- Davalı taraf araç bedelinin ödenmediğini, önceden imzalanan "Müşavirlik Sözleşmesi” kapsamında söz konusu aracın hak ediş ifası olarak devralındığı hususunu ikrarına etmiş olup, davalının savunması vasıflı ikrar niteliğinde olduğundan ve vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğünün ikrar eden tarafta değil, vakıayı ileri süren tarafta olduğundan ispat yükünün davacıda olduğu- Davacı tarafın Noter senedindeki beyanın aksini kesin delillerle ispatlaması gerektiği-
İnşaat yapım sözleşmesi uyarınca devredilmesi gereken bağımsız bölümlerin tapu iptal ve tescili, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemleri- Temerrüt oluşturmayan satış tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğu- Belge altındaki imzanın davacı tarafça inkar edilmesi, davalı tarafa verilen kesin sürede belge aslının dosyaya sunulmadığından belge üzerinde inceleme yapılamadığı anlaşıldığından mahkemece bu belgeye itibar edilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığı- Dava konusu bağımsız bölümlerin değerini tespit eden raporu hazırlayan bilirkişilerin alanında uzman oldukları, hazırlanan raporun açık, anlaşılır ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşıldığından bağımsız bölümler değerinin yüksek belirlendiği yönündeki itirazların da yerinde görülmediği- Davacı iş sahibi tarafından davalı yükleniciye karşı aynı sözleşmeye dayalı olarak eksik ve ayıplı işler giderim bedeli ile gecikme tazminatı istemli açılan davada, davalı yüklenici vekili mahkemeye verdiği bir dilekçede "3 no.lu bağımsız bölümün arsa sahibince satıldığı, bu bağımsız bölümden müvekkilin 19.000,00 TL alacaklı olduğunu" belirttiği ve duruşmada da benzer beyanda bulunduğundan bu beyan ile davacı yüklenici, 3 no.lu bağımsız bölümden bakiye alacağının 19.000,00 TL olduğunu mahkeme içinde ikrar etmiş bulunduğu-
Senedin keşidecisinin "senetteki şirket kaşesinin sahte olduğu iddiasına" ilişkin yapılan ceza yargılamasında yaptığı savunmasından borcu kabul ettiği, mahkeme içi ikrar olarak kabul edilmesi gereken bu beyanı karşısında, İİK'nın 170/a-son maddesi uyarınca "takibin dayanağı olan senedin kambiyo vasfında olmadığı" gerekçesi ile takibin iptaline karar verilemeyeceği, buna karşın, senette aval veren konumundaki borçlu Anonim Şirketi yönünden borcun kabulüne ilişkin bir beyanın bulunmadığı- Borçlulardan aval veren Anonim Şirketi yönünden, şikayetin kabulü ile İİK'nın 170/a maddesi gereğince takibin iptaline karar verilmiş olması isabetli ise de, keşideci borçlu yönünden, İİK'nın 170/a-son maddesi uyarınca borcun kabul edildiği hususu nazara alınmaksızın, takibin dayanağı olan senedin kambiyo vasfında olmadığı gerekçesi ile takibin iptaline karar verilmiş olması yerinde görülmediği-