Dava konusu olayda, murisin mirası en yakın mirasçısı tarafından reddedildiğinden, mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp, sonuçlandırıldığı takdirde mirası reddedilen borçlu için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci ile davaya devam edilmesi ve buna göre taraf teşekkülü sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekeceği- Taraf teşkilinin, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerektiği- Borçlunun adresinde yapılan hacizlerde; borçlunun bu adresinden ayrılmış olduğu, yeni adresinin de tespit edilemediği haciz tutanakları ile belirlenmiş olduğundan, bu durumu belirleyen haciz tutanaklarının geçici aciz vesikası niteliğinde olduğu- İptali istenen tasarruflar, (takibe konu çeklerin keşidetarihinden) borçtan önce yapılmışsa da, alacak için düzenlenen çeklere sonraki tarihlerin atıldığı sıklıkla görüldüğünden, mahkemece, davacı vekiline icra takiplerinin konusu borcun doğumuna ilişkin temel ilişki konusunda delillerini sunması için süre verilmesi, sunduğu delillerin toplanması, davacı ve davalı borçlunun varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, gerektiğinde davacı ve borçlunun isticvabı ile borcun doğumunun tespiti; daha önce doğduğu ispatlandığı takdirde buna ilişkin dava koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek işin esasına girilmesi, aksi durumun tespiti halinde ise borcun doğumu tasarruf tarihinden sonra ise davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği-
Kasten öldürme nedeniyle maddi ve manevi tazminat, asıl ve birleşen 2015/502 esas sayılı dosyada karşı dava, cinsel taciz nedeniyle manevi tazminat, birleşen 2015/532 esas sayılı dosyada ise dava, cinsel taciz ve silahla tehdit nedeniyle manevi tazminat istemlerine-
................ tarihinde vefat eden muris ...’nun mirasçısının çocuğu ..... olduğu, bu sebeple davacıların mirasın hükmen reddi davasını açmakta hukuki yararlarının olmadığı, mirasçı ...’nun muris ...’nun mirasını kayıtsız şartsız reddettiğinin tespit ve tesciline karar verilmesiyle murisin kardeşleri olan diğer davacıların mirasçılık sıfatı kazanmalarının söz konusu olmadığı, bu sebeple davacılar açısından da davanın aktif dava ehliyetleri bulunmadığından reddi gerekeceği-
Yargılama sırasında vefat eden tarafların mirasçılarının mirası reddetmeleri halinde konunun miras hukuku hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekeceği, mahkemece, mahallin sulh hakimine durum bildirilmesi, mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, atanacak temsilci ile davaya devam olunması gerekir iken davacı yüklenicinin vefatı sonucu yasal mirasçıların mirası reddetmeleri ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece, iflas dairesi oluşturularak terekenin defterinin tutulması ve murisin kayden ve irsen taşınmaz maliki olup olmadığının usulünce araştırılması, borçlarının tespit edilmesi, iflas dairesince tasfiyenin adi veya basit şekilde yapılmasına karar verilerek seçilecek yönteme göre işlemlerin yapılması; terekeye (masaya) dahil hiçbir malvarlığı bulunmaz ise, iflas dairesince tasfiyenin tatiline karar verilip, bu hususun ilan edilmesi, bu ilanda tereke alacaklıları tarafından otuz gün içinde iflasa müteallik muamelelerin tatbikine devam edilmesinin istenmemesi halinde iflasın kapatılacağının açıkça yazılması gerekeceği-
Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi talebine-
Mahkemece iflas masası teşkil edilip, iflas dairesi oluşturulması, iflas dairesince tasfiyenin adi veya basit şekilde yapılmasına karar verildikten sonra seçilecek tasfiye yöntemine göre gerekli işlemlerin yapılmasının izlenmesi, terekeye (masaya) dahil hiçbir malvarlığı bulunmaz ise, iflas dairesince tasfiyenin tatiline karar verilip, bu hususun ilan edilmesi, bu ilanda tereke alacaklıları tarafından otuz gün içinde iflasa müteallik muamelelerin tatbikine devam edilmesinin istenmemesi halinde iflasın kapatılacağının açıkça yazılması; en son olarak da yürütülecek işlemlerin sonucuna göre iflasın kapanmasına karar verilebileceğinin gözönüne alınması gerekeceği- Mahkemece henüz tasfiye işlemi tamamlanmadığından ........... Sulh Hukuk Mahkemesinin ............. Tereke sayılı dosyası üzerinden ............ Sulh Hukuk Mahkemesinin ............ Esas sayılı dosyasına tasfiye amacıyla verdiği gönderme kararının da temyizinin kabil bulunmadığı-
Borçlunun ölümü üzerine, TMK 612 vd. yanlış yorumlanarak, alt soy mirasçıların davaya dahili hatalı olduğu, borçlunun mirasının iflas hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp, uygulanmadığı, borçlu için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci olup olmadığı araştırılarak, bu prosedürün uygulanması sağlandıktan sonra yasal temsilci ile tasarrufun iptali davasının sonuçlandırılması gerektiği- Davalı üçüncü kişinin tüm alacaklar için sorumluluğunun " ... TL tazminatla sınırlı olarak" ve tahsilde tekerrür olmayacak şekilde belirlenmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesinin hatalı olduğu- Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takip konusu alacak ile iptali istenilen şeyden hangisinin değeri düşük ise o değerin oluşturacağı-
Murisin en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği, mirasın birinci derecedeki mirasçıların tamamı tarafından reddi halinde, mirasın ikinci derecedeki mirasçılara geçmeyeceği, terekenin tasfiye olunacağı, borçlar ödendikten sonra geriye kalan kısım varsa red vaki olmamış gibi birinci derece mirasçılarına verileceği- Mirasın reddi talebi olmadığı gibi, murisin tüm mirasçıları mirası red de etmediğinden, borçlunun tek mirasçısı huzuru ile tasarrufun iptali davasına devam edilerek karar verilmesi gerektiği-
Muris ...'in tüm yakın yasal mirasçıları tarafından miras gerçek olarak reddedilmiş olup TMK'nun 612. maddesine göre tasfiye edilmesine ilişkin hüküm kurulması gerekirken murisin kardeşleri olan davacılardan ... ve ...'in mirası ret hakkına ilişkin 3 aylık sürenin en yakın mirasçıların mirası reddinin kesinleşmesinden itibaren başlayacağından bahisle temyiz eden davacılar yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
