İhtiyati haciz için üçüncü kişiye yazı yazıldığında paylaşım konusu paranın henüz mevcut olmadığı ve olmayan bir para üzerine taşınır mallara ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 88.maddesi çerçevesinde haciz konulamayacağı-
Hacizin, “belirli bir para alacağının tahsilini sağlamak için, borçluya ait mal ve haklara icra müdürünün beyanı ile hukuken el konulması” olduğu-
“Haczin kaldırılması” na dair icra mahkemesince verilmiş olan kararın infazı için kesinleşmesinin zorunlu olmadığı-
Haciz işlemi için gittiği işyerinde haciz işlemini uyguladığı sırada hakarete uğrayan avukat lehine –MK. nun 4.maddesi çerçevesinde- manevi tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
İcra müdürünün alacaklının istemi üzerine istenen yere (istenen mal ya da para üzerine) haciz koymak zorunda olduğu, haczedilmek istenen şeyin/paranın “haczedilemez nitelikte olup olmadığı”na karar vermek yetkisinin, şikayet üzerine icra mahkemesine ait olduğu, bu konuda icra müdürünün bir takdir yetkisinin olmadığı (Not: Bu içtihatlar 6352 sayılı Kanunla İİK'nun 82. maddesine eklenen son fıkra uyarınca geçerliliğini yitirmiştir.)–
Yedieminlik görevini gereği gibi yerine getirmeyen kişi hakkında, uğranılan maddi zararın tazmini için dava açılabileceği-
İcra müdürlüğünün, İİK’nun 78, 79 ve 85. maddeleri gereğince haciz uygulanması konusunda “takdir yetkileri”nin bulunmadığı- NOT: 6352 s. K. ile yapılan değişiklik nedeniyle, bu içtihat bugün geçerliliğini yitirmiştir.
Haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı bulunan taşınmaza konulacak haczin geçerli olacağı-
İhtiyati haciz kararında belirtilen borç miktarını aşar şekilde haciz yapılamayacağı-
İİK.nun 278/III-2 maddesinde sayılan tasarrufların mutlak olarak iptale tabi olduğu, tasarruf konusu malı borçludan satın/devir almış olan üçüncü kişinin iyiniyetli ya da kötüniyetli olmasının ya da alacaklıya zarar verme kasdını taşıyıp taşımamasının önemli olmadığı- İptali istenen tasarruftan sonra doğan alacağa dayalı yapılan icra takibi yönünden tasarrufun iptaline karar verilemeyeceği- Borçlunun itirazı ile takibin durduğu ve takibin devamına dair davacı-alacaklının bir karar sunmadığı görüldüğünden,  söz konusu icra takibinde yer alan borçlu aleyhine açılan tasarrufun iptali davasının reddi gerektiği-