"Karbon nüshanın imza incelemesine esas alınamayacağını" kabul eden bozma kararına uyulmakla, artık sunulan suret belgenin davacı tarafça verilmiş bir belge olarak kabul edilemeyeceği, davacı lehine usuli kazanılmış hak doğduğundan bu belgeye hukuken değer atfedilmesinin artık mümkün olmayacağı- Somut olayda bir delil başlangıcının var olup olmadığı (karbon nüsha makbuzun delil başlangıcı olup olmadığı) tartışması artık yapılamayacağından, ispatla ilgili istinai hâlin varlığından da bahsedilemeyeceği- Ödeme savunmasında bulunan davalının karşı tarafa yemin teklif etmek istediklerine ilişkin beyanı göz önünde bulundurularak davalıya yeminle savunmasını ispat imkânı tanınması gerektiği-"Uyulan bozma kararında belge aslının sunulamaması hâlinde izlenecek yolla ilgili olarak mahkemeyi bağlayacak şekilde kesin bir yol haritası çizilmediği, mahkemenin bozmaya uygun şekilde belge aslını sorduğu ve aslın sunulamaması üzerine dosyadaki delilleri tekrar değerlendirerek bir sonuca vardığı, yemin delilinin en son kullanılabilecek bir ispat yolu olduğu, karbon nüshanın herhangi bir fotokopi belgeden farklılık arz ettiği, bu özelliğinden dolayı somut olayda bilirkişinin 'karbon nüsha üzerinde imza incelemesi yapılabileceğini' belirterek 'imzanın davacıya ait olduğunu' tespit edebildiği, dosya kapsamı itibarıyla bu tespitin aksinin ortaya konulamadığı gözetildiğinde mahkemenin belgenin davacı elinden çıktığını kabul ederek nüshaya delil başlangıcı olma vasfı atfetmesinin ve tanıkla ispatı mümkün görmesinin haklı ve yerinde olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Fındık satımından kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada; davacının davasını ispat etme yükümlülüğü altında bulunduğu, bu kapsamda davacının delil olarak davalı tarafından gönderildiği iddia edilen, dava konusu borcun kabul edildiğine ilişkin beyanı içeren elektronik ortamdaki yazışmaları dosyaya sunduğu, yine dosya arasında da davalıya ait olduğu iddia edilen telefon mesaj kayıtlarının bulunduğu, davalılar vekilinin elektronik ortamdaki yazışmalar ve mesajları davalının göndermediğine dair itirazı olmayıp içeriklerinin değiştirilmiş olabileceğini savunduğu ancak buna dair dosyaya delil sunmadığı, ATK raporu ile kartvizit üzerindeki yazıların kuvvetle muhtemel davalıya ait olduğunun belirtildiği, bu çerçevede tanık beyanı, elektronik ortamdaki yazışmalar ve telefon mesajlarının kartvizit içeriğini doğruladığı ve davalının teslim edilen fındık ve bedeline ilişkin kabulü olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince; ödenmeyen fındık bedelinden davalının sorumlu olduğu gözetilerek, adı geçen davalı yönünden davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Zamanaşımına uğramış çekler nedeniyle temel ilişkiye dayalı olarak takip yoluna gidilip gidilemeyeceği, tanık dinlenmesinin mümkün olup olmadığı ve ispat yükünün hangi tarafta olduğuna ilişkin uyuşmazlıkta mahkemece, ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafın teslim olgusunu senetle ispat kuralı gereğince yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, ancak ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; Hukuk Muhakemesi Kanunu’nda ifade edildiği üzere, senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği- Delil başlangıcının, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olduğu- Bu durumda, ispat yükü davalı tarafta olmakla birlikte, çeklerin delil başlangıcı mahiyetinde oldukları ve davalının malları teslim ettiğini tanık dahil her türlü delil ile ispat edebileceği, davalının tanıklarının dinlenmemesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali mahiyetinde olacağı gözetildiğinde mahkemece hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
Taşınmazların satışlarının muvazaalı olduğuna dair davacı iddiasının ispatlanıp ispatlanamadığı noktasında toplanan davada, taşınmazların sözleşmede gösterilen devir bedelleri ile keşif ile belirlenen değerleri arasındaki fark, taşınmazların satış sözleşmelerini şirket adına imzalayan şirket müdürü ile davalının akrabalık bağı ve taşınmazların devir bedellerinin şirket kasasına girmemiş olması anılan sözleşmelerin muvazaalı olduklarına dair iddiayı ispata yeterli olmadığı- Karşı oy yazısında şirket ile yöneticileri arasındaki ilişkinin vekâlet akdi olduğu, vekilin özen borcu altına bulunduğu, davacı iddiasının şirket müdürünün temsil yetkisinin kötüye kullanım hukuksal nedenine dayalı olduğu, müdürün sözleşmenin karşı tarafıyla el ve işbirliği içerisinde davacı şirketi zararlandırıcı işlem yapıldığı iddiası bakımından davacı şirketin üçüncü kişi konumunda olduğu, bu sebeple muvazaa iddiasının her türlü delille ispatlanabileceği hususuna dikkat çekildiği-
Davalının, taraflar arasındaki önceye dayalı ticari ilişkiyi kabul ettiği, ancak takibe konu faturalar yönünden sözleşme ilişkisini ve teslimi kabul etmediği, takibe konu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı tarafça sunulan faturaların teslim alan bölümlerinde isim ve imza bulunmadığı, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı faturaların dayanağının da usulüne uygun olduğunu ispatlaması gerektiği, davacının ürünlerin bir kısmının bizzat personele teslim edildiğini iddia ettiği, bu hususta zimmet formlarına dayanmış ise de, zimmet formları ............. Koruma Güvenlik... Ltd. Şti. antetli olduğu gibi teslim alan kısmındaki tüm isimlerin davalı şirket çalışanlarına ait olduğunun tespit edilemediği, bazı formların imza kısmında aynı işaretlerin yer aldığı, zimmet formlarının içeriklerinin takibe konu faturaların içeriği ile aynı olup olmadığının ispatlanamadığı, davacının diğer iddiasının ise ürünlerin bir kısmının davalı şirket tarafından bildirilen adrese kargo ve ambar ile gönderildiğine ilişkin olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı gibi kargo şirketinin yazı cevabına göre teslimatın içeriğine dair bir açıklama yer almayan, kime teslim edildiği tam olarak belirlenemeyen faturaya konu malların teslim edildiğinin kabulünün mümkün olmadığı, üniversitelerin yazı cevaplarında da personellerin kıyafetlerinin davacı şirket tarafından teslim edildiği hususunda bir cevap verilmeyip ............... Üniversitesi ve ............ Üniversitesinin yazı cevaplarında, kıyafetlerin davalı şirket tarafından personele gönderildiğinin belirtildiği dikkate alındığında bu husustaki delillere göre de teslimin sübuta erdiğinden söz edilemeyeceği, elektronik postaların ancak yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilebileceği gibi mail içerikleri incelendiğinde, maillerin farklı tarihlere ilişkin siparişlere yönelik olduğu, fatura ve teslimat bilgisinin yer almadığı, bu durumda mailler ile birlikte tanık ifadesi değerlendirilerek teslimin ispatlandığından söz edilemeyeceği, açıklanan nedenlerle davalı yanca davaya konu faturalar yönünden teslimin ispatlanamadığı, davacının delil listesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığı dikkate alınarak davanın reddine ve davacının kendi defterinde kayıtlı faturalar yönünden başlattığı takipte kötü niyetli olduğundan söz edilemeyeceğinden davalının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Takibe konu alacağın dayanağı olan senetteki imzanın davalının eli ürünü olduğu kanaati hasıl olduğundan senedin yazılı delil başlangıcı olarak olarak kabul edildiği, yazılı delil başlangıcına dayanan davacı alacaklının temel hukuki ilişkiyi ve o ilişkiye dayalı bir alacağın var olduğunu tanıkla dinleterek kanıtlama hakkına sahip olduğu, dinlenen tanık .........'ün beyanıyla da sabit olduğu üzere ...........'ın ticari alışverişleri nedeniyle tanık ............'e borcuna istinaden ........... TL bedelli senet verdiği, sadece borçlu kısmı ile rakam kısmının doldurup, keşide tarihini yazıp imzalayıp ......'a verdiği, ........'ın da ticari ilişki ve borcu nedeniyle borcuna istinaden bu senedi ............'ye verdiği, dolayısıyla taraflar arasındaki borç ilişkisinin bu şekilde oluştuğu, senedin kambiyo vasfını yitirmesi ve adi borç senedi niteliğinde olması sebebiyle, davalının borçlu olmadığını, borcu ödediğini yazılı delille ispat etmesi gerektiği, davalının bu şekilde bir ispatının bulunmadığı, dolayısıyla takibe konu borcun ödenmediği sabit olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
WhatsApp yazışmaları delil başlangıcı mahiyetinde olduğundan ilaveten tanık dinlenebileceği-
Hizmet ve prime esas kazancının tespiti istemi- Günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden, günlük kazançları üst sınırdan fazla olan sigortalıların günlük kazançları da üst sınır üzerinden hesaplanacağı-
Davacının dayandığı dekontun, dava konusu taşınmazın satın alınmasında davacının dava konusu taşınmazda paydaş olması gerekirken davalının adına sicil oluşturulduğunu kanıtlamaya yarar nitelikte delil başlangıcı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacı taraf delilleri arasında açıkça yemin deliline de dayanılmadığı, dolayısıyla davanın kesin delil ile kanıtlanamamış olmasından dolayı reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Taraflar arasındaki inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davada, iddianın yazılı belge ile ispatı gerekmekte ve fakat böylesine bir belgenin bulunmadığı anlaşılmakta ise de; davacının sunmuş olduğu dekontların bu ilişki ile bağlantılı olduğunun saptanması halinde delil başlangıcı teşkil edeceği ve çekişmenin giderilmesinde gözardı edilemeyeceği, HMK’nın 202. maddesi hükmü gereğince delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması halinde tanık dinletilmesinin mümkün olduğu- Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davasının incelenmesi, davacı, davalı hesabına yatırıldığına ilişkin dekont fotokopisinde yer alan “... çekilip yatırılan daire kredi masrafı” yazısının davalıya ait olduğunu iddia etmekle, bu dekont üzerindeki yazının davalıya ait olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, davalı tarafından temin edilen krediye ilişkin bilgilerin ve kredi taksitlerinin kim tarafından ödendiğinin, taraflar arasında yapılan para transferlerinin ilgili bankadan araştırılması, delil başlangıcı niteliğinde belge olup olmadığının değerlendirilmesi, delil başlangıcı olduğu kanaatine varılır ise, tarafların bildirdiği tüm deliller birlikte değerlendirilerek çekişme konusu taşınmazın inançlı işlem kapsamında davalıya devredildiği kanaatine varılması halinde, kredi borcunun kim tarafından ödendiği üzerinde durulmak suretiyle, bu aşamada TBK’nın 97. maddesindeki düzenleme de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-