Davacının, inanç ilişkisini ancak yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı bulunması halinde tanık dahil her türlü delil ile kanıtlayabileceği- Davacının dayandığı belge davalının imzasını taşıyan tutanak yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğundan, bu belge ile tanık beyanları değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Dava konusu senet 3 yıllık süre içerisinde icra takibine konulmadığından kambiyo senedi vasfını yitirmiş olup; bu senedin tek başına temel ilişkiyi ve davacı alacağını ispat açısından yeterli bir belge olarak kabul edilemeyeceği, ne var ki davalının imzasını taşıyan bu belge HMK 202. maddesi hükmüne uygun olarak düzenlenmiş delil başlangıcı niteliğinde bir belge olduğundan, davacının iddiasını HMK.'nun 202. maddesi kapsamında her türlü delillerle ispatlayabileceği-
Çekin süresinde bankaya ibraz edilmemiş olmasıyla TTK kapsamında kombiyo hukukundan kaynaklanan hakların yitirileceği- Temel borç ilişkisinin ispatı bakımından çek yazılı delil başlangıcı olup,temel borç ilişkisi tanık dahil her türlü delil ile ispatlanacağı-
İ. sözleşmesinin ancak, yazılı delille kanıtlanabileceği- Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber, bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa sözleşmenin “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebileceği- Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar, yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesinin olanaklı olduğu- Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatmasının gerekeceği-
Hizmet tespitine yönelik davalarda davacı işçinin çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı SGK'na (Devredilen SSK) davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması gerektiği- Davacı tarafından tüm çalışma süresine ilişkin prime esas kazancın tespiti talep edilmesine rağmen, dava konusu dönemler yönünden aylara ve yıllara göre tespiti istenilen ücretin ne kadar olduğu ayrı ayrı açıklanmadan, aylık net ücretin ... TL olduğu belirtilerek prime esas kazancın tespitinin talebi hatalı olduğu- Mahkemece, davacının tespitini istediği "prime esas kazancın aylara ve yıllara göre ne kadar olduğu ayrı ayrı açıklattırılarak" davacının talebinin somutlaştırılması gerektiği- Ücret miktarı, HUMK 288'de (HMK 200.'de) belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmak kaydıyla işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkün olduğundan buna göre araştırma yapılması gerektiği-
İ. sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davada, 1999 yılı ile murisin ölüm tarihi arasındaki D.li ilindeki tüm banka hesap hareketlerinin getirtilip, bankacı bilirkişiye gönderilerek denetime elverişli rapor aldırılması gerekip, muris K.'in dava konusu daireleri yaptırmak için bankalardan para çekip-çekmediği, çekmiş ise çektiği tarihlerde çekilen para ile inşaatın yapım tarihinin gözetileceği, davacının yurtdışından gönderdiği ve murisin çektiği paralar var ise, para miktarının ailenin geçimi için gönderilen miktar olup-olmadığı ya da ailenin geçimini aşan miktarda olup-olmadığının değerlendirilip, muris baba K. ile yüklenici A. arasında yapılan 21/08/2000 tarihli adi nitelikteki sözleşmeler, para gönderme ve ödeme dekontları ve vekaletin delil başlangıcı sayılıp-sayılmayacağı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Taraflar arasındaki danışmanlık sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkin davada, davacı vekilince sunulan e-maillerin "yazılı delil başlangıcı" olduğu gözetilerek, davacı tarafın bildirdiği tanıkların dinlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Bonolarda zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu ve 3 yıllık zamanaşımı süresi içinde bonoların icraya konulması halinde kambiyo senedi niteliğini yitirip bu senetlerin tek başına alacağın varlığını ispat açısından yeterli bir belge olarak kabul edilemeyeceği- Davalının imzasını taşıyan bu belgelerin delil başlangıcı sayılacağı bu nedenle alacaklı iddiasının diğer yan deliller ve tanık beyanlarıyla ispat edilmesi gerektiği-
İnanç sözleşmesinden doğan davalarda zamanaşımı süresinin on yıl olarak kabul edildiği ve zamanaşımı sürenin başlangıcının, inanç gösterilenin borcunu yerine getirmeyeceği konusundaki tavrının ortaya çıkması ile yani inanç gösteren kişinin hakkına yargısız ulaşabileceği umudunun tükendiği tarih olduğu- İnanç sözleşmesine dair diğer tarafın imzasını içeren herhangi bir yazılı delil ibraz edemeyen davacının taleplerini ispat edecek yazılı delil sunduğundan söz edilemeyeceği- Davacı vekili, delil listesinde açıkça yemin deliline dayanmış olduğundan, mahkemece davacıya yemin delilini kullanıp kullanmayacağının hatırlatılması, HMK. mad. 225 vd. maddeleri gereğince işlem yapılarak sonucuna göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği-
İ. ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için tarafların imzaladığı yazılı bir sözleşmenin ya da karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığının arandığı, yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge varsa, inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebileceği- Davacı inanç ilişkisini ancak yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı bulunması halinde tanık dahil her türlü delil ile kanıtlayabileceği- Davacı, inanç ilişkisini kanıtlamak için bir kısım harcama belgeleri, birlikte iş yaptığı şirketin sahibi tarafından gönderilen mektup ile tanık beyanlarına dayanmışsa da, dosya kapsamındaki bu belgelerin ispata yarar nitelikte bir delil ya da yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belge olmadığı ve davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerektiği-