Davacının isim ve imzası dışında kalan kısımları boş olarak davalıya verilmiş ve diğer unsurları doldurulmamış olan senetlerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu- Bu tür belgeler yazılı delil başlangıcı olduğundan, tanık deliline de başvurma imkanı bulunduğu-
Davacı, SMS kaydı olduğunu iddia ettiği dökümü dosyaya ibraz etmiş ise de,mahkemece bu kayıtların davacının cep telefonundaki SMS kayıtları ile karşılaştırılmadığı, bu nedenle de davacı tarafından ibraz edilen SMS kayıtlarının bu haliyle HMK'nun 199. maddesi anlamında ''belge'' olarak kabulünün doğru olmadığı- Mahkemece davacı tarafından ibraz edilen SMS kayıtlarının davacının telefonundaki kayıtlar ile karşılaştırılarak kayıtların uyumlu olması halinde delil olarak kabul edilmesi gerektiği-
Borcun doğumuna ilişkin vakıaların kanıtlanması bakımından tanık dinlenebileceği- Mahkemenin "HMK. mad. 200/2 uyarınca, açık bir muvafakat bulunmaması ve senede karşı ancak yazılı delille ispat kuralı nedeniyle de tanık dinlenemediği"nden kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- Aciz vesikası, tasarrufun iptali davası dava şartı olup, davacı tarafından aciz vesikası veya geçici aciz vesikası niteliğinde haciz tutanağı ibraz edilmediğinden mahkemece davanın bu nedenle reddi gerektiği-
Süresinde ibraz edilmeyen çekler yönünden taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde böyle bir çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabileceği ve alacaklının alacağını her türlü delille kanıtlayabileceği, taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde ise, hamil keşideciye karşı dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 s. TTK. mad. 644 uyarınca sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak talebinde bulunabileceği- Çeke ciro yoluyla hamil olan davalının, sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davacı keşideciden alacak talebinde bulunabileceği, bu durumda sebepsiz zenginleşmediğinin keşideci tarafından kanıtlanması gerektiği- Hamilin senedi bile bile borçlunun zararına hareket ederek kötü niyetle iktisap ettiği iddiasının da 6762 s. TTK. mad. 599 uyarınca keşideci tarafından ispatlanması gerektiği; davalılar hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından yürütülen soruşturmanın sonucunun menfi tespit davasına etkisinin de gözetilmesi gerektiği-
Süresinde ibraz edilmeyen çekler yönünden taraflar arasında temel ilişki bulunması halinde böyle bir çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanabilir ve alacaklı alacağını her türlü delille kanıtlayabileceği- Taraflar arasında temel ilişki bulunmaması halinde ise hamilin keşideciye karşı dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 644. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak talebinde bulunabileceği-
İ. ilişkisinin varlığını ispatlama amacıyla dosyaya sunulan belge yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmadığından ve sebepsiz zenginleşmeye de dayanılmadığından davanın reddi gerektiği-
1086 sayılı HUMK zamanında açılan bir davada iddianın yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bir belge ile ispat edilememesi halinde delil listesindeki açıklamaya bakılması gerekeceği, buna göre delillerinde "her türlü yasal delil" şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise ilgilinin yemin deliline dayandığının kabul edileceği ve yemin teklif etme hakkının hatırlatılacağı-
Yıllık 2. 500 TL'yi asan kira sözleşmesinin varlığının HMK 200 uyarınca ancak yazılı delil ile ispat edilebileceği; yazılı bir delil sunamayan davalının taşınmazı fuzuli işgal ettiğinin kabulü gerekeceği-
Maddi yanılgıya dayalı olarak yapılan bozmaya uyulmuş olmasının, taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı- Davanın açıldığı tarihte yürürükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 292. maddesi ile, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesi hükmü gereğince yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması halinde tanık dinletilmesinin mümkün olduğu- Davacı, "taşınmazın temlikinin inançlı işleme dayalı olduğunu, taşınmazın devrinden sonra alınan banka kredisini ödediğini" iddia ederek dosyaya bir takım banka dekont ve muhasebe fişleri ibraz etmiş, esasen evrak arasına alınan banka kayıtlarından da gerçekten de davalı tarafından alınan kredinin bir kısım taksitlerinin davacı tarafından ödendiği görülmekle, öncelikle birleşen davada, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talep edildiği halde, dava açılırken yalnızca talep edilen ecrimisil miktarı üzerinden harç yatırıldığı, elatmanın önlenmesi isteği bakımından yargılama aşamasında harç ikmali yapılmadığı gözetilerek birleşen dava davacısına elatma bakımından harcı tamamlanması için imkan tanınması, ondan sonra; davacı tarafından yapılan ödemelere ilişkin kayıtların yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu gözetilerek, yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılması, öte yandan davacının yalan yere yemin ettiği iddiası ile ilgili, davacı tarafın Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğu suç duyurusuna ilişkin evrakın da getirtilmesi, tüm delillerin birlikte değerlendirilerek, yemin delilinin en son başvurulması gereken delil niteliğinde olduğu da gözetilerek, çekişme konusu taşınmazın inançlı işlem kapsamında davalıya devredildiği kanaatine varılması halinde, çekişmeye konu kredi borcunun tamamının davacı tarafından ödenip ödenmediği hususları üzerinde durularak, bu aşamada TBK.'nun 97. maddesindeki düzenleme de gözetilerek, varılacak sonuç çerçevesinden asıl dava ile birleşen dava hakkında bir karar verilmesi gerektiği- Yargılama sırasında keşfen belirlenen taşınmazın değeri üzerinden sadece asıl dava bakımından harç ikmali yapıldığı, birleşen dava bakımından harç ikmali yapılmadığı halde, yanılgılı değerlendirme ile asıl davada harç ikmali yapılmamış, birleşen davada harç ikmali yapılmış gibi değerlendirilerek hatalı vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğu-
Davacı, davalı ile aralarında sözlü eser sözleşmesi yapıldığını, davalının ise davacı ile aralarında sözleşme ilişkisinin kurulmadığını ileri sürdüğü, davacı aralarındaki akdi ilişkiyi kanıtlamak zorunda olup, yapılan birtakım imalatlar sebebiyle bedelin ödenmediği iddiasının müddeabihin miktarına göre senetle ispatlanması gerektiği-