İşveren ve işçi arasındaki hukuki ilişkinin iş sözleşmesine dayandığı, işçinin sözleşmeye aykırı şekilde işverene zarar vermesi halinde, işverenin zararının tazmini amacı ile açacağı dava da tazminat niteliğinde olduğundan on yıllık zaman aşımına tabi olduğu- Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda HMK. mad.141/2 uyarınca zamanaşımı definin davacının açık muvafakati ile veya cevap dilekçesinin ıslahı yolu ile de yapılabileceği- Uyuşmazlıkta, ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde yapılan zamanaşımı itirazının, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinde dikkate alınmaması hatalı olup bozmayı gerektirdiği- Dava açılması veya icra takibi yapılmasının, zamanaşımını kesen nedenlerden olduğu; zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işleyeceği-
Uyuşmazlığın davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip etmediği noktasında olduğuğı- Fesih tarihinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin 6/c maddesinde ..., ... ve ... iken ....’a dönüştürülen işyerlerinde çalışan işçilerin ikramiye, yakacak yargımı yıllık izin, bayram harçlığı ve gıda yardımından belirli dönemler halinde oranlı olarak yararlanacağının kararlaştırıldığı- Davacı işçinin çalıştığı dönemde yürürlükte olan toplu iş sözleşmelerinde ön görülen bazı parasal haklardan davacı konumundaki işçilerin yararlanmaları sınırlandırıldığı- Birleşen işyerlerinde farklı parasal haklarla çalışan işçiler arasında bir dengenin gözetilmesi amacıyla sendika ile işveren arasında toplu iş sözleşmesi hükümleri ve eki mahiyetinde düzenlenen protokol hükümleri geçerli olduğundan, anılan farklılık toplu iş sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davalının eşit davranma borcuna aykırı davrandığından söz edilemeyeceği; davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanmadığı anlaşıldığından kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiği- 
Birlikte istihdam durumunda işçinin herhangi bir şirkete işe iade edilmesi konusunda başvurabileceği; birlikte istihdam eden her şirketin davacıyı işe başlatma yükümlülüğünün bulunduğu- Somut olayda; yalnızca sigorta kayıtlarında son çalıştığı işveren olarak görünen şirketin sorumlu tutulmasının hatalı olduğu-
Davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığı önceki hizmet süresi dikkate alınarak dönem TİS hükümlerine göre derece ve kademesi belirlenmelisi, buna göre yevmiyesinin tespiti ile varsa fark alacakları hüküm altına alınması gerektiği- 
Asıl işveren - alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerektiği- Davacı dava dilekçesinde "davalının işçisi olduğunu iddia ederek dava açmış ve davalının savunmasındaki açıklamalar üzerine verdiği dilekçede acenteyi devralan kişiyi tanımadığını, muhatap olmadığını feshinde davalı ... tarafından yapıldığını" iddia ettiğinden, mahkemece, davanın aydınlatılması ilkesi uyarınca davalı avukatının dilekçesinde sözü edilen acente sözleşmesi, varsa işyeri devrine ilişkin belgeler getirtilmeden davacının iş akdinin acenteye devrin yapıldığı tarihin hemen ertesinde feshedilmesi dikkate alındığında davalı ile ihbar olunan acente arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı araştırılmadan sonuca gidilmesinin hatalı olduğu- İhbar olunanın gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilmesinin isabetsiz olduğu- Hükmedilen miktarların net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin infazda tereddüde yol açacağı-
Hükümde esas alınan davacı tanığının beyanı ile tutumu arasındaki çelişki nedeniyle bu beyana itibar edilemeyeceği; ayrıca aynı işyerinde, hatta aynı araçta birlikte çalışan iki işçi arasında farklı mesai hesabı da çalışma barışına aykırı olacağından, davacının haftanın 6 günü 08.00-18.00 saatleri arasında çalışarak haftalık 6 saat fazla mesai yaptığının kabulü ile hesaplama yapılması gerektiği- 
Davalı işveren tarafından yapılan yazılı fesih bildiriminde davacının "yaşlı olması", "emeklilik" veya "rekabet gücünü artırmak için gençleştirme" ya da " yabancı dil bilme/seviyesi" vs seçim kriterleri belirtilmediği gibi alınan işletmesel kararda da bu yönde değerlendirme yapılmadığı, işverenin, yazılı fesih bildiriminde belirttiği gerekçeler ile bağlı olup sonradan bu gerekçeleri değiştiremeyeceği - Davalı işveren tarafından işletmesel nedeni ispata yarar yeterli delil sunulmadığı gibi davacının yabancı dil seviyesi ve yaşlı/emekli olması kriterlerinin objektif olarak uygulandığına dair dosyaya delil de ibraz edemediğinden işletmesel karara dayalı iş sözleşmesinin feshinin son çare olarak uygulandığı ispat edilemediğine göre davacının işe iadesine karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesinin isabetsiz olduğu-
Davalı tanığı genel müdürün beyanları doğrultusunda işyeri belgeleri üzerinde araştırma yapılarak beyanların doğruluğunun denetlenmesi, işyerinde küçülmeye gidilip gidilmediğinin tespit edilmesi, küçülmeye gidildiğinin tespiti halinde davacının neden çıkarılacak işçi olarak tercih edildiğinin ortaya konulması ve aynı dönemde başkaca işçilerin de iş akitlerinin feshedilip edilmediği hususları netleştirilerek talep konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
, manevi tazminat, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin farkı ile ücret farkı alacaklarının ödetilmesi davası-
Ücret farkı, yıpranma primi farkı, ilave tediye ile aksi ikramiye farkları alacaklarının ödetilmesine-