Davalı-davacı kadına bir kusur yüklenemeyeceği ve bu nedenle yoksulluk nafakası talep etmesine yasal bir engel bulunmadığı halde; bu talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu-
Hizmet döküm cetvelinde sicil numarası gösterilen iş yerinin, Sosyal Güvenlik Kurumundan sorularak tespiti, davacının çalışıp çalışmadığının ve gelirinin bulunup bulunmadığının araştırılması işinden ayrılmış ise, işverence iş aktine son verilerek mi, yoksa kendi isteğiyle mi ayrıldığının saptanması, gerektiğinde bu konuda "hakimin davayı aydınlatma ödevi (HMK md. 31)" çerçevesinde davacıdan açıklama istenilmesi ve gerçekleşecek sonucuna göre yoksulluk nafakasıyla ilgili hüküm tesisi gerekeceği-
Davalı-davacı kadının, emekli olup, emekli maaşı aldığı, adına kayıtlı bir adet daire ile otomobilinin bulunduğu, kuru mülkiyeti kızının üstünde olan meskende intifa hakkına sahip olduğu, gerçekleşen bu duruma göre davalı-davacı kadının boşanma ile yoksulluğa düşeceğinden söz edilemeyeceği-
Davacı-karşı davalı (kadın)'ın adına kayıtlı villa tipi bir konutunun ve bankada kendi adına belli bir miktarda nakit parasının bulunduğu, gerçekleşen bu duruma göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin kabul edilemeyeceği-
Nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağı-
Boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurlu olduğu,davacı-karşı davalı kadının başka bir erkekle karı-koca şeklinde yaşamakta olduğu kanıtlanamadığı gibi boşanma yüzünden davacı-karşı davalı kadının yoksulluğa düşeceği de sabit olduğundan koşulları oluşan TMK 175.madde uyarınca davacı-karşı davalı kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekeceği-
Davacı kadının ev hanımı olup, herhangi bir mesleğinin olmadığı, iş bulduğunda temizlik işlerine gittiği, sabit ve düzenli bir gelirinin bulunmadığı, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi koşullarının oluştuğu nazara alınmadan davacı kadının yoksulluk nafakası isteğinin reddinin doğru olmadığı-
Davalının yoksulluk nafakası talebi bulunmadığı halde, hüküm gerekçesinde “davalının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verildiğinin” belirtilmesinin, hüküm sonucunda da “yoksulluk nafakasına yer olmadığına” yönünde hüküm kurulmasının, davalı aleyhinde “kesin hüküm” teşkil edeceği, istek olmadığı halde kesin hüküm oluşturacak şekilde hüküm tesisinin doğru bulunmadığı-
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın yararına hükmolunan yoksulluk nafakasının az olduğu, mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesinin gerekeceği-
Davalı kadının birlikte yaşamaktan kaçınarak birlik görevlerini yerine getirmediği; davacı kocanın ise eşine çalışması için baskı yaptığı ve evlilik birliğinden kaynaklı görevlerini yerine getirmediği; gerçekleşen bu durum karşısında taraflar boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu olduğundan boşanmakla yoksulluğa düşen davalı kadının yoksulluk nafakası (TMK md. 175) isteğinin reddine karar verilmesinin doğru görülmediği-
