Temerrüt sebebiyle tahliye davasının alacağa bağlı olarak açılan bir dava olduğu- Satımdan sonra alacak yeni malike temlik edilmediğinden yeni malik yönünden, Davanın açılmasından sonra kiralananın satılmasıyla kiraya veren sıfatı kalmadığından önceki malik yönünden tahliye isteminin reddi gerektiği-
Temerrüt sebebiyle tahliye davasının, alacağa bağlı olarak açılan bir dava olduğu- Satımdan sonra alacağın yeni malike temlik edilmediği bu nedenle alacak yönünden davaya devam edileceği- Dolayısıyla davanın açılmasından sonra kiralananın satılmasıyla önceki malikin kiraya veren sıfatı kalmadığından tahliye isteminin reddi gerektiği, yeni malik yönünden kiralananın tahliyesine ilişkin verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğu-
Uyuşmazlık, kiracılık ilişkisine vaki müdahalenin giderilmesi istemine ilişkindir...
Alacaklı tarafından kiracı borçlular aleyhine başlatılan haciz ve tahliye talepli ilâmsız icra takibinde, ödeme emrinin borçlu şirkete tebliğ edilemeden borçlu şirket tarafından öğrenilmesi üzerine vekil aracılığıyla takibe itiraz edilmesi durumunda, borçlu şirkete ödeme emri usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden ödeme ve itiraz sürelerinin işleyip işlemeyeceği ve bu durumda alacaklının tahliye istemi ile birlikte itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerektiği- "Borçlu şirketin, hakkında yapılan icra takibini haricen öğrenip vekili vasıtasıyla süresinde takibe itiraz ettiği, haricen öğrenme ile yapılan itiraza hukuki sonuç bağlanması gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Yazılı kira sözleşmesine dayalı olarak, ödenmediği iddia olunan kira alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesine rağmen takibe, sözleşmenin varlığına ve aylık kira miktarına itiraz etmediği, bu durumda kira ilişkisi ve talep konusu aylık kira bedelleri ile takip konusu miktarın kesinleştiği, ödeme emrindeki yasal 30 günlük sürede borcun ödendiği davalı tarafça ispat edilemediğinden temerrüdün gerçekleştiği bu sebeplerle tahliye kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Borçluya usulüne uygun olarak tahliye ihtarlı ödeme emri tebliğ edilmeden ödeme ve itiraz süreleri de işlemeye başlamayacak olup, borçlunun itiraz hakkı doğmayacağından, haricen öğrenmeye dayalı itirazın da yasanın emredici hükümleri karşısında hukuki sonuç doğurmayacağının ve alacaklının bu aşamada icra mahkemesinden 'itirazın kaldırılmasını ve tahliyeye karar verilmesini' isteyemeyeceği-
Ödeme belgesini bilen borçlunun buna rağmen bu belgeden söz etmemesi ya da sunmaması, ona etkin hak arama imkânı tanınmamasından değil, kendi ihmalinden kaynaklandığından bu ödeme belgeleri icra mahkemesindeki incelemeden önce var olduğu hâlde ileri sürmeyen borçlunun, kararın temyizi aşamasında dosyaya sunarak bu deliller doğrultusunda değerlendirme yapılmasını talep etmesinin mümkün olmadığı-
Dekontlarında borçlu tarafından kira borcunun hangi aya ait olduğunun açıklanması halinde, TBK’nın 102. maddesinin uygulanamayacağı ve ödemelerin daha önce muaccel olan kira borcu için yapıldığının kabul edilemeyeceği-
İcra ve İflas Kanunu’ndaki süreler hakkında HMKda düzenlenen adli tatile ilişkin hükümler uygulanamayacağı için İİK. 269/a'da öngörülen ihtar müddetinin bitim tarihinin adli tatile denk gelmesi durumunda, ihtar müddeti adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılmayacağı, ödeme süresinin hesaplanmasında İİK’nın 19. maddesinin uygulanacağı- Alacaklı vekili, İİK’nın 269/a maddesi uyarınca ödeme emri tebliğinden itibaren 30 günlük ödeme süresinin bitmesinden sonra ve ödeme süresinin bitimini takip eden 6 ay içinde tahliye talep etmiş olduğundan mahkemece işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
ürk Borçlar Kanunu'nun 315. maddesi hükmü uyarınca; temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için, istenen kira parasının veya kapsami Türk Borçlar Kanunu'nun 341. maddesinde belirtilen yan giderin muaccel (istenebilir) olması, kira bedeli veya yan giderin verilen yasal sürede ödenmemiş bulunması ve ihtarnamede verilen süre içerisinde ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesinin gerektiği, davaya konu kira sözleşmesinde kira ödemelerinin yıllık peşin olarak mukavele tarihi itibariyle 5. günü akşamına kadar yıllık peşin yapılacağının kararlaştırıldığı, serbest irade ile sözleşmeye konulması nedeniyle geçerli olup tarafları bağlayan bu hüküm gereğince 2001-2002 dönemine ilişkin kira ödemesinin 06.12.2001, 01.12.2002-01.12.2003 dönemine ilişkin ödemenin ise 06.12.2002 tarihe kadar yapılabileceği, davacı tarafından alacak henüz muaccel olmadan 17.10.2001 ve 11.10.2002 tarihlerinde gönderilen ihtarnamelerin hukuki sonuç doğurmayacağı, kaldı ki 17.10.2001 tarihli ihtarnamenin davalıya tebliğ edilemeyip iade olunduğu, bu durumda tahliyeye ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerektiği-
