Dava önce davacı mirasçı tarafından tereke adına açılmış, dava sırasında durum anlaşılınca terekeye temsilci atanmış, davaya bir diyeceği olmadığını bildirip sonra davayı takip etmediğinden,terekeye temsilci atanmakla davayı açan mirasçının takip yetkisi kalktığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekeceği-
Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair, davacı ile davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde temyizi Yargıtay'da kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı " denilmekle yetinildiği davada, Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297/2. maddesinde gösterildiği şekilde hüküm sonucunu belirtmeyen böyle bir beyanla hükmün tefhim edilmiş ve hukuki varlık kazanmış sayılamayacağı-
Gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı, buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekeceği-
Mahkemece son oturum tutanağında "davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine" denilmekle yetinildiği,hüküm sonucunu belirtmeyen böyle bir beyanla hüküm tefhim edilmiş ve hukuki varlık kazanmış sayılamayacağı-
Hükümdeki hata, yazı ve hesap hatası niteliğinde olmamasına rağmen, HMK. mad. 304'e aykırı olarak, hüküm fıkrasını değiştirecek şekilde tashih kararı verilemeyeceği- Yapılan yargılama sonucunda verilen kısa kararda yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verildiği halde, gerekçeli kararda davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olup, kısa karar ile bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmesi gerektiği-