Davacıya, 1827,00 TL. tutarındaki delil avansını mahkeme veznesine yatırması için iki haftalık kesin süre verilerek, "kesin süre içinde avans yatırılmadığı takdirde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı" ihtar edilmişse de, iki haftalık kesin süre yeterli ve makul bir süre olmadığı- Trafik kazasından kaynaklı tazminat davasının niteliği gereğince alınması gerekli olan bilirkişi raporlarının aynı anda alınması mümkün olmayıp belli bir sıra dahilinde yapılması gerektiği ve buna göre, hesap bilirkişi raporunun alınıp alınmamasına ancak kusur raporunun ve maluliyet raporunun sonucuna göre mahkemece karar verilebileceği düşünülerek, delil avansının yatırılması için daha uzun bir süre tayin edilmesi hali de davanın uzamasına sebebiyet verilmeyeceğinin kabulü gerektiği- Dosya kapsamında davacı tarafça 500 TL delil avansı yatırılmış olduğu anlaşıldığından, dosyanın safahati itibari ile yatırılan bu ücretin kusur raporu almaya yeterlidir olacağı ve davanın uzamasına da sebebiyet verilmemiş olduğu- Kesin sürenin verildiği tarih itibariyle dosya kapsamında henüz maluliyet raporu ve hesap bilirkişi raporu alınma zamanı gelmediğinden, davacı tarafın hak arama hürriyeti ve savunma hakkı kısıtlanmış olacağı- Mahkemce, yatırılan ücretle öncelikle kusur raporu alınması, duruma göre daha sonra davacı tarafa eksik delil avansını yatırması için yeniden süre verilmesi gerektiği-
Delil ikamesi için alınacak avans ile dava koşulu niteliğindeki gider avansının birbirinden ayrılması, delillerin ikamesi için alınacak avansın, gider avansı içinde yer almamasının zorunlu olduğu- HMK. mad. 324 dikkate alındığında, tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması, keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilemeyeceği- Delil ikamesi avansının, ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekmekte olup, örneğin resen hesap raporu alınacaksa giderin HMK. mad. 325 kapsamında değerlendirilmesinin yerinde olacağı- Davacı tarafa verilen kesin süreye ilişkin ara kararında, alınması gereken avansın hangi işlere ilişkin olduğu, hangi iş için ne miktar avans yatırılacağı ve nereye ödeneceğinin de açıkça belirtilmemesinin isabetsiz olduğu- Kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için usulünce ve eksiksiz olması gerektiği- Mahkemece, yalnızca HMK. mad. 324. ve 325 gereğince delil avansı talep edilebileceği göz ardı edilerek yanılgılı değerlendirme sonucu, davacıya gider avansı yatırmak üzere ilk celsede 2 haftalık süre, sonraki celsede 2 haftalık kesin süre verilerek ve bu hususlara ilişkin usulüne uygun ihtarat yapılmadan davacının gider avansını mahkeme veznesine yatırmadığından bahisle, HMK. mad. 120 gereğince davanın usulden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Henüz kusur durumu belli değilken mahkemenin ilk duruşma ara kararında kusur bilirkişi ücreti, tazminat bilirkişi ücreti ve adli tıp ücreti gibi avansları iki haftalık kesin sürede istemesinin isabetsiz olduğu, zira, kusur raporu alındığında davacının tamamen kusurlu çıkması durumunda davanın reddedebilme ihtimali varken mahkemenin kusur belirlenmeden tüm avansları talep etmesi ve sonrasında belirlenen delil avansı yatırılmadığı için davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğu-
Delil ikamesi için alınacak avans ile dava şartı olan gider avansının birbirinden ayrı olduğu- Ön inceleme hazırlık tutanağında keşif masrafları belirlenerek, ön inceleme hazırlık tutanağının davacıya tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içinde masrafın karşılanması, aksi halde avans eksikliği nedeni ile davanın usulden reddine karar verileceğinin belirtildiği ve ön inceleme hazırlık tutanağının “masraf için kesin süreler yönünden” ibaresini de içerir şekilde davacıya tebliğ edildiği, ön inceleme duruşmasında mahkemece davanın dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedildiği görülmüş olup verilen kesin süre keşif masrafları için olup, HMK'nun 120. ve 114/1-g maddelerinin uygulanma olanağı olmadığından, işin esasına girilerek, iddia ve savunma doğrultusunda tarafların tüm delillerinin toplanması, toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Uyuşmazlığa konu davanın HUMK zamanında açılmış bulunması ve olayda dilekçelerin teati aşamasının geçip, tahkikat aşamasına geçilmiş bulunduğu gözetilerek, bu aşamada, sadece HMK’nun 324. maddesi uyarınca delil avansı istenebileceği gözden kaçırılarak, gider avansı istenmesinin yerinde olmadığı; bu ara kararı yerine getirilmediğnde sadece bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş olup mevcut duruma göre karar verilmesi gerektiği- Davalı borçlunun adresi için davacıdan bilgi vermesi İçin ihtar çıkarıldığında, davacı vekili dilekçe ile ABD adresinin tesbit edilemediğini ancak Tapu Müdürlüğü'nde yer alan adresine tebligatın yapılması istenilmişse de bu adrese bir tebligat yapılmamış olup, davalının Mernis adresinin tesbit edilememesi halinde, Tebligat Yasası'nın 35/2 maddesine göre "Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. "belirtildiğinden, Tapu Müdürlüğü'nde olan adresine tebligat yapılmaması halinde mernis adres de tesbit edilmediğinden bu yasaya göre tebligat yapılması gerektiği-
İİK'nun 82/1-12. maddesine dayalı meskeniyet nedeniyle haczedilmezlik şikayetinde; ispat külfeti borçluya ait olup, isbatın ise mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile mümkün olduğu, İİK'nun 82/1-12. maddesine dayalı haczedilmezlik şikayetinin keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın sonuçlandırılmasının mümkün olmadığı-
HMK’nun , icra ve iflas kanununda bir hüküm bulunmayan hallerde ancak İİK’nun da açıkça yollama yapılması (İİK. 50,68/a-IV vb.) veya bu kanunun özel veya genel hükümlerine aykırı olmaması halinde uygulanabileceği- Haczedilmezlik şikayetinin taraflar gelmeseler bile icra mahkemesince inceleme yapılıp, şikayetin sonuçlandırılması gerekeceği (İİK. mad. 18/3)- HMK. mad. 324 de düzenlenen “delil ikamesi avansının”, HMK.’nun 114. maddesini (g) bendinde belirtilen” gider avansından hüküm ve sonuçları itibariyle farklı olduğu ve bir ‘dava şartı’ niteliğinde olmadığı-
Her ne kadar, davacı vekili mazeret dilekçesinde duruşma gününü UYAP'tan öğreneceğini belirtmiş ve mahkemece duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesine karar verilmiş ise de, kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için yerine getirilmesi gereken hususların bilinmesi gerektiği, bu durumda, mahkemece, kesin sürenin verildiği duruşma tutanağının davacı vekiline tebliğ edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Kurum zararı nedeniyle alacak istemine ilişkin davada, davanın 1086 sayılı HUMK yürürlükteyken açıldığı, dilekçeler aşamasının tamamlandığı ve tahkikat aşamasına geçildiği, tahkikat aşamasında HMK'nın yürürlüğe girdiği, mahkemece bu aşamada gider avansı yatırılması için kesin süre verildiği anlaşılmış olup, HMK. mad. 120, 324, 448 göz önünde bulundurulduğunda, gider avansının dava açılırken yatırılması gerektiği ve bu aşamanın geçtiği, dolayısıyla tamamlanmış olduğundan HMK hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilemeyeceği-
Davacı vekiline .......... tarihli oturumda ''...Bilirkişi için ..... TL ücret takdirine, avanstan karşılanmasına, olmadığı taktirde davacı vekili tarafından 2 hafta kesin sürede vezneye yatırılmasına, aksi halde bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacaklarının hatırlatılmasına, ...'' şeklinde uyarı yapılmış olup, HMK'nun 324.maddesine göre bunun yaptırımının davacının bu delilden vazgeçmiş sayılıp, diğer delillere göre karar verilmesi olacağı, mahkemece bu yola gidilmeyip, davanın kesin süreye riayet edilmemesi nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-