Bir kamu tüzel kişisi olan davalı kurumun emrinde görevli kamu çalışanı olan davacının isteminin idare hukuku kuralları çerçevesinde ve idari yargı yerinde değerlendirilmesi gerekeceği, itirazın iptali davası sırasında, icra takibinin temelini oluşturan ve aslı da idari eylem olan alacağın varlığının ve kapsamının hukuk mahkemesi tarafından çözümlenmesinin kabul edilemeyeceği-
Zorunlu trafik sigortacısı tarafından zarar gören dava dışı üçüncü kişiye ödenen tazminatın ehliyetsizlik nedeniyle sigortalısından rücuen tahsili istemi-
Bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılamada, bozma ilamı ile kesinleşen yönler bakımından yeniden karar verilemeyeceği-
İtirazın iptalinin kabulüne ilişkin kararın henüz kesinleşmemiş olması halinde, anılan davanın, tasarrufun iptali davasında bekletici mesele yapılmasına karar verilmesi gerektiği-
İtirazın iptali istemine ilişkin davada; Asliye Hukuk Mahkemesince davacının faiz isteminin reddine dair verilen ilk karar, davacı tarafından temyiz edilmeyerek kesinleştiği ve bu hususta davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, mahkemece bu yön gözetilmeksizin davacının faiz istemi yönünden de itirazın iptaline karar verilmesinin davalı yararına gerçekleşen usuli kazanılmış hak kuralına aykırılık teşkil ettiği, bu durumda mahkemece davacının faiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken işlemiş faiz yönünden de itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesinin doğru olmadığı-
Alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takibe itirazda haksız olması ve alacağın likit alacak olması gerektiği, alacağın likit olmadığının bilirkişi raporları ile belirlemesi halinde borçlunun takibe itirazda haksız olduğunun kabul edilemeyeceği-
21.06.2013 tarihli sözleşmede; davalının müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, sözleşmenin kefalet beyanı kısmında kefalet tarihinin bulunmadığı hususlarında ihtilaf bulunmadığı, akdin sıhhatinin şekle tabi kılındığı hallerde kanunun öngördüğü şekilde yapılmayan akitler geçersiz bulunduğundan bu hususun mahkemece kendiliğinden incelenmesinin gerekli olduğu, davalının kefaletinin geçerli olmadığı, dolayısıyla bu sözleşmeden kaynaklanan borç sebebiyle davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği-
Davaya konu genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olarak yer aldığı, ancak sözleşmenin yapıldığı 27.01.2012 tarihinde 6098 s. TBK’nun yürürlükte olması nedeniyle, söz konusu yasanın 583/1 maddesi uyarınca; kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini, kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi gerektiği- Her ne kadar sözleşmede kefil olunan miktar el yazısı ile yazılmış ise de, kefalet tarihi yazılmadığından TBK'nun 583/1. maddesinde öngörülen şekil koşullarının gerçekleşmemesi nedeniyle kefalet sözleşmesi geçersiz olduğu-
İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesine göre açılan itirazın iptali davasının, adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği-
Yersiz ödemelerin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin davada; davalı, dava dışı kurum sigortalısının eşi olan ve aylıklarını ölümünden sonra yersiz olarak çekmeye devam edenin yasal mirasçısı olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesine göre; “Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.", 641. maddeye göre ise; “Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar...” yasal düzenlemeleri ve davalı yanca mirasın reddine ilişkin herhangi bir iddia da ileri sürülmemiş olduğuna göre terekeye dahil olduğu ve tereke borcu olan paradan da davalının (mirasçı sıfatıyla) sorumlu tutulması gerektiği-
