Kıymet takdirine itiraz yargılamasında şikayetçi borçlunun vekil ile temsil edildiğinin, icra müdürlüğünce satış ilanının borçlu vekili ........’e elektronik yolla tebliğ edildiğinin görüldüğü, o halde, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi yerinde olmadığından Bölge Adliye Mahkemesince borçlunun istinaf talebinin esastan reddi gerekeceği-
İstinaf başvuru dilekçesine cevap dilekçesinde, sadece davacının istinaf isteminin reddinin talep edildiğinden ve bölge adliye mahkemesince aynı miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden, vekiline usulüne uygun olarak yapılan tebligatlara rağmen istinaf etmediği kararı davalının temyiz hakkı bulunmadığı- 7330 sayılı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun uyarınca özel hukuk tüzel kişisi hâline gelen şirket aleyhine açılacak davalarda adli yargının görevli olduğu-
Belli bir işi takipten veya savunmadan isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekalet görevinin, durumu müvekkiline tebliğinden itibaren onbeş gün süre ile devam edeceği- Asıl dava inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, 2. kademede tazminat; birleştirilen dava muvazaa iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup mahkeme hükmü birleştirilen tevkil edilen davalı vekiline tebliğ edildiği halde, süresinden sonra temyiz edildiğinden, temyiz isteminin süre yönünden reddi gerektiği-
Satış ilanının tebliğ edilmediği ileri sürülmemiş ise de, ihalenin feshi davasında borçlu tarafından maddi vakıa olarak açıkça satış ilanının usulsüz tebliğ edildiğinin ileri sürülmesinin yeterli olduğu-Satış ilanının, iflasın ertelenmesi davasında borçluyu temsil eden vekile tebliği gerekeceği, takip dosyasına ayrıca vekaletname sunulmamış olmasının, söz konusu mahkeme kararının dosyaya ibraz edilmiş olması karşısında, artık borçlunun takipte vekille temsil edildiği gerçeğini ortadan kaldırmayacağı- Vekili varken asile gönderilen satış ilanı tebligatının yok hükmünde olup sonuç doğurmayacağı-
Satış ilanı tebligatının borçlu vekiline elektronik yolla tebliğ edildiği görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesince; satış ilanı tebliğinin vekile usule uygun yapıldığı ve başkaca fesih nedeni de bulunmadığı dikkate alınarak bu gerekçe ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile ihalenin feshi yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Elektronik yolla tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı-
Hakim tarafından değiştirilmesi mümkün olmayan kanun yoluna başvuru sürelerinin kamu düzeni ile ilgili re'sen gözetilmesi gereken kesin sürelerden olduğu- Tevkil edene yapılan sonraki tarihli tebligatın istinaf başvuru süresini ihya etmeyeceği- Yetki belgesinin süreli olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığından, gerekçeli kararın tevkil edilen vekile tebliğinin usule aykırı olmadığı-
Muhattabın daimî işçisi şeklinde yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için, muhattap adına tebligat yapılan kişinin tebligatın yapıldığı tarihte muhatabın daimî işçisi olması gerektiği- İşçinin sigortasız olarak çalışmasının tebligat yapılmasına engel olmadığı- Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerinin en küçük ayrıntısına kadar uygulanması gerektiği- Davalı vekiline yapılan ilk tebligat usulüne uygun olarak yapılmış olması nedeniyle geçerli olduğundan, temyiz süresinin bu tarihten başlayacağı; ikinci kez yapılan tebligat üzerine temyiz süresinin yeniden başlayacağının ve davalının yeni bir temyiz hakkı doğacağının kabulünün olanaklı olmadığı-
Cevap dilekçesi vermeyen davalı "aynı zamanda dava konusu emtianın bedelini de inkâr ettiğinden" sadece kusur tespiti yönünden alınan bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin hatalı olduğu- Davalının mandalinanın fiyatını da inkâr etmiş sayılacağı gözetilerek bu hususta da dosya kapsamında yer alan deliller değerlendirilerek inceleme ve araştırma yapılması gerektiği- Davalı vekili bilirkişi raporuna itirazında kusur oranına itiraz etmeyerek sadece "emtianın bozuk olduğunu" ileri sürdüğünden, davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürülen bu vakıanın, savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğu ve üzerinde durulmasının mümkün olmadığı-