Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından gönderilen ve  hakim havalesi ile dosya arasına konulan yazıda; belirtilen avukatların vekil sıfatlarının UYAP'tan silinmesi ve dosyalar ile ilgili her türlü tebligatın .. Avukat B.'a yapılması hususu bildirildiğinden, istinaf başvuru süresinin Kurumun talebi doğrultusunda vekillik görevi devam eden Avukat B.a gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihte başlayacağı, kaydı silinmesi talep edilen vekillere yapılan tebligatın geçerli olmadığı-
Yetki belgesine dayanak vekalet ilişkisinde yetki belgesi ile tevkil edilen avukatın istifa etmesinin ilgili vekaletnameye dayanılarak verilen yetki belgesini menfi yönde etkileyeceği, ancak asıl vekalet ilişkisine halel getirmeyeceği, kaldı ki yetki veren avukatın vekaletnamesinin dosyada bulunmakta olup geçerli olduğu, bu durumda, 7201 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi hükmü uyarınca; vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiğinden, mahkemece yapılan tebligatın geçersiz olduğu, bu itibarla, dosyanın işlemden kaldırılması ve sonrasında davaların açılmamış sayılması yönünde verilen kararın doğru olmadığı-
Tebligat Kanunu'nun 39. maddesinde "Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebligat yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz" düzenlemesine yer verilmiş olup, maddede açıkça o davada hasım olan kişilerden söz edildiği, bu kişiler davanın tarafı asiller olup davayı vekil sıfatı ile takip eden vekillerin maddeye göre hasım olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu durumda şikayetçi borçlu vekiline satış ilanı tebliği gerekirken asile tebliğ ile yetinilmesinin usulsüz olduğu, satış ilanı tebliğinin usulsüzlüğü başlı başına ihalenin feshini gerektirdiğinden ihalenin feshine karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Yapılan satışla ilgili ihalenin feshi ve kıymet takdirine itiraza ilişkin mahkeme kararında şikayetçi borçlu .........'nin Av. ......... tarafından temsil edildiği, vekilin azledildiğine veya istifa ettiğine dair dosya içerisinde herhangi bir kayıt bulunmadığı görüldüğünden, satış ilanının vekile tebliğ edilmesi gerekeceği, mahkeme dosyasına ayrıca vekaletname sunulmamış ve icra dosyasına vekilin kaydının yapılmamış olmasının, söz konusu mahkeme kararının dosyaya ibraz edilmiş olması karşısında, artık borçlunun takipte vekille temsil edildiği gerçeğini ortadan kaldırmayacağı, emredici nitelikteki bu düzenlemelerden kaynaklanan yasal zorunluluğa aykırı olarak, vekili varken asıla gönderilen satış ilanı tebligatının yok hükmünde olup sonuç doğurmayacağı, şu hale göre, vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat zorunlu olduğundan, asıie yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmamasının da sonuca etkili olmadığı-
Satışa konu takip dosyası arasında bulunan ............. sayılı ilama göre, aynı taşınmaz yönünden alacaklı vekili tarafından ................. tarihli kıymet takdir raporuna itiraz edildiği, anılan mahkeme kararında, Av. ..........’in borçlunun vekili olarak yer aldığının görüldüğü ve söz konusu borçlu vekilinin azledildiğine veya istifa ettiğine dair takip dosyası içerisinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, dolayısı ile takip dosyasına ayrıca vekaletname sunulmasa dahi aleyhine başlatılan takipte, borçlunun vekil ile temsil edildiğinin kabulü gerektiği, buna rağmen yukarıda ifade olunan emredici nitelikteki düzenlemelerden kaynaklanan yasal zorunluluğa aykırı olarak, borçlunun vekiline satış ilanı tebliğ edilmemesinin ihalenin feshi nedenlerinden olduğu-
Borçlular tarafından ödeme emrinin 16.05.2014 tarihinde tebliği üzerine vekilleri aracılığı ile 20.05.2014 tarihinde itirazda bulunulduğu, borçlulara ait vekaletnamenin aynı tarihte icra dosyasına sunulduğu, mahkemece dava dilekçesinin borçlu asiller adına tebliğe çıkarıldığı, bu durumda yapılan tebligatın, Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca yok hükmünde olduğu, dolayısıyla davanın usulünce taraf teşkili sağlanmadan görüldüğü anlaşıldığından, mahkemece, öncelikle taraf teşkili sağlandıktan sonra, iddia ve delillerin toplanması ile yapılacak yargılama sonucunda oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Gerekçeli kararının şikayetçi vekili yerine şikayetçi asile tebliğ edildiği anlaşıldığından, gerekçeli kararın şikayetçi alacaklı vekiline usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesi gerektiği-
Asliye hukuk mahkemesinin itirazın iptaline ilişkin kararı üzerine alacağın haricen tahsil edilip, kararın bozulmasından sonra asliye hukuk mahkemesince verilen yeni karar üzerine fazla ödenmiş olan paranın tahsili için başlatılan genel haciz yolu ile ilâmsız takipte ödeme emrinin takip talebinde gösterilen asliye hukuk mahkemesinin ilâmındaki vekile tebliğinin usul ve yasaya uygun olduğu, "takip dosyasına vekil tarafından ayrıca vekâletname ibraz edilmemişse , ödeme emrinin asıla tebliği gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Davacı borçlu vekili "vekillik görevinden istifa ettiğini" bildirmişse de, icra dosyasında istifa dilekçesinin davacı borçlu asile tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatasına rastlanmadığından, vekillerin istifasının borçlu asile tebliğ edilmemesi sebebiyle yasal olarak vekalet görevinin sona erdiğinden söz edilemeyeceği- İstifa dilekçesinin asile tebliği için gerekli masrafın istifa eden vekiller tarafından karşılanması gerektiği- Avukatlık Kanunu'nun 41. maddesine göre vekalet ilişkisinin devam ettiği, bu durumda istifa eden vekile yapılan tebligatın usule uygun olduğu-
Mahkemece, Noterler Birliği'ne ..............İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne ve ............ Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevaplarından ve şikayetçi/ borçlu şirketin vekaletnamesinden, ödeme emrinin borçlu şirkete ait olmayan bir adrese tebliğ edildiği adresin "........... hukuk bürosu isimli" bir yere ait olduğu, Vergi Dairesinden gelen müzekkere cevabı ekindeki vekaletnameden, ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste faaliyet gösteren Avukatlık Ortaklığı'na verilen yetkilerin sadece mali işlerle ilgili vergi dairesinde yapılabilecek iş ve işlemlere yönelik olduğu, kaldı ki takibin ilamlı değil, genel haciz yoluyla ilamsız takip olduğu göz önüne alındığında TK m. 10 uyarınca muhatabın bilinen adresine tebligat çıkarılması gerektiği somut olayda ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğunun anlaşıldığı, TK m. 32 'de "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur" düzenlemesine yer verildiğinden şikayetçinin öğrenme tarihi olarak bildirdiği tarihin aksi alacaklı tarafça iddia ve ispat da edilmediği, mahkemece aynı gerekçelerle şikayetin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği-