Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza, 2942 s. K. m. 11/1-(g) uyarınca, emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği- Aynı taşınmaza ilişkin olarak paydaşları tarafından açılan dava dosyasında dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerindeki davalı idareye ait irtifak hakkının taşınmazın değerine etkisi ve oranı %37 olarak kabul edilerek metrekare birim fiyatının belirlendiği ve bu kararın Yargıtay denetiminden de geçtiği gözetildiğinde, gerekçesi açıklanmadan ve bu husustaki çelişki giderilmeden taşınmazın tapu kaydı üzerindeki davalı idareye ait irtifak hakkının taşınmazın değerine etkisi olmayacağının kabulü ile karar verilmesinin hatalı olduğu- Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemli davalarda davacının dava açarken dava konusu alacağın dava açıldığı tarihte tazminat miktarının davacı tarafça tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olmadığından davanın, "belirsiz alacak davası" niteliğinde olduğu ve davacının, dava dilekçesinde belirttiği miktarı HMK m. 107/2 uyarınca bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırılabileceği- 20.07.2020 Tarih ve 31199 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7251 s. K. m. 7 ile HMK m. 107 'ye eklenen ikinci fıkrası gözetildiğinde; belirtilen usul uygulanmadan karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği- "Kısmi olarak açılan davada -7251 s. K. m. 7 ile- HMK m 107'e eklenen ikinci fıkranın uygulanması söz konusu olmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi durumunda da keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporları ile bedel belirlenmişken tamamlanmış bir işlem için sonradan yürürlüğe giren bir usul hükmünün uygulanması suretiyle davacı tarafa yeniden iki haftalık kesin süre verilmesinin düşünülemeyeceği" şeklindeki karşı oyun isabetli bulunmadığı-
Dava konusu taşınmazın kadastro tutanağı ve tapu kaydında irtifak şerhi mevcut olup, bu hâliyle kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davalı idare yararına tamamlanmış bir hukuki durum oluştuğu-
Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmî dava olarak kabulü için yeterli sayıldığı- Somut olayda; davalı vekilince ileri sürülen alacağın ıslah edilen miktarına ilişkin zamanaşımı def'i mahkemece değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Davanın ilk olarak her bir davalı bakımından 10.000,00 TL dava değeri gösterilerek kısmi dava olarak 06.01.2016 tarihinde açıldığı, davacı, davasını belirsiz alacak davası olarak nitelese de davalı tarafın harcın tamamlanması isteği üzerine İlk Derece Mahkemesince 12.07.2016 tarihli ön inceleme duruşmasının 1 no.lu ara kararı ile davanın kısmi dava olarak görülmesine usulen engel olmadığına karar verildiği, davacı tarafça bu ara karara itiraz edilmediği, somut olayda belirsiz alacak davası koşulları olmadığından eldeki davanın kısmi dava olduğunun kabulü gerekeceği- Limited şirket hisse devir sözleşmelerinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 520 nci maddesine göre payın devri veya devir vaadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmeyeceği, bu sebeple hisse devrinden kaynaklanan alacağın muaccel olacağı tarih geçerli olarak hisse devrinin yapıldığı tarih olacağı, hisse devir bedeli alacağına ilişkin davanın ise 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 126 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca (6100 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabii olacağı- Davalının inançlı işlem gereği payları temlik aldığına ilişkin yazılı belge sunulmadığı, davalı ..... yönünden kısmi davanın açıldığı tarih itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın ıslah edilen kısım da dahil olmak üzere davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı- Davalı ........... yönünden, zamanaşımının işlemeye başladığı tarih davalı ................'ya yapılmış geçerli bir devir sözleşmesinin yapıldığı ve alacağın muaccel olduğu 02.02.2011 tarihi olduğu kısmi davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı, ancak davacı, maktu harç ile 27.08.2017 tarihinde davasını ıslah ettiği, kısmi dava açılması, alacağın kalan kısmı için zamanaşımının işlemesini engellemediği, ............ bakımından ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı dolduğundan ıslah edilen kısma ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, anlaşma belgelerinde davalı .................'nın devir alacağı şirket hisselerine karşılık bir ilave bedel ödeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, şirket hisse bedeline ilişkin ayrıca bir bedel ödeneceği her iki protokolde yazılı olmadığı, şirket hisse değerinin daha fazla olduğundan hareketle nominal değer ile şirket hisselerinin değeri arasındaki farkın ödeneceği sonucuna varılması doğru görülmediği, tarafların hissenin değerini anlaşma metnine yazdıkları ancak şirket hisse devrinden sonra davalı .............'in hiç bir alacağının kalmayacağı da yazılı olduğuna göre şirket hissesinin devrinden sonra davalı ...................'nın alacak hakkı kalmadığı sonrasında noterde yapılan hisse devri sözleşmesiyle davacı %50 hissesini devrettiği ve bedelini aldığını da ikrar ettiği, şirket hisse devri ödeneceğine ilişkin aksine bir delil olmadığı halde davalı ............ yönünden kısmi davanın ispatlanamadığından reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
Dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olduğuna dair bir beyan bulunmadığı, bulunsa dahi alacağın miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağı, ancak belli bir miktar gösterilerek talepte bulunulduğundan davalının (karşı davacının) davasının kısmi dava niteliğinde olduğunun kabulünün gerekeceği, ayrıca ıslahla arttırılan miktar bakımından alacağın zamanaşımına uğradığı ve feshedilen sözleşmeye dayalı gecikme cezası istenemeyeceği-
Davacı tarafından, vekalet ücreti alacağına ilişkin olarak açılan kısmi dava ile eldeki davaya konu alacağın aynı hukukî ilişkiden doğmuş olduğu, kalan kısım için iş bu ek davanın açılmasının hukuken mümkün olduğu; kısmi davada Mahkemece, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne dair verilen kararın, temyiz incelemesi sonucu onanarak kesinleşmesiyle birlikte davacının azlinin haksız olduğunun da kesinleşmiş olmasına ve eldeki ek davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşıldığından kararın onanması gerektiği-
Kısmi davada, dava tarihinde; ancak dava konusu yapılan miktar bakımından zamanaşımı kesileceğinden zamanaşımı sürelerinin hesabında dava ve ıslah tarihlerinin dikkate alınması gerekeceği-
Belirsiz alacak veya tespit davası açıldıktan sonra, yargılamanın ilerleyen aşamalarında, karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin, bilirkişi ya da keşif incelemesi sonrası), baştan belirsiz olan alacak belirli hâle gelmişse, davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği-Davacı vekili dava dilekçesinde açıkça belirtmek sureti ile belirsiz alacak davası açmış, bilirkişi raporuyla maddi tazminat miktarının belirlenmesi üzerine dava ile talep ettiği tazminat miktarını arttırmış olduğundan davacının belirsiz alacak davası açtığının kabulü gerektiği- "Dava konusu olayda değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı, maddi tazminatın, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin talep hakları saklı tutularak kısmi dava olarak talep edildiği, zamanaşımı süresi dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat yönünden dava tarihinde kesilerek, bakiye alacak miktarı yönünden işlemeye devam edeceği" şeklindeki Özel Daire Bozma kararının hatalı olduğu-
Acentelik sözleşmesinden kaynaklanan komisyon alacağı ile sözleşmeye aykırılık sebebiyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin olarak açılan kısmi davada, ıslahla arttırılan miktar yönünden zaman aşımı def'inin değerlendirilmesi gerektiği, davanın belirsiz alacak davası olduğu gerekçesi ile zaman aşımı def'inin reddinin yerinde görülmediği- Belirsiz alacak davasının, niteliği gereği istisnai bir dava türü olduğu ve davacının bunu açıkça dilekçesinde belirtmesi gerektiği- Davacı vekilinin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 190.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ettiği ancak talebinin ne kadarlık kısmının komisyon alacağı, ne kadarlık kısmının cezai şart alacağı olduğunu da açıklamadığından mahkemece davacı tarafa bu husus açıklatılmadan karar verilmesinin doğru görülmediği- Mahkemece cezai şarta ilişkin talebin atiye terk edildiği belirtilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiş ise de; usul hukukumuzda atiye terk müessesesi bulunmadığı-
Islah suretiyle kısmi davanın belirsiz alacak davasına dönüşmeyeceği- Dava açılmakla, belirsiz alacak davasında alacağın tamamına ilişkin zamanaşımı süresi kesilmekte iken, kısmi davada talep edilmeyen kısım için zamanaşımı süresi işlemeye devam edeceği- Belirsiz alacak davasında davalı tarafça dava açıldıktan sonra ileri sürülen zamanaşımı def'i sadece ilk talebi değil bedel artırım talebini de kapsayacağı ve süresinde zamanaşımı def'inde bulunmaması halinde arttırılan bedel için sonradan zamanaşımı def'inde bulunulamayacağı-