Hiçbir haklı neden yokken, davalı tarafın gayri resmi evliliği bozarak davacıyı evden göndermiş olması eylemi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada; davaya konu olayda; taraflar arasında resmi nikah olmadığının, davacının bu eylemde rızasının olduğunun anlaşıldığı, davacı ile davalı arasındaki gayri resmi birlikteliğin, Türk Medeni Kanunu anlamında gerçekleşen ve hukuk alanında geçerlilik taşıyan bir evlilik olmayıp; taraflar arasında bir evlilik ilişkisi de doğurmadığı, nu nedenle, aralarındaki ilişkinin aile hukuku kurallarına göre değil; Borçlar Hukuku'na ve özellikle de haksız eylem hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekeceği, davacı kadının, davalıyla rızası ile evlenmiş olup reşit olması itibariyle eyleminin sonuçlarını da kavrayabilecek yeterlilikte olduğu, bu durumda, manevi tazminat isteminin reddedilmesi gerekeceği-
Dava konusu haberin bir bütün olarak değerlendirilmesinde; haber görünür gerçeğe uygun ve güncel olup yapılmasında kamu yararı ve toplumsal ilgi bulunduğu-Basının, okuyucunun dikkatini habere çekmek amacı ile çarpıcı başlık ve ifadeler kullanmasının bir gazetecilik tekniği olduğu ve özle biçim arasındaki dengenin bozulduğundan da söz edilemeyeceği- Dava konusu haberin toplumun bilgi edinme,basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğu-Haberin başlığı çarpıcı olsa da davacının kişilik haklarına bir saldırı bulunmadığı sonucuna varılarak, davalıların tazminat ile sorumlu tutulmasının yerinde görülmediği-
Çalışması karşılığında aileye maddi destek sağlayan kadının bir kısım birlik görevlerini ihmal etmesi karşısında, erkeğin eşine hakaret ettiği, toplum içinde eşine aşağılayıcı söz ve davranışlarda bulunmasının boşanmaya sebep olan olaylarda erkeği ağır, kadını ise az kusurlu kıldığı hâl böyle olunca tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen bu kusur belirlemesine bağlı olarak kadın eşin manevi tazminat talebinin reddine karar verilemeyeceği-
Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerektiği- İspat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükellef olduğu- Somut olay değerlendirildiğinde; davacı iş sahibine ait evin yapımını üstlenen yüklenici şirket ile yapı denetim firmasının gerekli dikkat ve özeni göstermedikleri, ağır kusurlu sayılabilecek şekilde özen borçlarını yerine getirmemek suretiyle eser ve hizmet sözleşmesine aykırı davrandıkları; davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi akde aykırılıktan dolayı mal varlığında eksilme ve zarar oluştuğunun sabit olduğu ancak somut olayda meydana gelen sözleşmeye aykırılık manevî tazminat kapsamında davacının kişilik haklarını zedeleyecek nitelikte olmadığı gibi, davacı taraf, davalı şirketinin hangi eyleminden dolayı ne şekilde kişilik haklarının saldırıya uğradığını da yasal deliller ile kanıtlayamadığından, yapı denetim şirketi manevi tazminat ile sorumlu tutulamayacağı-
Dava konusu "Savcılarla davalaşan, hakimlerden şamar yiyen bilgisiz bakan: Prof. Dr. ................." başlıklı yayının tarihi ve içeriği ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları tüm dosya kapsamıyla birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olmayıp, uygun olduğu- Davalı yayın tarihinde ............... Gazetesinin yazı işleri müdürü olduğundan kendisine husumet yöneltilebileceği-
Mahkemece iddia konusu hususlar araştırılmış, tanıklar dinlenmiş, haberlerde belirtildiği şekilde spordan sorumlu Devlet Bakanı olan davacıya ve davacının oğluna herhangi bir ihale ve iş verilmediği, yapılan ihalelerde de bir usulsüzlük bulunmadığı, davacı ve oğlu adına kayıtlı ......... bölgesinde herhangi bir taşınmazın bulunmadığı anlaşıldığından; dava konusu haberin gerçek olmadığı gibi görünür gerçeğe de uygun olmadığı, bu nedenle, yayının hukuka aykırı olduğunun ve davacının kişilik haklarının zedelendiğinin kabulü gerekeceği-
Taraflar arasında yaşanan duygusal ilişkinin sona ermesinden sonra davalının ......... tarihinde davacı ve arkadaşları tarafından uyutularak cinsel saldırıda bulunulduğu iddiası ile ............... Cumhuriyet Başsavcılığına; .............. tarihinde girdikleri cinsel ilişkilerini gizlice kayda alarak görüntüleri internet sitesinde yayımladığı iddiası ile ............ Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunduğu, şikâyetler sonrası davacı hakkında her iki soruşturmada da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi üzerine, davacının öğretmenlik yaptığı okulun çevresine, halka açık yerlere arkası yapışkanlı yazıların yapıştırılması suretiyle saldırının gerçekleştiği, davacı hakkında kullanılan sözlerin küçük düşürücü, toplumdan dışlanmaya sebebiyet verecek nitelikte olduğu gibi sözlerin ağırlık derecesi ile olayın oluş şekli, kullanılan sözlerin içeriği ve tarafların durumu birlikte değerlendirildiğinde; bu sözler karşısında saldırının kınanması ile yetinilmesinin uygun düşmeyeceği-
Davacı vekili, iki farklı tarihteki dava dilekçelerinden birinde davalı olarak davalı kurum ve sahibi olarak gösterilmişken, ikinci dilekçede sadece kurumun gösterildiğinin ve mahkemece davalıların her ikisi hakkında müştereken hüküm kurulduğunun anlaşıldığı, bu durumda davacının davalıya yönelik tazminat talebinin olup olmadığı tam olarak anlaşılmadığından, davacı vekilinin .......... tarihli duruşmadaki beyanının HMK 31. maddesi uyarınca açıklattırılması ve oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davaya konu 09.07.2013 tarihli ‘‘www.internethaber.com’’ sitesinde yayınlanan ‘‘H. Ulusoy’u Desteklemek Trabzonspor’a İhanettir’’ başlıklı internet haberinin davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyıp taşımadığı, buradan varılacak sonuca göre davalının manevi tazminatla sorumlu tutulup tutulamayacağı-
Dava konusu yazının yayın tarihi, haberin veriliş biçimi, kullanılan ifadeler ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının makul olup objektif ölçülere göre takdir edildiğinden fazla olmadığı-
