Davalı tarafından yapılan şikayet üzerine davacı hakkında adli ve idari tahkikat başlatıldığı, yürütülen ceza soruşturması neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığının kararı ile "silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan delil elde edilemediği" gerekçesi ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiği, davacı hakkında davalının şikayetini haklı gösterecek emare ve olguların bulunmadığı, davalının aynı şubede görev yapan diğer polis memurları ile ilgili yapmış olduğu şikayetlerin neticesinin davacı yönünden emare kabul edilemeyeceği, şikayetin hukuka aykırı olduğu ve hak arama özgürlüğü sınırları içinde değerlendirilemeyeceği ayrıca sosyal medyada yapılan haberin altına yazmış olduğu yorumda kullanılan söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu-
Davalı şirketin imtiyaz sahibi olduğu gazetede yayınlanan haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiasına dayalı manevi tazminat ve yayın istemi- Haberde geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı-
Davalının imtiyaz sahibi olduğu diğer davalı tarafından kaleme alınan köşe yazısı nedeniyle davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, dava konusu yayının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunun tespiti, hukuka aykırılığın tespitine dair bu kararın tirajı en yüksek üç ulusal gazetede yayınlanması istemi-
TBK 19 uyarınca muvazaa iddiasına dayalı olarak dava açılabilmesi için davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek olmasa da davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olması için diğer dava koşullarının yanında davacının davalı borçludan alacaklı olması gerektiği- Zimmet suçu nedeniyle oluşan zararın dava veya takip yoluyla haksız fiil faillerinden talep edilmesi, bu talebin karşılanmaması halinde haksız fiilden kaynaklanan alacağın tazminine yönelik TBK 19 uyarınca muvazaa iddiasına dayalı davanın açılması gerektiğinden, bundan önce davacının, sadece ceza yargılaması nedeniyle mahkum olan davalının taşınmaz ve araçları elinden çıkardığından bahisle dava açmasında hukuki yarar bulunmadığı-
Davalı Uzman doktorun Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde görev yapmakta iken dava dışı hastaya 19.11.1997 tarihinde (bel fıtığı ameliyatı) tıbbi müdahaleler nedeni ile davacı kurum tarafından kamunun zarara uğratıldığı Niğde 1. İcra Müdürlüğünün 2009/1182 esas sayılı takip dosyası ile ilgililere toplamda 145.229,52 TL ödeme yapıldığı belirtilerek zararın rücuen tahsili isteminde bulunulduğu anlaşıldığı ve mahkemece, mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesinin gerektiği-
Dava, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir...
Basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin davda, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılaması yapılan darbe iddiaları ile ilgili ve kamuoyunda "Balyoz" davası olarak bilinen davanın, soruşturma ve dava evrelerinde gerçekleşen tahliye ve tutuklamalar ile ilgili haber verildiği ve yorumlar yapıldığı, yazı konusunun güncel olduğu, bu konuya toplumsal ilgi ve bu konularda toplumun aydınlatılmasında kamu yararı bulunduğu, demokratik toplum tarafından meşru sayılabilecek nitelikte, basın özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın da gerekli olmadığı, davacının kişilik haklarına bir saldırı bulunmadığı-
Borçlu ile yaptığı bir tasarruf olmadığından hakkında açılan tasarrufun iptali davası reddedilen kişinin araçlarına ve gayrimenkullerine uzun süreli olarak haciz konulduğu anlaşıldığından, haksız hacze maruz kalan bu kişi lehine 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği- "Alacağının gerçek bir alacak olduğunu" ispat edemeyen davacı aleyhine, uyguladığı haksız haciz nedeniyle mahkemece manevi tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Uyuşmazlığın, somut olayda davalı tarafından şikâyet hakkının yasal sınırlar içerisinde kullanılıp kullanılmadığı, davalının eylemlerinin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre davalının maddi ve manevi tazminatla sorumlu tutulup tutulmayacağı noktasında toplandığı-
Davacı siyasi bir kişilik olup siyasi faaliyetlere ilişkin ağır ve sert eleştirilere katlanması gerekmekle birlikte dava konusu köşe yazısında kullanılan ifadeler ve genel olarak yazının tümünün davacının siyasi faaliyetlerine ilişkin olmayıp şahsına yönelik değerlendirmeler içerdiği - Köşe yazısındaki "Çılgın Koca dehşet saçtı" başlığının haber içeriği ile uyumlu olmadığı, böylelikle öz ile biçim arasındaki dengenin bozulduğu - Davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve bu nedenle davacı yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-