Bir kısım davalılar tarafından, muhdesatın tespitine yönelik dava kabul edildiğine ve davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğine göre davayı kabul edenler dışındaki diğer davalıların da sorumlu olacağı şekilde, davacı yararına vekalet ücreti taktiri ile davacının yaptığı yargılama giderlerinin davayı kabul etmeyen diğer davalılardan tapudaki payları oranında tahsiline karar verilmesi gerekeceği-
TMK. mad. 684 uyarınca bütünleyici parçanın ayrı bir mülkiyete konu olamayacağı ve asıl şeyden ayrı olarak haczinin mümkün bulunmadığı- Karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile asıl alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği- Alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi davasına ilişkin davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, öncelikle davada kabul/ret oranı belirlenerek tarifede belirtilen kural dikkate alınmak suretiyle belirlenen oran üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı (4721 s.lı TMK 684/1 m)-Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da gireceği (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekeceği-Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmeyeceği- Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir hak olduğu (TMK 722, 724, 729 m.ler)-Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemeyeceği, açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemeyeceği-
Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekeceği, muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmeyeceği- Muhdesat sahibinin hakkının, sadece şahsi bir hak olduğu (TMK 722, 724, 729 m.ler)-Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemeyeceğinden, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespitinin istenemeyeceği-Muhdesatın tespiti istenen dava konusu taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tescilli olduğu, bu tür taşınmazlar üzerinde tasarruf edilemeyeceğinden muhdesatın tespitini istemekte hukuki yarar bulunmadığı-
Dava konusu taşınmaza ilişkin olarak açılan ortaklığın giderilmesi davasında, taşınmaz üzerindeki muhdesatların aidiyeti konusunda taraflar arasında uyuşmazlık çıkması nedeniyle eldeki dava açıldığı anlaşıldığına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sürdüğü ve davacı şirketin muhdesat tespiti isteğine ilişkin davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu-
8. HD. 22.02.2016 T. E: 2014/16291, K: 3024-
Satış suretiyle ortaklığın giderilmesi davasına (TMK. mad. 699; HMK. mad. 4/1-b) konu edilen paylı mülkiyete (TMK. mad. 688) tabi taşınmaz üzerindeki muhtesatın aidiyetinin tespitine karar verilmesi-
8. HD. 18.02.2016 T. E: 1641, K: 2653-
Dava konusu muhdesatların üzerinde bulunduğu taşınmaz davacı ile davalılar adına tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olup, davanın konusu ise davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olduğundan, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcından ve aynı şekilde HMK. mad. 326/2 uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden her bir davalının tapudaki payları oranında sorumlu tutulmaları gerektiği-
Tespit davalarının görülebilmesi için, güncel hukuki yararın bulunması (HMK. mad. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerektiği- Tespit davaları eda davalarının öncüsü olduğundan, eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığının kabul edileceği- Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re'sen gözetileceği ve hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
