Alacaklı vekili tarafından elektronik ortamda takip talebinde bulunulduktan iki dakika sonra elektronik ortamda banka dekontunun takip dayanağı belge olarak kabul edildiği- Takibe dayanak banka dekontunda üzerinde "28.02.2020 tarihinde ...şirketine ödenmek üzere .... TL. tarafımdan borç olarak elden alınmıştır.. 30.01.2020" ibarelerinin bulunduğu ve altının imzalandığı- Bu belge gereğince, 28.02.2020 tarihinin vade olarak belirlendiği ve temerrüt için borçluya ihtarda bulunulmasının gerekmediği gözetildiğinde "işlemiş faize itirazın kaldırılmasına" karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu- "Takip talebinde belgeye dayanılmadığı, borçluya ödeme emriyle birlikte belgenin tebliğ edilmediği, UYAP sistemine belge eklenmesinin sonucu değiştirmeyeceği ve bu durumda işlemiş faiz talep edilemeyeceği" şeklindeki görüş ile "dekontta vade mevcut olmadığından borçlunun ancak takip tarihi itibariyle temerrüde düşmüş sayılacağı, takip tarihinden önceki dönem için alacaklının işlemiş faiz talep edemeyeceği" şeklindeki (Y 12. HD) görüşün benimsenmediği-
İcra mahkemesince, icra inkar tazminatına yabancı para alacağının takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı belirlenerek hükmedilmesi gerektiği-
Alacaklı şirket tarafından ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesaba dayanılarak borçlu ve ipotek veren aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip yapılmış, takip dayanağı ipotek limit ipoteği olup, bu ipoteğe dayalı olarak çıkarılan hesap kat ihtarı asıl borçluya tebliğ edilmediği göz önünde bulundurulduğunda, ancak itiraz edilmeyen bir ihtarname 68’deki belge niteliği kazanacağından, bu sebeple alacaklının takibi İİK.nun 68/1. maddesi kapsamında itirazın kaldırılmasını sağlayacak bir belgeye dayanmadığı gibi alacağın varlığının tespitinin, borçludan talep edilip edilemeyeceğinin yargılamayı gerektireceği, bu nedenle işin esasına girilmemesi nedeniyle alacaklının İİK’nun 68/7.maddesi uyarınca tazminata mahkum edilmesi isabetsiz olup kararın belirtilen nedenle bozulması gerekir ise de, bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı-
Somut olayda takip dayanağı “Borç İkrarı ve Ödeme Taahhüdü Belgesi” başlıklı belgenin, kayıtsız şartsız belirli bir para borcu ikrarını içerdiği ve belge altındaki imzalar açıkça inkar edilmediğinden takip dayanağı belgenin İİK’nun 68. maddesi kapsamında borç ikrarını içeren belge niteliğinde olduğu-
Alacaklı tarafından, itirazın kaldırılması isteminin ekinde icra mahkemesine 19.08.2021 tarihli bir belge sunularak, söz konusu belgenin İİK'nın 68. maddesindeki belgelerden sayılacağı ileri sürülmüş ve bu iddia İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince yerinde görülerek sonuca gidilmiş ise de; bu belge alacaklı tarafından ilk kez 04.12.2023 tarihli mahkemeye başvuru dilekçesinin delil kısmında yer aldığı ve bu dilekçe ekinde mahkemeye sunulduğu- Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, borçlunun borç doğuran hukuki ilişkiyi kabul etmesi borcu kabul anlamına gelmeyip, alacaklının alacağını İİK'nın 68/1. maddesinde belirtilen belgelerle ispat etmesi gerektiği, kural olarak alacaklının, ilamsız icra takibinde sunmadığı bir belgeye itirazın kaldırılması aşamasında dayanamayacağı tabii olmakla, alacaklı yanca ilk kez itirazın kaldırılması aşamasında sunulan belgenin, kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren belge niteliğinde olduğunun kabulünün mümkün olmadığı-
Borçlu kefilin takip dayanağı kira sözleşmesinde yer alan kefaletinin, TBK m. 583'de belirtilen şekil şartlarına uymadığından bahisle geçersiz olduğunun kabulü ile adı geçen borçlu yönünden itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verildiğinden, bu kararın işin esası incelenmeden verildiğinin kabulü gerektiği ve borçlu lehine tazminata hükmedilemeyeceği-
Borçlu Belediye tacir olmasa bile işin niteliği ticari iş olduğundan alacaklı şirketin ticari temerrüt faizi isteyebileceği-
Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasında davacı kiracı tarafından taşınmazın yeni malikleri davalı gösterilerek kira bedelinin uyarlanması istemiyle dava açıldığı, bu dosyaya kiracı tarafından sunulan dava dilekçesinde,” ...davalılar dava konusu taşınmazı satın almışlar ve halefiyet yolu ile mevcut kira sözleşmesinde kiraya veren vasfını kazanmışlardır.” şeklinde beyanda bulunulduğu, icra dosyasına kiracı tarafından sunulan itiraz dilekçesinde "davacılara ve taşınmazı devreden kiralayana yapılan ödemeler sebebiyle kira borcu bulunulmadığı" beyanı karşısında kiracının kira sözleşmesini kabul ettiği, taşınmazı yeni satın alan maliklerin halefiyet kuralı gereğince kira bedellerinin kira sözleşmesindeki yasal artış oranı ile talep ederek takip yapmış olmasında bir usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, kira alacağının talep edilmesi için yazılı bir bildirimin aranmayacağı zira kiracının taşınmazın devrinden haberdar olduğu ve kira alacağı için bir kısım ödemeler yaptığı beyan etmiş olduğu-
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; takas mahsup talep eden borçlunun sorumlu olduğu miktarın tamamının hesaplamaya dahil edilmediği, raporun takas-mahsup için yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı görüldüğü-
Borçlu tarafından imzası inkar edilmeyen kira sözleşmesinin, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre İİK m. 68/1'de sayılan takibe itirazın kaldırılmasını sağlayan belgelerden olduğu- Yap işlet devret sözleşmesi ise karma nitelikte bir sözleşme olduğundan kira sözleşmesi olduğunun kabulü mümkün olmayıp, alacağın varlığı ve miktarının İİK m. 68/1'de yazılı belgelerle ispatlanamadığı anlaşıldığından, bu sözleşmeye dayanılarak mahkemece "itirazın kaldırılmasına" karar verilemeyeceği-