Davacının beraatı ile sonuçlanan ancak temyiz edildiğinden kesinleşmeyen ceza davasının sonucu bu davayı doğrudan doğruya etkileyecek nitelikte olduğundan, ceza davasının sonucu beklenmeden karar verilmesinin hatalı olduğu-
Maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacağı- "Davacının kendi sunduğu delilin karar düzeltme aşamasında aleyhine kullanılamayacağı, kanunda (1086 sayılı HMUK. m. 440) karar düzeltme nedenlerinin sınırlı olarak sayıldığı, bunlar arasında ceza davasının sonucunun beklenilmesine ilişkin bir sebebin yer almadığı ve bu nedenlerle karar düzeltme isteminin reddine karar verilmesi gerektiği"ne ilişkin görüşün HGK.nca kabul görmediği-
Davacının mevduatının off-shore bankasına havale edildiği iddiasıyla havale edilen paranın tahsili istemine ilişkin açılan davada, mahkemece, hesap açma talimatı ve havale emri üzerindeki imzaların davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Yetkililerinin müşterileri kandırarak ve bankayı vasıta kılmak suretiyle paraları off shore hesabına aktarmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinden bahisle kamu davası açıldığı ve yine Kıbrıs'ta mukim off-shore bankasının herhangi bir mal varlığının olmadığı bilindiğinden, mahkemece öncelikle sözü edilen ceza davasına ilişkin dosyanın getirtilip içindeki delillerle birlikte incelenmesi, davacının talebi içinde off-shore bankasına yapılan havale işleminin geçersiz olduğu ve davalıların mevduattan sorumlu bulundukları iddiasının da bulunduğu gözetilerek davalıların davacı zararından sorumlu olup olmadıkları hususunun değerlendirilmesi ve neticesine göre karar verilmesi gerektiği-
Feshe bağlı alacaklar hakkında açılan davada açılmış bulunan işe iade davasının bekletici mesele yapılması gerekeceği-
Dosya kapsamı incelendiğinde, davaya konu ihale ile ilgili davalı şirket çalışanlarının da aralarında şüpheli sıfatıyla bulunduğu soruşturmanın devam etmekte olduğunun anlaşıldığı, söz konusu soruşturma sonucunun eldeki davayı etkileyecek nitelikte olduğu, usulsüzlüğün boyutunun belirlenmesi için soruşturmanın sonucunun beklenmesi gerektiği-
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165/1. maddesinde “Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararma kadar yargılama bekletilebilir.” şeklinde düzenleme olduğu; somut olayda davalının takas def'ine konu ettiği alacakların işçiye ödenme şekil ve türlerine göre farklı olduğu ve bu konuda ayrı bir davada bunların davacıdan tahsili yoluna gittiği görüldüğü; mükerrer bir ödemeye sebep olmaması, işçiye yapılan ödemelerin davalı tarafından ayrı bir davaya konu edilmesi karşısında davalının süresine ileri sürdüğü takas definin değerlendirilebilmesi için ayrı mahkemede açılan bu davanın bekletici mesele yapılmasının hukuka uygun olacağı-
Taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğunun kabul edildiği-
Ceza mahkemesince belirlenen maddi olgun hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olduğundan, taksirle ölüme sebebiyet vermek nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada ceza mahkemesindeki davanın sonuçlanıp kesinleşmesi beklenmesi gerektiği-
Vasiyetnamenin tenfizi davasında, davanın kabulüne karar verilebilmesi için, diğer şartların yanı sıra vasiyetnamenin ayakta kalıp kalmadığının belirlenmesi gerekeceği, bu sebeple, dava konusu olan vasiyetnamenin bir iptal davasına konu olup olmadığının araştırılması gerekeceği, dava konusu olan vasiyetname, bir iptal davasına konu olmuş ise, bu davanın bekletici mesele yapılması gerekeceği, vasiyetnamenin iptali davası sonucunda verilen hükmün kesinleşmesinin beklenilmesi ve ulaşılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekeceği-
Davalı,  "dava konusu bir kısım taşınmazlar üzerindeki muhtesatları kendisinin inşa ettiğini" iddia etmiş olup, mahkemece tarafların bu hususta ittifak edip etmedikleri üzerinde durulmaması ve ittifak etmiyorlarsa, bu konuda davalıya dava açmak üzere süre verilmemiş olmasının isabetsiz olduğu-