Mirasçılıktan çıkarılmaya ilişkin iptal davasının çıkarmadan yararlanan mirasçılara yöneltilmesinin zorunlu olduğu, taraf teşkili sağlanmadan karar verilemeyeceği- Davacının mirasçılıktan çıkarılmasına ilişkin eldeki iptal davasının reddedilmesi durumunda; tefrik edilen belirli mal bırakılmasına ilişkin vasiyetnamenin iptali davasını açamayacağı- Mahkemenin dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verebilmesi için, davada taraf olarak gösterilen kişilerin gerçekten o davada taraf sıfatına sahip olmaları gerektiği- Bir davada taraflardan birinin davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerektiği ve bu kararın, davanın dinlenemeyeceğine ilişkin bir karar olmayıp, yine davanın esasına ilişkin bir karar olduğu- Tefrik edilmesi gerektiği belirtilen dava bakımından, davacının aktif husumet ehliyetinin olup olmadığı, mirasçılıktan çıkarılmaya ilişkin asıl dava sonucunda saptanması mümkün bir husus olduğundan, tefrik edilen dava yönünden, mirasçılıktan çıkarılmanın iptaline ilişkin dava sonucunun beklenmesi; asıl davanın reddi durumunda tefrik edilen davada davacı sıfatı bulunmayacağından davanın husumetten reddine, aksi takdirde davacının vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis talebinin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
Tasfiye konusu taşınmaz hakkında taraflar arasında devam eden tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde alacak davası bulunduğu anlaşılmakla, bu davanın sonunda tasfiye konusu malın malik durumu değişebileceğinden temyize konu mal rejiminin tasfiyesi davasının sonucu da bu davanın sonucundan etkileneceği-<br />
İtirazın iptali davasında, olağan genel kurul toplantısı ile site temsilciler meclisinde alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, olmadığında iptaline ilişkin dosyanın kesinleşmesi bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
İtirazın iptali istemine ilişkin davada uyuşmazlığın çözümünde konkordatonun kısmen feshi davasının bekletici mesele yapılması gerektiği-
Mirasın reddinin iptali istemine ilişkin davada; alacaklıların bu davayı açabilmesi için gerçek bir alacaklı sıfatına sahip olmalarının zorunlu olduğu, davalı borçlu tarafından takibe konu alacağın bulunmadığı iddiasıyla açılan "menfi tespit davasının" sonucunun, davacının alacaklı sıfatını doğrudan etkileyeceği gözetilerek; HMK'nın 165. maddesi uyarınca söz konusu menfi tespit davasının sonucunun "bekletici mesele" yapılması gerekirken, eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunarak kararın bozulması gerektiği-
Davacının alacağının dayandığı bonoyu imzalayanın vefat etmesi sebebi ile davalı borçlular aleyhine .başlatıla icra takibine davanın dayanağı olan senetteki imzanın murise ait olmadığı iddiası ile imzaya itiraz davası açıldığından bu davanın sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği-
Davacının iş kazasından kaynaklanan maddi-manevi tazminat istemi konusunda karar verilebilmesi için öncelikle olayın iş kazası olup olmadığı, iş kazasının tarihi ile sürekli iş göremezlik oranının tespiti ve iş kazası sürekli iş göremezlik geliri bağlanmasının sağlanmasına yönelik olarak davalı şirket ile dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı tespit davası açması için HMK m. 165'e uygun biçimde süre verilmesi, dava açıldığı takdirde bekletici mesele yapılarak sonucuna göre de kardiyoloji ve nöroloji alanında uzman tıp doktorları ile iş sağlığı ve güvenliği konularında uzmanın da yer alacağı bilirkişi heyetinden kusur raporu aldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
İşçilik alacaklarının tahsili için açılan alacak davası ile ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davası- Arabuluculuk anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri süren tarafın, bu belgenin iptalini ayrı bir dava ile talep edebileceği gibi anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti talebini, alacak veya işe iade talebi ile aynı davada da ileri sürebileceği- Davacı tarafından alacak davası ve arabuluculuk tutanağının iptali davalarını ayrı ayrı açılmış olup alacak davasında, arabuluculuk tutanağının iptali davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerekirken davaların birleştirilerek görülmelerinin isabetsiz olduğu- "Temyiz dilekçesinin öncelikle miktardan reddi gerektiği, aksi düşünülse dahi alacak davası açan davacının anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti talebinde güncel hukuki yararı kalmadığından kararın bozulması gerektiği" ve "alacak davasının derhal usulden reddi gerektiği" şeklindeki değişik gerekçelerin ise benimsenmediği-
Sicil kaydının düzeltilmesi talebine konu şirketlerin re'sen terkin işlemlerinin usulüne uygun olmadığı iddiasıyla açılan ihya davasının derdest olduğu ve bu şirketlerin işlemleri dolayısıyla bir takım vergi ihtilaflarının da bulunduğu gözetilip, şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin hatalı uygulanması nedeniyle ihyasına karar verilmesi halinde tüzel kişiliklerinin ayakta kalacağı dikkate alınarak davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının varlığının kabul edilmesi gerekeceği, bu durumda mahkemece, şirketlerin ihyasına yönelik davanın sonucu beklenilip bu sonuca göre yapılacak değerlendirmeyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi olmasının doğru olmadığı-
Açılmış olan menfi tespit davasında; ceza davası sonucunda verilecek kararın 6098 sayılı TBK'nun 74 üncü maddesi hükmü uyarınca bu davayı etkileme ihtimaline binaen ceza davasının neticelenmesinin ve kesinleşmesinin beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
