Kural olarak düğün sırasında takılan ziynet eşyalarının, kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılacağı ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanacağı, bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça ispatlandığı takdirde, kocanın bu eşyaları iadeden kurtulacağı, somut olayda;davacının davaya konu ettiği ziynet eşyalarının davalı tarafından bozdurulduğunu iddia ettiği, davalının ise,banka kasasına koyduğu ziynet eşyalarını son olarak banka kasasından alarak davacıya teslim ettiğini ve davacının kendisinin haberi olmadan müşterek haneden çocuklarını da alarak ayrıldığını ileri sürdüğü, bu durumda ise,artık ispat yükünün davalı tarafa geçtiği ve davalının söz konusu ziynet eşyalarını davacıya teslim ettiğini ispat yükü altında olduğu-
3. HD. 27.09.2018 T. E: 2016/22411, K: 9199-
3. HD. 26.09.2018 T. E: 2016/21864, K: 9144-
3. HD. 26.09.2018 T. E: 2016/22567, K: 9107-
3. HD. 26.09.2018 T. E: 5588, K: 9148-
Davacının, ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesini ya da bedellerini talep ettiği, bu tür hukuki ilişkiler çözüme kavuştururken zamanaşımının başlangıcının boşanma kararının kesinleştiği tarihe göre belirlenmesi gerekeceği, şu halde; boşanma kararının kesinleştiği 01/10/2012 tarihinden eldeki davanın açıldığı 03/08/2015 tarihine kadar, TBK’nun 146. maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı, bu durumda, mahkemece; işin esasına girilerek, tarafların tüm delilleri toplanıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davacı tarafından ibraz edilen senet üzerinde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince imza incelemesinin yapıldığının, inceleme sonucunda imzaların taklidi kolay olması nedeniyle davalılara ait olup olmadığı hususunun tespit edilemediğinin bildirildiği, buna göre, raporun, sonuç doğurucu ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, hal böyle olunca, mahkemece; Adli Tıp Kurumunun imza incelemesinde üst ve son mercii olmadığı gözetilerek, üniversitelerin güzel sanatlar bölümünden oluşturulacak bilirkişi heyetinden senetteki imzanın davalılar eli ürünü olup olmadığına ilişkin yeniden rapor aldırılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekeceği-
Tanıkların beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı kadının, altınlarının davalı tarafça harcandığı yönündeki iddiasını ispat ettiğinin anlaşıldığı, o halde mahkemece, öncelikle düğünde takılan ziynetlerin tamamının miktarının tespiti ile taraf delilleri de değerlendirmek suretiyle, davacı tarafça varlığı kanıtlanan ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davalı tarafından aksine inandırıcı delil ve olay gösterilmeyen davacı tanıklarının beyanlarının kabulüne değer görülmeyerek davanın reddine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği-
Mahkemece; konusunda uzman bilirkişi tarafından eşyaların incelenmesinin sağlanması, davaya konu bu eşyaların eskime paylarının da gözönünde bulundurulması, değerlerinin saptanması, gerekirse keşif yapılması, bilimsel verilere dayalı, denetime açık rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davalı yanın itiraz ettiği, uzman olmayan bilirkişi tarafından hazırlanan delil tespiti raporu doğrultusunda hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
3. HD. 12.09.2018 T. E: 2016/21849, K: 8404-