Kural olarak ‘müstakil faiz alacağı’ için icra takibi yapılamayacağı ancak alacağın ilama dayalı olması halinde, oran ve miktar belirlense dahi, faiz alacağına mahkeme ilamı ile hükmedilmiş olduğundan, BK’nun 113/2 maddesi uyarınca (halin icabından anlaşılan durum gereği) bu alacaktan açıkça feragat edilmediği sürece, fazlaya ilişkin hak saklı tutulmamış olsa bile, zamanaşımı süresinin dolmasına karar ilamda yazılı eksik kalan faiz alacağının her zaman talep edilebileceği–
Hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli araştırma ve incelemeye dayanması gerektiği gibi Yargıtay denetimine de olanak verecek biçimde düzenlenmesi gerekeceği-
BK. nun 84. maddesinin (şimdi; TBK. mad. 100) icra müdürlüğünce, tarafların talebine bağlı olmaksızın doğrudan doğruya uygulanacağı- Haricen yapılan ödemenin mahsubundan sonra bakiye borcun ne olduğu ve faizin hangi tarihten hesaplanacağının gerektiğinde bilirkişiden mütalaa alınmak suretiyle belirlenmesi gerektiği-
İflâsın ertelenmesi kararıyla birlikte mahkemece alınacak iyileştirme tedbirlerinin, şirketin mali durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının tespitinin, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği, bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekeceği, her ne kadar mahkemenin bilirkişinin oy ve görüşü ile bağlı değilse de, yeterli görmediği bilirkişi incelemesinden sonra, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekeceği–
Senetlerin «alacak miktarı»nda, «tanzim tarihi»nde tahrifat (değişiklik) yapıldığının ileri sürülmesi halinde, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan icra mahkemesinin kendi kanısına göre uyuşmazlığı çözemeyeceği, tahrifat iddiasının araştırılması özel ve teknik bilgiyi gerektireceğinden, bunun HUMK. 275 vd. (şimdi; HMK. 266 vd.) göre bilirkişi aracılığı ile incelenmesi gerekeceği—
Devlet içindeki yolsuzluk ve usulsüzlükleri araştırmak ve kamuya açıklamakla görevlendirilmiş olan davalı Milletvekilinin, görevi sırasında sağlık bakanlığı müfettişlerinin raporuna göre yolsuzluk ve usulsüzlük yaptığı belirlenen davacı başhekim hakkında, televizyon programında “hırsız” şeklinde sıfatlandırma yapmasının manevi tazminatı gerektirmeyeceği (Davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyeceği)–
İmza incelemesi sonucunda, bilirkişilerden alınan iki rapor arasında çelişki bulunması halinde -bu raporlardan birisi Adli Tıp’tan alınmış olsa dahi- mutlaka çelişkinin giderilmesi için üçüncü kez inceleme yaptırılması gerekeceği-