HMK 46 uyarınca tazminat istemi- Davacı tarafından 110.000,00 TL manevi tazminatın tahsili talep edilmiş, Özel Dairece davanın reddine karar verilmiş olup dava değeri 2023 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından davacının temyiz başvurusunun miktardan reddi gerektiği-
Somut olayda fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle dava açılmış ise de; davacı vekili tarafından dava dilekçesinde “…İstinaf mahkemesince nisbi vekalet ücreti olarak hesaplanacak 13.714,34 TL’ye hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücreti olan 2.725,00 TL’ye hükmedilmiş olması nedeniyle aradaki fark 10.989,34 TL olduğundan bu miktar için tazminat talep edilmiştir…” temyiz dilekçesinde de “…Daire kararında da gösterilen AAÜT'nin 13/2 maddesine göre hükmedilecek olan vekalet ücreti 10.989,34 TL'yi geçemeyecektir…” şeklinde beyanda bulunularak talep açıkça belirlenmiş, Özel Dairece davanın reddine karar verilmiş ve dava konusu 10.989,34 TL maddi tazminat yönünden davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş olup bu durumda saklı tutulacak başkaca bir hak bulunmadığından dava değerinin 10.989,34 TL olduğunun kabul edildiği ve değerin 2022 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı-
Davacının belirlenen taşınmaz mal varlığına ve semereler üzerine tedbir konulmamış olmasına göre yatırılması gereken temyiz harç ve giderlerinin yüklü bir miktar olmadığı da dikkate alındığında Kanun'da öngörülen koşulların oluşmamış olması nedeniyle adli yardım talebinin reddi gerektiği-
HMK m. 46'da sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
HGK. 21.12.2023 T. E: 4-758, K: 1351
HGK. 21.12.2023 T. E: 4-940, K: 1361
İstinafın iade kararı sonrası yeniden yargılama yapılarak verilen kararın kanun yolları denetimine tabi olduğu- HMK m. 46'da sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Bir kanun hükmü şerhi bir anlam yüklenecek kadar açık ve kesin değilse başka değişle hakim görüşünün hukuki dayanakları ve bilimsel görüşlere dayandırarak farklı bir bakış açısı getirmiş ve delillerin takdirinden elde ettiği kanaat ile uyuşmazlığı sonuçlandırmış ise artık burada hakimin sorumluğundan bahsedilemeyeceği-
davanın esastan reddine karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuşsa da, dava değerinin 2022 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığından davacılar vekilinin temyiz başvurusunun miktardan reddine karar vermek gerektiği-
"İhbar olunan hakim tarafından verilen tedbir nedeniyle alınan bononun yasal unsurları taşımadığı, mahkemenin bono lehtarı olarak gösterilmesinin mümkün olmadığı, bononun teminat olarak kabulünün ve aleyhine tedbir kararı verilen kişinin muhtemel zararlarını karşılayacak mahiyette olmadığı, bu şekilde teminat alınması hukuka aykırı ise de; hukuka aykırılığın 6100 Sayılı HMK'nun 46. maddesinde sayılan durumlardan olmadığı, yargılama faaliyetine ilişkin kasti olduğu iddia ve ispat edilemeyen hukuki bir hata olduğu- Konkordato aşamasında verilecek tedbir ve diğer geçici hukuki korumaları özel olarak düzenleyen İİK'nun 287. ve devamı maddelerinde teminat karşılığı tedbir verilmesi öngörülmediği gibi davacının uğradığını iddia ettiği zararın teminat alınıp-alınmamasından kaynaklanmadığı, tedbir kararı verilmesinden kaynaklandığının iddia edildiği, verilen tedbir kararında ise açık bir hukuka aykırılık bulunmadığı, hukuka aykırılığın teminat türü ve şekline ilişkin olduğu anlaşılmakla HMK'nun 46 uyarınca açılan tazminat davasının reddi gerektiği-
