Temyiz istemine konu kararın verildiği 22.01.2019 tarihte, temyiz (kesinlik) sınırının 3.200,00 TL olarak değiştiren hüküm yürürlükte bulunduğundan 1.500,00TL olan uyuşmazlığa konu miktar bu sınırın altında kalması sebebiyle karara karşı temyiz yoluna gidilmesinin miktar itibariyle mümkün olmadığı-
Dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle usulden reddine dair kararın 06.11.2018 tarihinde kesinleşmesine, davacının dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine ilişkin dilekçesinin HMK'nin 20. maddesinde düzenlenen iki haftalık süreden sonra 22.11.2018 tarihinde sunulmasına göre Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararının onanması gerektiği-
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı TCK ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile CMK'nin 141. maddesine eklenen fıkralar gereğince ceza hakimleri ve Cumhuriyet savcıları aleyhine yargısal faaliyet nedeni ile açılan tazminat davalarında görevli mahkemenin ağır ceza mahkemesi olduğu- Aynı Kanun ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 8. maddede Yargıtay incelemesinde bulunan dosyaların esası incelenmeksizin ilgili dairece yetkili ağır ceza mahkemesine gönderileceğinin düzenlenmiş olduğu; buna göre kamu düzenini ilgilendiren görev sorunu ile ilgili bu düzenlemeler dikkate alınarak bir karar verilmesi gerektiği-
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yaptığı yargılama sırasında davacı vekilinin Daire Başkanı S. D.cioğlu hakkında hâkimin reddi talebinde bulunması üzerine reddi istenen Başkanın katılımı olmaksızın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Heyeti tarafından Daire Başkanı S. D.cioğlu'na yönelik reddi hâkim talebinin reddine dair verilen ara karar, Yargıtay Kanunu’nun …. maddesi gereğince kesin nitelikte olduğundan, anılan ara karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yasa yoluna gidilmesinin mümkün olmadığı- 
Davacı vekilince "3.000,00TL" manevi tazminatın tahsili talep edilmiş, Özel Dairece davanın esastan reddine karar verilmiş ve reddedilen 3.000,00TL manevi tazminat yönünden davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş olduğundan, dava değeri karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 25.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulmasının miktar itibariyle mümkün bulunmadığı-
6100 sayılı HMK'nin 48. maddesinin 2. fıkrası gereğince Devlet aleyhine açılan tazminat davasına bakan mahkemenin bu davayı sorumlu hakime resen ihbar etmesi gerekeceği-
Davacının davaya konu tazminat talepleri değeri 2017 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 41.530,00TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığı-
Hâkimin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile bunların gerçekleştirilmesine yönelik teminatlar, hâkimlerin keyfî davranabilecekleri, istedikleri şekilde karar verebilecekleri ve bu kararlardan da sorumlu olmayacakları anlamına gelmemekle birlikte, somut olayda, HMK’nun 46. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisinin mevcut olmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varıldığından, işbu davanın esastan reddine ve aynı yasanın 49. maddesi hükmü uyarınca davacının takdiren 500,00 TL disiplin para cezası ile mahkûmiyetine karar vermek gerektiği-
Hâkimin kararı ile doğduğu iddia edilen zarar arasında illiyet bağının bulunmadığı, hâkimin davacıya zarar vermek amacıyla, kasıtlı ya da ağır kusurla hareket ettiğine dair hiçbir delilin mevcut olmadığı, hâkimin önüne getirilen davada, maddi olay ve olguların kanıtlanıp kanıtlanmadığına ilişkin değerlendirmesi ve delilleri takdiri, hukuk kurallarını yorumu, açıkça keyfilik içermedikçe sorumluluğunu gerektirmeyeceği, hâkimin davacının “taraf” olduğu davada delilleri takdirinde ve ulaştığı sonuçta açık bir keyfilik ve kanuna aykırılık görülmediğinden davanın esastan reddine karar vermek gerektiği-
Hükmün tavzih edilmesinin istenilmiş olmasının, temyiz süresinin kesilmesini veya durmasını gerektirmeyeceği-