4722 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca eşlerin bir yıllık yasal süre içerisinde başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmemeleri halinde, eşler arasında evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, bu tarihten murisin ölüm tarihine kadar ise, yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlinin olduğu(TMK.m.202, 4722 s.K.m.10) - Evlilik birliğinin ömür boyu süreceği inancının hakim olduğu düşünceyle, ortak yaşamı ve geleceği güvence altına almak amacıyla, beraberlikten doğan dayanışmayla ve karşılıklı güvene dayanarak, örf ve adete uygun olarak eşlerin birlikte yatırım yapmaları bağış olarak değerlendirilemeyeceği, eşler arasında dayanışma, güven ve sadakat esas olduğu - Bir eşin diğer eşe ait bir malvarlığına yaptığı her katkının ya da kazandırmanın bağışlama olmayacağı kabul edilmesi gerektiği-
Toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından davacının dava konusu arsanın alınmasında ve binanın inşasında katkısının bulunduğu; ancak katkı oranı konusunda mahkemece yeterli araştırma yapılmadığı; dinlenen davacı tanıklarının yanı sıra, davalı tanığı Z'da beyanında davacının evlendikten sonra belli bir süre fabrikada çalıştığını doğruladığı; ancak mahkemece her iki taraf delil listesinde yer alan çalışma sürelerini ve gelirlerini gösterir SGK evraklarının ilgili kuruma yazılarak temin edilmediği; bunun yanı sıra taraf tanık beyanlarından davalı kocanın meyve ve tatlı satmak suretiyle seyyar satıcılık yaptığı, meyve ve tatlıların hazırlanması işinin ise davacı kadın tarafından yapıldığının anlaşıldığı-
Bankadaki mevduat ile ilgili de talepte bulunulmasına karşı mahkemece sadece taşınmaz üzerinden hesaplanan katılma alacağına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Boşanma davasının tali niteliğindeki tazminat ve yargılama giderleri ile eşya alacağı hususunda bir taleplerinin olmadığını beyan eden tarafın boşanma dava dosyasındaki beyanı boşanma davasının tali niteliğindeki hususlara ilişkin olup, mal rejiminin tasfiyesinin amaçlanmadığının kabulünün gerektiği-
Davacı evlilik birliği içinde edinilen bir parça taşınmazın alımındaki katkısı nedeniyle yarı payı oranında tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuş, daha sonra davasını tamamen ıslah etmiş olduğundan, artık davanın tapu iptali ve tescil davası olarak değil katkı payı sebebiyle alacak davası olarak incelenmesi gerekeceği-
Davanın mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı katılma alacağı niteliğinde olduğu, bu davaya bakmaya Aile Mahkemesi'nin görevli olduğu-
HMK'nun 177. maddesi uyarınca ıslah tahkikatın sona ermesine kadar mümkün olup, aynı Yasa'nın 181. maddesine göre, davasını kısmen ıslah etmek isteyen tarafa ıslah etmek istediği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilmesi gerekeceği-
Katılma alacağı ve katkı payı alacağı davasında, davacı kadının ev hanımı olduğu, herhangi bir gelirinin bulunmadığı, herhangi bir malvarlığını binanın yapımı için tahsis etmediği ziynetlerin satılarak katkı yapıldığına ilişkin beyanlarının soyut nitelikte olduğu anlaşıldığından, davacı kadının 01.01.2002 öncesi döneme ilişkin binanın ilk üç katına ilişkin katkı payı alacağı talebi reddedilip sadece 01.01.2002 sonrasındaki edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklı binanın 4. ve 5. katlarına ilişkin alacak miktarıyla sınırlı olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Boşanma davası sırasında mahkemece tasdik edilmeyen ve böylece boşanma kararının eki haine getirilmeyen protokolün yok hükmünde olduğu-
TMK. mad. 166/3 gereğince, boşanma davalarında yapılan protokollerin geçerliliği hakimin protokolü uygun bularak tasdikine bağlı oluğu, tasdik edilmeyen ve böylece boşanma kararının eki haline getirilmeyen protokolün ise yok hükmünde olacağı; taraflar arasında her ne kadar protokol yapılmışsa da, boşanma ilamının eki olmayan ancak tarafların kabulünde bulunan protokole konu malların evlilik birliği devam ederken satın alındığı ve boşanma kararının kesinleşmesinden sonra elden çıkarıldığı, böylece protokolün infaz kabiliyetinin kalmadığı anlaşıldığına göre, mahkemece TMK. mad. 202 uyarınca taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu kabul edilmek suretiyle, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanarak, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
