İş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada; maddi tazminat miktarının tespit edildiği bilirkişi raporuna karşı davacı vekili tarafından “bir diyecekleri olmadığı” beyan edilerek itiraz edilmemiş olması nedeniyle davacılar lehine hükmedilen maddi tazminat miktarları yönünden kararı temyiz eden davalı yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu, bu nedenle usuli kazanılmış hakkın gözardı edilmesi suretiyle davacılar lehine daha fazla maddi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu- "Gerekçeli kararın davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle, davacının kararı temyiz etmediği gerekçesine dayalı olarak usuli kazanılmış hakkın oluşmayacağı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Mahkemece davacı tarafından davalıya banka aracılığıyla yapılan nafaka ödemelerine ilişkin evrakların celbedilmesinden sonra, önceki bilirkişi dışında bir bilirkişi görevlendirilerek, davacının davalıya her yıl ÜFE oranında ödemesi gereken nafaka miktarlarının belirlenmesi ve davalının dava tarihine kadar davacıdan, birikmiş nafaka borcu da dahil, ne kadar nafaka alacağı bulunduğunun tespit edilmesi, davacının hem bankaya yapmış olduğu, hem de icra dosyasına yapmış olduğu ödemelerin tarihleri ve miktarlarıyla belirlenmesi, davalının toplam nafaka alacağının tespitinden ve davacı tarafından yapılan toplam nafaka ödemelerin tespitinden sonra, davacının davalıya fazla nafaka ödemesi yapıp yapmadığının belirlenerek hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekeceği-
Eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik ve ayıplı işler bedelinin davalılardan tahsili istemlerine ilişkin davada, davalı şirket taahhütname ile eksik ve ayıplı işleri bedelsiz olarak gidermeyi taahhüt ettiğinden eksik ve ayıplı iş ayrımı olmaksızın bunların bedellerini ödemekle yükümlü olduğu,bu nedenle, mahkemece sadece eksik işlerin bedeline hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Taşınmazdan çıkartılan malzeme bedeli ile taşınmazın eski hale getirme bedelinin ödetilmesi istemlerine-
Tazminat davası bozma kararına uyularak-
Vekaletsiz iş görme hükümlerine dayalı olarak imalat bedelinin tahsili istemine ilişkin davada, davacı vekili, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde "serbest piyasa rayiçleri" üzerinden hesaplama yapan uzman görüşü sunmuş olup, mahkemece gerekçede belirtilmemekle birlikte uzman görüşüne itibarla hüküm kurulduğu anlaşıldığından ve HMK. mad. 293 uyarınca uzman görüşü taraf delili olup mahkemece, bu delil karşı tarafa tebliğ edilmediği gibi, uzman görüşü, bilirkişi raporuyla da denetlenmediğinden, mahkemece konusunda uzman ayrı bir bilirkişi kurulu aracılığıyla mahallinde inceleme ve keşif yapılarak -uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda- davacının alacağı ile ilgili rapor alınıp uzman görüşü denetlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
İşyeri kayıtlarının, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgelerin, işyeri iç yazışmalarının, ücret bordrolarının delil niteliğinde olduğu, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerektiği-
Bilirkişi raporunda davalının ödemeleri düşüldükten sonra asıl alacak ve işlemiş faiz borcu toplamının asıl alacak olarak kabul edilmişse, faize faiz işletilemeyeceğinden bu rapora dayanarak karar verilemeyeceği-
Menfi tespit davasında, bilirkişi raporuna itiraz edildiğinde itirazdaki tüm iddiaların üzerinde durularak ek rapor ya da yeni bir bilirkişi raporu alınması ve buna göre karar verilmesi gerekeceği-