Borçluya yapılan satış ilanı tebliğine ilişkin tebliğ belgesinin incelenmesinde; muhatabın "şehir dışında" olduğunun komşu beyanından anlaşılması üzerine tebliğ evrakı, TK'nun 21. maddesi gereğince muhtara teslim edilmiş olup, 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmış ve komşuya haber verilmişse de, tebliğ memuru, muhatabın adreste bulunmama sebebini, borçlunun adresinden geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığını, tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceği, dönecekse ne zaman döneceğini tevsik etmeden "şehir dışında" açıklaması ile yetinerek muhtara tebliğ ve 2 nolu fişin kapıya yapıştırılması ile tebliğ işlemini tamamlamış olduğundan, anılan tebligatın usulsüz olduğu-  Taşınmaz satışlarında, Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu (İİK. mad. 127)-
Tebligat kanununun 21. maddesinin iki hali birlikte düzenlemekte olduğu; bunlardan birisinin “ aderse bulunmama”, diğerinin ise “ tebellülden itina” olduğu- Muhattap yerine kendisine haber verilen komşunun muhattaba tebliğ işlemini haber verip vermemesini tebligatın geçersizliği sonucunu doğurmayacağı, kaldı ki tebliğ evrakının bir suretinin muhattabın kapısına yapıştırılmış olması nedeniyle, muhattabın bu şekilde tebligatı öğrenmiş olduğunun kabul edildiği, öte yandan haber verilen komşunun muhattaba bilgi vermemesinin kendisinin cezai veya hukuki sorumluluğunu doğuracağı-
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden borçlunun satış tarihinden haberdar olduğu anlaşılmakta ise de bu bilgilenmenin, sözü edilen hazırlıkları yapmaya yetecek bir süre önce gerçekleşmesinin şart olduğu- İhale, alacaklı ile borçlu arasındaki temel borç ilişkisine yabancı olup asıl borcun sona ermesi, önceden yapılmış ihalenin sıhhatine etki etmediğinden takip konusu borç tamamen ödense ve icra dosyası infazen kapansa bile derdest olan ihalenin feshine ilişkin şikâyetin incelenip sonuçlandırılması gerektiği-
Borçlu adına gönderilen satış ilanının borçlunun Mernis adresinde, borçlunun geçici olarak işe gittiğinin komşusuna sorularak tespiti üzerine, tebliğ evrakının muhtara teslim edildiği, 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırılıp komşusuna haber verildiği belirtilerek şerh verilmek suretiyle 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebliğe çalışıldığı, ancak muhatabın tevziat saatinden sonra adresine dönüp dönmeyeceğinin ve haber verilen komşunun ad ve soyadının, en azından belirlemeye yönelik özelliklerinin tebligat mazbatasında tespit edilmediği anlaşıldığından tebligatın usulsüz olduğu-
Borçluya gönderilen ödeme emrinin tebliğ edilememesi üzerine, adres kayıt sistemindeki (mernis) adresine Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre yapılan tebligatta, muhatabın adreste bulunamaması nedeni ile tebliğ evrakı köy azasına bırakılmışsa da, mahkemece, "nüfus müdürlüğü" ile "ilçe seçim kurulu"na yazılan müzekkerelere verilen cevaplardan, tebligatın yapıldığı tarih itibariyle dava konusu köyde bu isimli bir köy azası olmadığı anlaşılmakla olduğundan dolayı, ödeme emrine ilişkin tebligatın usulüne uygun olarak yapılmadığının kabulü gerektiği- 
Tebligat Kanununun 21. maddesinin 2 hali birlikte düzenlediği; bunlardan ilkinin “ adreste bulunmama” diğerinin ise “ tebellüğden imtina” olduğu- Borçluya satış ilamının tebliğ edilmemiş olmasının veya usulsüz tebliğ edilmiş olmasının, başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu-
Ödeme emri tebliğ şerhlerinde, borçluların tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadıklarının belirlenmediği ve muhatapların tevziat saatinden sonra adrese döneceklerinin tespit edilmediği, diğer taraftan, haber verilen kişinin açık kimliğinin de tebligatlardaki meşruhatta yazılı olmadığı gibi, imzasının alınmadığı ya da imzadan imtina hususuna da tebligat parçalarında yer verilmediği, bu haliyle, her iki şikayetçi borçlu yönünden gerçekleştirilen ödeme emri tebliğ işlemlerinin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1 ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliği'nin 30 ve 35. maddeleri koşullarına göre usulüne uygun yapıldığını söyleyebilme olanağının olmadığı-
Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine aykırı yapılan tebligatın usulsüz olduğu-
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesi uyarınca tebligat yapılabilmesi için öncelikle adresin muhatabın adrese dayalı kayıt sistemindeki adresi olmasının gerekeceği, adrese dayalı kayıt sistemi ise gerçek kişiler için olup, tüzel kişilerin bu sisteme dahil olmadığı, bu nedenle tüzel kişilere anılan madde uyarınca tebligat yapılamayacağı, tüzel kişiler yönünden resmi kayıtlardaki adresleri esas alınacağı ve bu adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ dönmesi üzerine aynı adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35/4.maddesine göre tebligat yapılacağı, bu durumda borçlu şirkete 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre yapılan satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğu-
Tebligat Kanununun 35. maddesinin uygulanabilmesi için, ilgilinin adresini değiştirmesi, yeni adresini bildirmemesi ve en önemlisi adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin tespit edilememesi gerektiği, Davalı arsa sahibi V. B. ile davalı yüklenici N.D.'ın adres kayıt sisteminde kayıtlı adresleri olmasına rağmen başka adreslere, Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca dava dilekçesi, duruşma günü, karar vd tebliğ edildiği, ancak davalılar V. B. ve N. D.'ın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adreslerine usulüne uygun tebligat yapılması gerekirken yerleşim yeri adresi olmayan adreslere Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebligat yapılması yasaya aykırı olup usulüne uygun olarak tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirdiği-