Taşınmaz kıymetinin, kıymet takdirine itiraz yargılamasından sonra şikayetin kabulüne karar verilip, icra müdürlüğünce alınan rapordan daha düşük değerin tespitine karar verilerek, mahkeme kararının gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki meydana getirildiği ve kararın gerekçesinin, hüküm kısmına açıkça aykırılık teşkil ettiği görülmekte olup, icra müdürlüğünce, bu kararda belirtilen değer esas alınarak satış yapılmasının hatalı olduğu- Şikayetçi borçlunun, süresinde kıymet takdirine itiraz etmediği düşünülse de, icra müdürlüğünce alınan kıymet takdirinin satışa esas alınmadığı, kıymet takdirine itiraz sonucu alınan raporun satışa esas alındığı, beyanı alınan komşunun imzasının alınmadan ve imzadan imtina etmişse bu husus tebliğ mazbatasına yazılmadan şikayetçi borçluya yapılan satış ilanı tebligatı usulsüz olduğundan, şikayetçi borçlunun, satışa esas alınan kıymet takdirinden, satış ilanı tebliği ile haberdar olmadığı- Borçlunun, bu hususlarla birlikte satışın durdurulması talebi ile icra mahkemesine şikayette bulunduğu da görüldüğünden, ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği-
Taşınmaz satışlarında, borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu- Tebliğ memuru, muhatabın adreste bulunmama sebebini, borçlunun adresinden geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığını, tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceğini, dönecekse ne zaman döneceğini tevsik etmeden "dışarı gittiği" açıklaması ile yetinerek muhtara tebliğ ve 2 nolu fişin kapıya yapıştırılması ile tebliğ işlemini tamamlamış ve ayrıca, haber bırakılan komşunun kim olduğu açık bir şekilde tespit edilmeyerek, sadece imzadan imtina ettiğine ilişkin bir açıklama yazıldığı görüldüğünden, bu durumda anılan tebligatın, bu hali ile tebligatın usulsüz olduğu- Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunuyorsa, tebligatın bizzat muhatabın kendisine yapılması gerekmekte olup, Tebligat Kanunu'nun 16. maddesinde yazılı şartlar oluşmadan yapılan tebligatın usulsüz olduğu-
Ortaklığın giderilmesi davasında şikayetçi borçluya gönderilen dava dilekçesinin, tebligat mazbatasında, tebliğin TK'nun 21/2. maddesine göre yapılması yönünde tebliğ merciince düşülmüş bir şerh bulunmamasına rağmen doğrudan TK'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiğinden tebligatın usulsüz olması karşısında, şikayetçi borçlunun taşınmazı üzerine konulan hacizden, ortaklığın giderilmesi davasına ilişkin dava dilekçesi tebliğiyle haberdar olduğunun kabulü mümkün olmadığından, meskeniyet şikayetinin süresinde olması nedeniyle şikayetin esasının incelenmesi gerektiği- O halde, mahkemece, meskeniyet şikayetinin süresinde olması nedeniyle şikayetin esasının incelenip oluşacak
Taşınmaz satışlarında, borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu- Tebliğ mercinin, tebligat mazbatasında, tebliğin TK'nun 21/2. maddesine göre yapılması yönünde düşülmüş bir şerhi bulunmadığından tebliğ memurunca doğrudan TK'nun 21/2.maddesine göre yapılan satış ilanı tebligatının usulsüz olduğu-
Taşınmaz satışlarında, borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu- Tebliğ mercinin, tebligat mazbatasında, tebliğin TK'nun 21/2. maddesine göre yapılması yönünde düşülmüş bir şerhi bulunmadığından tebliğ memurunca doğrudan TK'nun 21/2.maddesine göre yapılan satış ilanı tebligatının usulsüz olduğu- İhalenin feshini ilgililerin ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde isteyebileceği, satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet süresi ıttıla tarihinden başlayacağı; bu müddetin ihaleden itibaren bir seneyi geçemeyeceği-
Taşınmaz satışlarında, borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu- Tebligatta bilgisine başvurulan ve haber verilen komşunun ismi alınmadan tebliğ işleminin usulsüz olduğu- Borçlunun satışa hazırlanabilmesi, kendince gerekli duyuruları yapabilmesi ve daha fazla müşteri bulabilmesi için satış ilanının borçluya satıştan makul bir süre önce tebliğ edilmesi gerektiğinden, satış tarihinden 6 gün önce yapılan tebliğin makul süre olarak kabul edilemeyeceği-
Taşınmaz satışlarında, borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu- Tebligat mazbatasında; muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği tevsik edilmediğinden tebliğ işleminin usulsüz olduğu-
Mirasçılardan her birinin, terekedeki hakların korunmasını isteyebileceği- Dayanak takibin konusu ipotekten kaynaklanan para alacağı olduğundan, TMK. mad. 641 gereğince, mirasçılar murisin borçlarından müteselsilen sorumlu olduğu ve alacaklının müteselsil borçluların birinden, borcun tamamını isteyebileceği ve  her bir mirasçının şikayetin reddine ilişkin hükmü temyiz etmekte menfaatinin bulunduğu- Borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takipte, icra emrinin müteveffa borçluya tebliğ edildiği tarihe göre, alacaklı, İİK. mad. 150/e gereğince, iki yıllık sürede satış talebinde bulunulmadığından, takibin düşmüş olduğu ve takibin düştüğü tarihten sonra yapılan tüm işlemlerin yok hükmünde olduğu-
Satış ilanının, vekil yerine asile tebliğinin usulsüz olduğu, İİK.'nun 127. maddesi gereğince bu hususun başlı başına ihalenin feshi sebebi teşkil ettiği-
Tebligat Kanunu mad. 2l/2 gereğince tebligat yapılabilmesi için tebliği çıkaran mercice, "tebligat çıkarılan adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğu belirtilerek bu adrese TK. mad. 21/2 'ye göre tebligat yapılacağına dair" tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesinin zorunlu olduğu-